Puan vermedi·376 syf.··
2026 329. kitabı
Madeline Miller, Akhilleus'un Şarkısı (The Song of Achilles) adlı bu ödüllü fantastik ve tarihi romanında, Yunan mitolojisinin en büyük kahramanlarından Akhilleus ile onun en yakın dostu, yoldaşı ve sevgilisi Patroklos arasındaki derin bağı, Truva Savaşı'nın gölgesinde konu alır. Yazar; krallığından sürgün edilen çekingen prens Patroklos'un gözünden, yarı tanrı Akhilleus ile çocukluktan itibaren büyüyen sarsılmaz ilişkilerini anlatırken; kaderin kaçınılmazlığını, tanrıların acımasız oyunlarını, şan ve şöhret tutkusunu, savaşın getirdiği yıkımı ve her şeyin ötesindeki ölümsüz bir aşkı, mitolojik arka planı modernize eden lirik, büyüleyici ve yürek burkan bir edebi dille işler.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Puan vermedi
Bazı kitapları beğenirsiniz, bazı kitapları seversiniz; bazıları ise içinizde bir yere yerleşir ve uzun süre oradan çıkmaz. Akhilleus'un Şarkısı benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitaba başlarken Yunan mitolojisinden bildiğim bir hikâyeyi okuyacağımı düşünüyordum. Fakat karşıma çıkan şey bir savaş destanından çok daha fazlasıydı. Bu, Patroklos ve Akhilleus'un dostlukla başlayıp zamanla derinleşen bağlarının, sevginin, sadakatin ve kaçınılmaz kaderin hikâyesiydi. Madeline Miller'ın anlatımı o kadar etkileyiciydi ki karakterler mitolojik figürler olmaktan çıkıp gerçek insanlara dönüştü. Özellikle Patroklos'un gözünden anlatılan hikâye, yaşanan her mutluluğu daha değerli, her acıyı ise daha ağır hissettirdi. Kitabın son sayfalarına yaklaştıkça ne olacağını bilsem de okumayı bırakmak istemedim. Çünkü bazı sonlar sürpriz oldukları için değil, kaçınılmaz oldukları hâlde insanın kalbini kırdıkları için unutulmazdır. Akhilleus'un Şarkısı bana yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmadı; sevginin zamanın, savaşın ve hatta ölümün ötesine nasıl geçebileceğini gösterdi. Şimdiye kadar yüzlerce karakter tanıdım, onlarca kitap okudum. Ama çok azı bende Patroklos ve Akhilleus kadar iz bıraktı. Bu yüzden Akhilleus'un Şarkısı, benim için sadece çok sevdiğim bir kitap değil, aynı zamanda şimdiye kadar okuduğum en güzel kitap.
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·176 syf.··
2026 28. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:32
Aile laneti ve kan davası üzerine kurulu olan bu tragedya üçlemesinde şiddet döngüsünün kamusal hukuk/mahkeme aracılığıyla sona erdirilerek adaletin kurumsallaşması öne çıkar. Troya seferi için kızını kurban eden Agamemnon'u karısı Klütaimestra öldürür. Babasının intikamını almak isteyen Orestes ise bu kez annesini öldürür. Bunun üzerine intikam tanrıçaları Orestes'in peşine düşer ve kan davasının sonsuza kadar sürmesine engel olmak için bir mahkeme kurulur. Kişisel öç yerini kamusal adalete bırakır teması işlense de eser boyunca Klütaimestra'nın öldürülmesine, Orestes'in ve Elektra'nın adaletsizliğine, Athena'nın cinsiyetçiliğine ayılıp bayılmaktan işlenen konuya odaklanmak zorlaşır. Yine de verilen mesaj açıktır: Adalet kişisel olmaktan çıkıp kurumsal hale gelmeli ki düzen bozulmasın, keyfilik yaygınlaşmasın. Tam da bu nedenle ortak siyasal kurumlar ve hukuk önemlidir.
Oresteia - Agamemnon, Adak Sunucular, EumenidlerAiskhylos · Mitos Boyut Yayınları · 2010206 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 30. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 16:16
Savaşın kaybedenlerini -özellikle kadınları- ele alan, mağdurların merkezde olduğu bir tragedya. Yunanların zaferinden sonra Troyalı kadınların Yunan komutanların ganimetleri haline gelmelerini işler. Euripides'in, Hekabe karakteri üzerinden esaslı bir psikolojik tahlil işine giriştiğini de görürüz. Böylece iktidarın şiddetini, savaşın ezilenler üzerindeki etkisini göstererek güç sahibi olmanın haklı olmak anlamına gelmediğini düşündürür yazar. Diğer Antik Yunan metinlerine baktığımızda savaşların kahramanlık hikayeleri gibi işlendiği göze çarparken burada savaş karşıtı denebilecek bir ton vardır: "Ah kargıları beyinlerinden güçlü Hellenler!" (s. 47). Üstelik, eser boyunca siyasal özneler olarak kadınlar savaş, iktidar, adalet ve zafer hakkında konuşurlar, bu da tragedyanın ayırt edici bir özelliği olarak düşünülebilir.
Troyalı KadınlarEuripides · İş Bankası Kültür Yayınları · 2022775 okunma
Aiaie cadısı sürgün Kirke’nin hikâyesi
9/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:26
Güneş tanrısı Helios’un Okeanos’un nympha kızı Perseis’ten olma dört çocuğunun üçüncüsü: Kirke. Diğer üç kardeşi gibi ilahi güçlere, erdemlere, nymphaların güzelliği ve zarafetine sahip değildir ve bundan dolayı tabiri yerindeyse annesi dahil herkes tarafından sürekli hor görülür. Aşkı yüzünden ölümlü bir balıkçıyı tanrılaştırır, kıskançlığı yüzünden rakibi bir nymphayı canavara dönüştürür ama bunlarla sınırlı kalmaz. Bu cadılığından ve suçundan ötürü Zeus tarafından Aiaie Adası’na sonsuza dek sürgüne gönderilir. Ama yanılıyorlar, yanılıyorsunuz: Cadılık illa nefret, kıskançlık ya da başka türlü bir kötülükten doğmaz; ben ilk büyümü aşkımdan yapmıştım. Aiaie’de kendini cadılık konusunda her geçen gün daha da geliştirir. Bitki kökleri, özsular, efsunlar, malü çiçeği, yabani otlar… Adada tabiri yerindeyse izole bir hayat sürer. Zaman zaman ukala Hermes ziyaretine gelir, kehanetler getirir. Zaman zaman yolunu kaybeden taşkın denizciler adayı ziyaret eder; yedirir, içirir, sonra da onları domuza dönüştürür ve böylece Kirke’nin ünü yayılır… Kehanetler, Troya Savaşı, Akhilleus ve Patroklos, Odysseus, Skylla, Daidalos ve İkaros, Minotaurus ve daha fazlası… Ben, Kirke, yazar Madeline Miller’ın ilk kitabı Akhilleus’un Şarkısı’ndan fikrimce daha derli-toplu, akıcı fantastik bir eser. Tıpkı ilk eserinde olduğu gibi yazar, bu eserinde de okuyucuyu sıkmayan bir anlatımla Yunan mitolojisinin sevilen kahramanlarının hikâyesini bize yalın, sade bir şekilde sunuyor. Yunan mitolojisi ilgililerinin seveceği Ben, Kirke her okurun değil ama fantastik, mitik her okurun kütüphanesinde yer edinmeli.
Mitoloji
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2026 48. kitabı
Akhilleus'un Şarkısı, bildiğimiz o sert, kaslı ve kusursuz "yarı tanrı" imajını yıkıp, arkasındaki kırılgan insanı önümüze koyan sıcacık bir kitap.Kitabın en güzel yanı, hikayeyi Akhilleus’un değil, onun gölgesinde büyüyen sürgün prens Patroklos’un gözünden dinlemek. Bu sayede karşımızda sadece savaşan bir makine değil; müziği seven, gülen, hata yapan ve aşık olan bir Akhilleus buluyoruz. Çelimsiz ve babasının gözünden düşmüş Patroklos, saraydan sürülür ve Akhilleus’un babasının krallığına sığınır. Burada yolları kesişir.Akhilleus, herkes ondan uzak dururken Patroklos’u seçer. Centaur Kheiron’un yanında, doğanın içinde birlikte büyürler ve aralarında derin bir bağ, bir aşk filizlenir.Troya Savaşı patlak verdiğinde, Akhilleus’un önünde iki seçenek vardır: Ya uzun ama silik bir ömür sürecek ya da Troya’da savaşıp genç yaşta ölecek ama adı ölümsüz olacaktır. Akhilleus şanı seçer.Patroklos sevgilisini korumak için onunla savaşa gider. Ancak kaderden kaçılmaz; savaşın vahşeti, Akhilleus’un kibri ve aralarındaki o büyük sevgi, onları adım adım mitolojinin en can yakıcı sonuna doğru sürükler. Kitap antik dönemi o kadar canlı ve samimi anlatıyor ki, tarih veya mitoloji bilgisine hiç gerek kalmıyor. Kendinizi bir anda o dönemin saraylarında, kumsallarında buluyorsunuz. Akhilleus’un tanrısal kibri ile Patroklos’un insani merhameti arasındaki denge çok iyi işlenmiş. Akhilleus’un savaştaki acımasızlığına kızarken, Patroklos’un yanındaki çocuksu haline içiniz ısınıyor. Kitaptaki ilişki sadece romantik bir bağ değil; birbirinin ruhunu tamamlama hikayesi. Madeline Miller bunu hiç ajite etmeden, son derece zarif ve asil bir dille aktarmış. Hikayenin sonunu (mitolojiden dolayı) bilerek okusanız bile, son 50 sayfada gözyaşlarınızı tutmak neredeyse imkansız. Kitap bittiğinde
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma