Bu artık "esas adam esas kızı alır” hikâyesi yerine "kaçıngan kaygılıyla tanışır" hikâyesi oluyor. Adamın yakınlığa ihtiyacı var ve kadın bundan kaçıyor. Kaderleri en baştan belliydi ama kahramanımız bunu görmedi. O kadının gidip başkasıyla evlenmesi, kaçıngan biri olduğunu ve evlilikten kendisinin (ya da kocasının) mutluluğunu sağlayamayacağı gerçeğini değiştirmez. Davranışını sürdürecek ve kocasını kendinden birçok şekilde uzaklaştıracak. Hepimizin bildiği gibi kahraman onun hayalet eski sevgilisi olacak.
Bukowski diyor ki :”Açıklama yaparak zamanınızı boşa harcamayın . İnsanlar sadece duymak istediklerini duyarlar .”Cemil Meriç’ in de dediği gibi “fazladan izahat ,lisanen kabahattir .”
AŞK ‘ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde…