İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
İnsan yavaş yavaş sona yaklaştığını hissedince, hem geçmişe dönüp hatalarını sorguluyor hem de onların yaşattığı pişmanlıkları daha fazla içinde hissediyor.
Aslında büyük ölçekli insan topluluklarının arasındaki tüm ilişkiler hikayelerle şekillenir çünü insanların ait olduğu kimlikler bizzat hikayelerce tanımlanır.
Marksist teoriye göre insanlar daima çıkarları tatmin edilecekse harekete geçer ve hikayeleri de, yalnızca bu çıkarları kamufle etmek ve rakiplerini kandırmak için kullanırlar.