deniz taşkın

deniz taşkın
@tskdnz
İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Marul. Antik Yunan ve Roma kültüründe Adonis onuruna kutlanan bay­ramlarda kullanılan bir semboldü. Özellikle Yunanlılar marulun anti-afro­ dizyak olduğuna inanmaktaydılar. Onların inancına göre Aphrodite'nin sevgilisi Adonis bir domuz tarafından yaralandığında, tanrıça sevgilisini bir maul tarlasına yatırmıştı. Bu nedenle de Adonis onuruna yapılan şen­liklerde kadınlar damlara kurdukları küçük babçelere veya saksılara marul tohumları ekerlerdi. Marular filizieninceye kadar sulayıp bakan kadınlar, bu aşamaya gelindiğinde susuz bırakıp ölüme terk ederlerdi.
Sayfa 299·Kitabı okudu
Reklam
Yaşamın en temel koşullanndan birisi olarak kabul edi­len suyun insanla olan münasebeti yaratılış öykülerinin de sevilen konulanndan olmuştu. Pek çok inancın insanın ya­ratılışını ele aldığı mitoslarında su, toprakla beraber insa­nın hammaddelerinden birisi olarak aktanlır. Başta Mezo­potamya mitolojisi olmakla birlikte pek çok antik kültürün inançları arasında yaratılışın ilksel maddesi sudur. İnsan bi­yolojisinin büyük kısmının sudan oluşması ise bu öyküleri doğrular niteliktedir. En eski filozoflar, yaşamın kaynağı ola­rak kabul ettikleri elementler arasında suyu her zaman en üste koymuşlardı. Öte yandan hangi dine bakılırsa bakılsın dini ritüeller açısından suyun vazgeçilmez olduğu görülür. En erken dönemlerden itibaren suyun ruhsal, dinsel ve beden­sel bir anronma aracı olduğu biliniyor. Su, kültürlerin, uygar­lıklann kurulmasının da koşuluydu, uygarlıklar bir su kena­rında var olmuşlardı. Uygarlık oluşturmanın koşulu suyun ve su kaynaklarının kontrol edilmesiydi. Kültür tarihinin en büyük kırılma noktalarından biri Mezopotamya'da meydana gelmişti. Mezopotamya kültürü enerjisini de ismini de Dicle ve Fırat'tan almıştı. Hemen arkasından yükselen Mısır kül­türü kendisini Nil Nehri'ne borçluydu. Asya'nın kadim Hint kültürü ise Ganj'dan ve Çin Sarı Nehir'den doğmuştu.
Sayfa 294·Kitabı okudu
Sofra armağanlan arasında sayılan yazı levhaları, okuma yazma bilen ayrıcalıklı sınıfın en değerli eşyalarıydı. Antik­ çağda yazmak için genellikle üzeri balmumuyla kaplanmış levhalar kullanılıyordu. Üzerindeki mumu yenilendikçe tek­rar tekrar yazı yazılabiliyordu bu levhalara. Elbette kullana­nın ekonomik durumuna göre yazı levhalannın da bir kimlik taşıdığını söyleyebilirim. Atina' da üretilmiş bazı vazo resim­lerine bakılırsa bu yazı teknolojisinin oldukça uzun bir süre kullanımda kaldığı anlaşılıyor. Martialis'in saydığı hediye yazı levhalan arasında şunlar bulunuyor: Limon ağacın­ dan yapılmış yazı levhaları, beş yapraklı yazı levhaları (def­ter gibi beş sayfası olduğunu düşünebilirsiniz), fildişi yazı levhaları, üçlüler (üç yapraklılar), ince deriden yazı levha­ları (Martialis bunların da mumlu levhalar gibi kazmarak defalarca kullanılabileceklerini bilhassa ifade ediyor), Vitel­lius yazı levhaları (ketenden üretilmiş bir çeşit kağıt), büyük boy yapraklar (normalden büyük sayfalar) ve mektup yap­rakları. Bu listeden de anlaşıldığı üzere şölenlere davet edi­len konuklara, belki de davet sahipleri için güzel sözler sarf etsinler diye yazı materyali vermek gelenek idi. Öte yandan parası pulu olmayan Martialis gibi davet edileceği şölenlerde karnını doyurmayı planlayan hatiplerin ihtiyaçları da karşı­lanmış oluyordu.
Sayfa 267·Kitabı okudu
Soğan Akdeniz dünyasında "evren" veya "ölümsüzlük" anlamına da gelir. Sarımsakla birlikte kötü güçlerin kovulması için evlerin değişik yerlerine asıldıkları bilinir. Özellikle de Eski Mısır kültüründe ölenlerin soğanla gö­mülmesi geleneği bulunmaktaydı ve bunun anlamı ölen kişinin ölümsüz­lük yolculuğuna çıktığıydı.
Sayfa 266·Kitabı okudu
Roma kültüründe baklanın yemekte kullanılmasının ötesinde bir anlamı vardı. Roma ' da ölülerin hayaletlerine Lemur adı verilirdi. Lemurlara saygı göstermek ve yıl boyunca onları yaşamdan uzak tutmak amacıyla her yıl 9, l l ve 13 Mayıs gecesi Lemuria Bayramı olarak kutlanır ve Lemurlar için dua edilirdi. Evin babası ellerini memba suyunda yıkadıktan sonra çıplak ayakla yürümeye başlar ve yol boyunca hiç arkasına bakmadan bakla tane­lerini yola bırakırdı. Bunu yaparken dokuz kez 'bu baklalarla kendimin ve ailemin zekatını ödüyorum' diye tekrarlardı. Son olarak Lemurlardan artık gitmelerini saygıyla dilerdi. Bu şekilde Lemurların baklaları topladıklarına ve gelecek yıla kadar onları rahatsız etmeyeceklerine inanılırdı. Ekinierin tanrıçası olan Demeter bakla yetiştiriciliğinin öğreticisi olarak görülürdü.
Sayfa 265·Kitabı okudu
Reklam