İnsanlar bedenlerini süslemek için servet harcarlar, akıllarını süslemek içinse hiç çaba göstermezler. Bu yüzden çoğu dışarıdan parlak, içeriden çürüktür.
Dünyadaki kültürel yaşamın ne denli hızla değiştiğini gözlemlemek mümkün ancak yemeğin iktidannın tarih boyunca hiç değişmediğini rahatlıkla görebiliyoruz. Yeter ki ortada bu sofrada oturmak isteyen iktidar dalkavukları olsun, sistem zaten yoksulu üretiyor.
Yapay zekadaki gelişmeler, hükümetlerin nasıl etkileşeceğimizi, nasıl iletişim kuracağımızı ve düşüneceğimizi izleyeceği, denetleyeceği ve hatta dayatacağı “dijital diktatörlük”lerin yükselişini haber veriyordu.
Despotik devletlerin yol açtığı korku ve baskı ile devletin yokluğu sonucunda ortaya çıkan şiddet ve kanunsuzluğun aasında sıkışmak, özgürlüğe giden dar bir koridordur. İşte bu koridorda devlet ile toplum birbirini dengeler.
Özgürlüğün devlete ve yasalara ihtiyacı vardır. Fakat özgürlük, devlet veya onu denetim altında tutan seçkinler tarafından verilen bir şey değildir. Sıradan insanların yani toplumun elde etmesi gereken bir şeydir.