Fezanın akıl almaz derinliklerinde gezinen
bir geminin misafiriyiz. Älemde bir zerre hükmünde olan ve dünya adı verilen bu gemi, ahiret memleketine yolcu taşıyor.
Vurur zihnimin kıyılarına niceleri
Aşk illetinin kapkara lezzetleri,
Sonra dayanır kapıya Merhamet, Derim "Kimde vardır böyle dert?" Derken Aşk hücuma kalkar aniden,
Ve hayat çıkar gider bedenimden,
Biri hariç tüm hislerim beni terk eder,
O da durmadan seni arar, seni söyler.
Son bir kez doğrulurum kurtulmak için,
Harap bir halde ve ölmüş cesaretimle,
Hayat artık hayali kurulacak, kurgulanacak bir şey değil benim için. Şebüsteri yüzyıllar öncesinden deyivermiş, "Sor-muşlar ki 'Nihayet nedir?' diye, demiş Rücu eylemektir başladığın yere'." Ben de başladığım yere bitirmeye geldim, derleyip to-parlamaya, tarihe yerleştirmeye, hayatımdan artakalanların benden sonrakiler için yüke dönüşmesini önlemeye geldim.
"Kendi mutluluğun zirve yaparken hiç başkalarını düşündüğün oluyor mu?"
Duygular renkli gözlükler gibidir, gözü aldatırlar.
Zamanla her şey, iyilikler de kötülükler de normalleşiyor, insanların zevksizliği seni çok fazla rahatsız etmiyor ve sadece yeryüzünün zarafeti eşlik ediyor sana.