Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden, benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizimki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde,ne sen kalırsın ne ben.
Hastalık, gerçekleşmemiş konuşmaları ve ertelenmiş yakınlığı ortaya çıkarmıştı. Birdenbire yanınızdaki, her zaman var olacağına inandığınız kişi, ölümlülüğüyle ışıldamaya başlıyor, saydam ve kırılgan hale geliyor. Hayatının ipliği, sonbahar güneşinde aniden görünür hale gelen örümcek ağları gibi parlıyor.
Her sabah kalkıp yıkanıp giyinmek insanlara verilmiş bir lanet sanki. O andan itibaren, gün yeni başladığı halde, o gün olacak olmayacak her şeye karşı isteksizlik hissetmeye de hakkı var insanın. Düşünsenize tüm yaşam böyle. Kaç kez kalktık, yıkandık, giyindik, peki, ne için?