Kırılganlıktan, duyarlılıktan, zayıflıktan, istikrarsızlıktan, incinebilirlikten ve sonluluktan, özlemle arzulanan ama asla varılmayan sonsuzluk kaygısından soyutlanmış insani bir durum nasıl olabilir ki?
İçindeki her şeyi yıkıp çökerten ölümcül sarsıntılar selinin ardından ruhunda tek bir duygunun, yüzbaşıya olan aşkının ayakta kaldığını fark etmişti. Çünkü aşk bir ağaç gibidir: Kendiliğinden yetişir, kökleriyle tüm benliğimizin derinliklerini sarar ve yıkıntı halindeki bir yürekte yeşermeye devam eder. Bu tutkunun ne kadar körse, o kadar inatçı oluşunu açıklamak mümkün değildir. Kendi içinde tutarlı olmadığında daha da güçlüdür.
Sayfa 404 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Romanda beni en çok etkileyen şey Hugo, bir insanı sevmenin dört farklı şeklini bize göstermiş. Dört farklı sevgi biçimini okuyoruz: rahibin, zangocun, yüzbaşının, şairin. Aşkın ne kadar esnek olduğunu, kişinin karakterine göre şekillendiğini fark ettim. Kimi aşk bencil oluyor, sevdiğine hayatı zindan ediyor; kimi aşk fedakâr oluyor, sevdiğine hayat veriyor. Ayrıca gözü kör eden başka bir aşkı daha okuyoruz. Dünyayı iyiliğin ve sevginin kurtaracağına, bunlar olduğunda yaşamın daha anlamlı olduğuna inanıyoruz.