Tuğçe Kahraman

Tuğçe Kahraman
@tugcekahh
6/10
·168 syf.··
2021 21. kitabı
Hadula, Yunan edebiyatından olunduğum ilk kitap ve benim kişisel olarak beklentimin altında kalan bir kitaptı. Kitapta herhangi bir vurgu yapılmasa da ruhsal olarak sıkıntıları olan psikopat bir kadının hikayesi aslında. Hadula adada bitkilerden şifa dağıdan bir kadındır fakat kız çocuklarına tahammülü olmayan biri. Adada genelde kız çocukları doğuyor ve anneleri hasta oluyor( kitapta durum böyle denmiyor fakat yeni doğum yapanların ortak durumu). Hadula'nın erkek çocukları evden ayrılıp gitmişler ve kız çocukları yanında, hatta bir kızı evli ve yeni bir kız bebeği oluyor. Bebek hasta, kızı loğusa. Bebeğe Hadula bakıyor. Yorgunluk ve bence ruhsal durumundan dolayı önce kendi kız torununu, sonra oynayan 2 kız çocuğunu boğuyor. Bu ölümlerde şüpheleri üstüne çekmiyor, fakat daha sonra başka bir kız çocuğun kendiliğinden kuyuya düşüyor ve Hadula orda bulunuyordu ve sonra orayı terk ediyor. Muhafızlar tarafından şüpheleri çekiyor ve sorgulanıyor. Tutuklanacağını anlayınca Hadula kaçmayan başlar. Dağlarda sığındığı evlerde yine kız çocuğu öldürme dürtüsünün durduramaz. En son kaçarken kendisi de boğularak ölür. Ayrıca Jaguar Kitaptan yine harika bir kitap kapağı tasarımı. Bu konuda çok iyiler.
Edebiyat
HadulaAleksandros Papadiamantis · Jaguar Kitap · 2022695 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·105 syf.··
2021 22. kitabı
Günler, Aylar, Yıllar tam bir umudunu kaybetmeme kitabı. Kuraklıkla birlikte herkes köyünü terk ederken, ihtiyar bir adam ve kör köpeği köyde kalır. Kavurucu sıcağa rağmen bir mısır fidesini yeşertmek için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışır. Önce köydeki tüm tarlalardaki ekili mısır tohumlarını bulurlar ve yerler, sonra bu tohumlar tükenince, sıçanları avlamaya başlarlar ve onları yerler, onlar da tükenince dağları tepeleri aşarak yiyecek ve su arar ihtiyar. Tek amacı kendini ve kör köpeğini hayattan tutmaya çalışmak olsa da yeşertmeye çalıştığı mısır fidesini hasat zamanına kadar kavurucu sıcağa dayanmasını sağlamak. Kitabı okurken bir umutlanıyorsunuz bir hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Bu sefer oldu derken başka aksilikler çıkıyor. Mısır fidesi tam yeşerdi derken sıcaktan kuruyor. Yorganını kuyudan ıslatıp fidesini sular. Yine tam oldu derken sıçanlar saldırır. Derken kuyuda su biter. Tekrar su buldu derken fide tekrar kurumaya başlar ve hastalanır. Yine bir çare buIdu derken bu sefer hem yiyecekleri bitmiştir hem de fidenin gübreye ihtiyacı vardır. İhtiyar bu fideyi yeşertmak ve hasat zamanına çıkmasını sağlamak için kendi bedenini de adar. Fidenin dibine bir çukur kazır ve köpeğinden kendini oraya görmesini ister. Kör köpek her şartta ihtiyarın yanında olur. Onu korur, mısır fidesini korur. O da zaten iyice bitkin haldedir ve ihtiyarın mezarı başında ölür. Köye dönen halk önce fideyi görürler sonra dibindeki mezarı ve köpeği fark ederler o zaman onun köyde kalan ihtiyar olduğunu anlarlar. Fidenin köküne sarılı halde bedenini görünce anıt olarak mezarını orda bırakmaya karar verirler. Hasat zamanı geldiğinde köyde hiç tohum kalmamıştır. İhtiyarın yeşertmeye çalıştığı mısır fidesinin verdiği 7 mısır tanesini köyde kalan 7 erkek köyün etrafındaki farklı 7 tarlaya
Edebiyat
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
8/10
·408 syf.··
2021 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 09:24
Kitabı beğendim, severek okudum fakat aşırı heyecanlı ilerleyen bir kitap değildi. Sonuç olarak Mitolojik bir hikaye. Benim mitolojik türde  okuduğum ilk kitap olduğu için başta çekincelerim vardı. Acaba anlar mıyım, karakterleri anlamakta zorluk çerker miyim diye fakat kitap benim gibi mitolojiye uzak olanların bile severek okuyacağı, anlayacağı, korkularımı boşa çıkaran bir kitap oldu. Ayrıca kitabın sonunda  karakteri tanıtan mitolojik sözlük niteliğinde bir karakter dizini bulunmakta, her ne kadar ben kitabın ortalarına doğru bunu farketmiş olsam da okuyucular için güzel olmuş. Kişisel olarak güçlü kadınları anlatan veya gücünü keşfeden kadın hikayeleri sevdiğim için 'Ben, Kirke ' de sevdiğim bir kitaplar arasında yerini aldı. Kirke, Güneş tanrısı Helios'un titan kızı fakat aile arasında annesi, babası, kardeşleri tarafından pek sevilmeyen, dalga geçilen, ötekileştirilen, önemsiz biri gibi hissettirilen biri olarak büyür. Kirke de kendine güveni olmayan, ölümlülerin sesine benzeyen ince sesi, sarı renkte gözleri ile dalga geçilmesi yüzünden tanrıların arasında kendini yalnız ve farklı hisseder. Bir gün limana gelen bir denizci olan Glaukos ile tanışır ve aşık olur. Bu aşk imkansız gelir Kirke'ye. Kendisi ölümsüz sevdiği adam ise ölümlüydü. Kirke buna çare olarak Glaokos'a çaktırmadan aslında kendisi de farkında olmadan ilk büyüsünü yapar ve onu tanrıya dönüştürür. Glaukos fiziksel olarak değişir fakat Kirke'ye karşı bir şey hissetmez hatta Kirke gibi bir nympha olan güzel Skylla ya aşık olur ve onunla evlenmek ister. Kirke kıskançlıktan ikinci büyüsünü yapar ve onu canavara dönüştürür. Kirke bu yaptıklarını bir süre kimseye söylemez fakat sonra dayanamaz herkesin olduğu bir akşam bunu itiraf eder. Bunu Kirke'nin yaptığına pek inanmazlar fakat kardeşi Aietes
Edebiyat
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
8/10
·363 syf.··
2021 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 09:42
Talebe; Mormon bir ailenin çocuğu olarak bilim ve devlete güvenilmeyeceği öğretileriyle büyüyen Tara'nın dini baskılar ve aile içi zorbalıklara rağmen kendini bulma, kendi yolunu çizme hatta kendi kaderini eğitim ile değiştirebilmenin mümkün olduğunu, insanlara ilham olan, gerçek bir hayat hikayesi, bir 'anı kitabı'. Tara Westover; bitkilerle şifa dağıtan ve ebelik yapan bir annenin, hurdalık işi ile ilgilenen, her an 'büyük felaket' yaşanacakmış gibi hazırlık yapan tutucu Mormon bir babanın yedi çocuğunun en küçüğü. Hayatında hiç okula gitmemiş, evde okuma yazma öğrenmiş, hatta doğum belgesi bile olmayan Tara babasının öğretileri ile tıpa inanmayan, Rab'in izniyle hastalıkların doğal yollarla tedavi edilebileceğine, okula, devlete güvenmeyen biri olarak yetiştirilir. Babasının yanında hurdalıkta ağır işlerde çalışır, aile içinde birçok trajik, ağır kazalar, yaralanmalar olur fakat ailenin inancına göre bu durumlarda hastaneye gitmek yerine evde tedavi edilmelidir. Ayrıca Tara bütün bu zorlukların yanında abisi Shawn 'ın zorbalıklarına, şiddetine maruz kalır ve bir kaçış olarak 16 yaşında hiç okula gitmeden BYU üniversitesine kabul edilir. Orada onun dünyasının dışında bir dünya ile ilk defa karşılaşır ve yaşadığı maddi zorluklarda devletten yardım almayı kabul etmeden, hastalandığında hastaneye gitmeye dirense de başarılı bir akademik hayatı olur. En sonunda bursu kabul eder ve başarısını artırarak Cambridge ve Harvard'a uzanan lisans üstü çalışmalarını ve doktorasını yapar. Bu sırada ailesine özellikle babasına karşı eğitim ile farkındalığı arttığından düşünceleri değişmiştir, çatışmalar yaşanır. Abisi Shawn'ın hem kendisine hem de başka kadınlara karşı zorbalığına karşı durmaya karar verir fakat ailesi bu şiddetin karşısında durmak ve Tara'ya destek olmak yerine
Edebiyat
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,794 okunma
7/10
·324 syf.··
2021 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2021 14:31
Kitap yazarın bir başka kitabı olan Körlük kitabının devamı niteliğinde bir kitap. Gerçi 180li sayfalara gelene kadar acaba yanlış mı biliyorum, devamı mı, değil mi acaba diye düşündürdü beni. Çünkü Körlük kitabında olan olaylar ve karakterler bu kısma kadar hiç geçmiyordu sadece birkaç yerde körlük salgının olduğu geçiyordu. Körlük kitabının okuma sürecine benzer bir süreç yaşadım, yani hızlı olmayan, dili ve yazara has yazım şeklinden dolayı virgüllerle dolu sayfaları okuması kolay olmayan bir kitaptı. Kitabı 2 kısıma ayırabiliriz. Hükümetteki kişilerin önde olduğu kısım ve Körlük kitabındaki karakterlerin dahil olduğu kısım şeklinde. 2. kısım tanıdık karakterler olduğu için daha akıcı ve heyecanlıydı. Konusundan genel olarak bahsedersek ülkenin başkentinde beyaz körlük salgınından 4 yıl sonra bu sefer başka bir beyaz salgın olarak görülen yerel seçimlerde halkın çoğunluğunun boş oy kullandığı bir süreci ve hükümetin bu olay karşısında nasıl davrandığını, tepki verdiğini anlatıyor. Politik, siyasi alt mesajları olan bir kitap. ( Kitap hakkında ipucu olabilecek kısım) Daha ayrıntılı olarak kitabı anlatmak gerekirse kitap ülkenin başkentinde yerel seçimin yapıldığı gün seçmenler oy kullanmaya gelmezler. Yetkililer bunu çok yoğun yağışın olmasına bağlalar. Saat 4 gibi bütün seçmenler sanki anlaşmış gibi aynı anda sandıklara geliyorlar ve seçimlere katılıyorlar fakat seçim sonuçlarına bakınca oyların çoğunluğunun boş oy olduğunu görülüyor. Hükümet bunun kabul edilemeyecek bir durum olduğunu ve yağışlardan böyle olduğunu öne sürerek bir hafta sonra güneşli bir günde seçimler tekrarlanıyor. Fakat sonuçlar açıklandığında bir öncekinden daha fazla boş oy çıktığı görülüyor. Yaklaşık yüzde 83 tü sanırım. Hükümet halkın arasına ajanlar, casuslar gönderiyor. Çaktırmadan
Edebiyat
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,9bin okunma