Tuğçe

Tuğçe
@tugcelibisiler
Eski çağlardan günümüze gelen biri (eski hesabımı asla bulamıyorum, siz de görürseniz orada bırakın, kalsın)
Birisi şu Karakaplı Nizami Bey’i BULSUN artık!
Puan vermedi·343 syf.··
2025 5. kitabı
Ah Yaşar’ım… Ne yaşarsın ne yaşamaz… Bu kafa kağıdını bir alsaydın Okurken bir yandan güldüm, bir yandan aşırı sinirlendim. Çünkü anlatılan şeyler absürt görünse de gerçek hayatta karşılığı olduğunu biliyoruz. Şu an bir devlet dairesine gitsek tüm aşamalarıyla aynı adımları haalaaaa yaşıyoruz. Yaşar’ın sistem içinde var olmaya çalışması ama sürekli yok sayılması trajikomik olduğu kadar çok acıydı da. Adamın yaşayıp yaşamadığının bile belli olmaması ilk başta komik geliyor ama sonra bunun aslında korkunç bir çaresizlik olduğunu fark ediyorsun. Aziz Nesin mizahı sadece güldürmek için kullanmıyor; insanların alıştığı saçmalıkları yüzümüze vuruyor. Bürokrasi, torpil, ilgisizlik, insanı bir kağıt parçasına indirgeyen sistem… Üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen kitabın hâlâ bu kadar gerçek hissettirmesi zaten en rahatsız edici kısmı. Kitap bittiğinde insanın aklında şu kalıyor: Bazen bir insanı yok etmek için öldürmeye bile gerek kalmıyor.
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,2bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kısacık Bir Hikâye, Koca Bir Yas
Puan vermedi·208 syf.··
2026 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 22:08
Bahçıvan ve Ölüm… Kısacık bir hikâye ama insanın içine oturuyor. Bazen hayatta en çok korktuğumuz şeyden kaçmaya çalışırken fark etmeden tam da ona doğru koşuyoruz. Bahçıvanın kaderden kaçmaya çalışması aslında hepimizin yaptığı bir şey. Sürekli kontrol etmeye çalışıyoruz, yarın yaşayacağımızı düşünerek plan yapıyoruz, yaşayamamaktan korkuyoruz… ama bazı şeyler ne yaparsak yapalım olacak. Hikâyenin en vurucu tarafı da bu zaten: İnsan bazen kendi korkularıyla kendi sonunu hazırlıyor. Okurken şunu düşündüm; hayatın belirsizliğiyle kavga etmek insanı sadece daha yorgun yapıyor. Belki de her şeyi kontrol etmeye çalışmak yerine bazı şeyleri kabullenmeyi öğrenmek gerekiyor. Kısacık bir metin olmasına rağmen insanda garip bir sessizlik bırakıyor. Bu kitabı okurken beni en çok tetikleyen şey, ölümün bazen ansızın hayatın ortasına düşebildiğini hatırlatması oldu. Ben de babasını kaybetmiş biri olarak yazarın babasının hastalığını anlatırken hissettiği çaresizliği çok derinden hissettim. İnsan bazen her şeyi fark ettiğini sanıyor ama hayat bir anda geri dönüşü olmayan yerlere savurabiliyor.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Çiçekler Açsın Algernon İçin
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 20:06
Charlie Gordon minik kelebeğim… Uzun zamandır okuduğum en etkileyici kitaplardan biriydi. Okurken sadece bir karakterin değişimini değil, insan ilişkilerini, yalnızlığı ve toplumun farklı insanlara bakışını da sorguluyorsunuz. Kitap boyunca en çok canımı sıkan şey, Charlie’nin zekâsı arttıkça insanların ona yıllarca nasıl davrandığını fark etmeye başlamasıydı. Çünkü bazen gerçekleri görmek, bilmemekten daha ağır geliyor. Onun gerilemesinin bu kadar hızlı olması ise insanı çaresiz hissettiriyor. Charlie’nin kaybettiği şey sadece zekâ değildi; ilk kez tattığı farkındalık, bağ kurma ihtimali ve kendini anlayabilme gücüydü. Tam her şeyi anlamaya, kendini bulmaya başlamışken zamanın elinden kayıp gitmesini okumak çok üzücüydü. Bitirdiğimde içimde sessiz bir boşluk bıraktı.
Edebiyat
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Bir tık spoiler içerir( Hiç Sabahattin Ali okumamışlara not)
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 11:03
Kuyucaklı Yusuf… Bu sadece bir aşk hikâyesi değil; sorumluluk alamayan, içine kapanmış bir insanın yavaş yavaş kendi hayatını mahvetmesini anlatan etkileyici bir roman. Yusuf’un pasifliği okurken bazen insanı hayrete düşürse de gerçek hayatta karşılığı olduğu için aynı zamanda sinirleniyorum… Hepimizin hayatından bir Şahinde Hanım, Hilmi Bey geçmiştir, hep var, hep olacaklar. Hilmi Bey ve çevresindeki düzen, gücü ve parayı elinde tutan insanların nasıl korunup kollandığı, üzerinden yıllar geçmiş ama hala aynı düzenin devam ettiğini biliyoruz. Adaletin kişiye göre işlemesi, nüfuzlu insanların çocuklarının her şeyi yapıp sıyrılması… Yusuf’un öfkesi biraz da buradan geliyor: Çalışsan da dürüst olsan da bazı insanların doğuştan ayrıcalıklı olması. İnsan okurken “adam haksız değil ki” diyor ama sonra onun bu öfkeyi sağlıklı yönetemediğini de görüyorsun. Evet kötü şeyler yaşamış olabilirsin, dönem kötü olabilir, tahsil görmek istememiş de olabilirsin. Ama insan kendisine bu kadar kötülük yapıp yıllarca bomboş yaşayabilir mi ya? Neyse… Kitabın sonunda geriye sadece büyük bir yalnızlık ve ‘başka türlü olabilir miydi?’ sorusu kalıyor. Çünkü Yusuf’un asıl savaşı toplumla değil, kendisiyleydi. Sevmek bazen yetmiyor; insan önce kendini hayata bağlamayı öğrenmeli.
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma