Hakan Günday - Kinyas ve Kayra
9/10
·536 syf.·
2026 51. kitabı
Bir Yeraltı Enkazı Hakan Günday’ın Türk edebiyatına bıraktığı o devasa, karanlık ve dumanı tüten bombayı nihayet bitirdim. Ama bitti mi yoksa beni de beraberinde mi bitirdi orası tam bir muamma. İlk şaşkınlığım kitabı yirmili yaşlarında yazdığını öğrenmem oldu. Ben daha ilk bölümde ‘Bu Kinyas mı Kayra mı?’ diye debelenirken adam baştan başa müthiş bir eser çıkarmış. Bu kitap için ‘okudum ve bitti’ diyemem. Başladığım andan itibaren Kinyas ve Kayra iki arkadaşım olmuş da beni Afrika’dan Amerika’ya, o ülkeden bu ülkeye sürükleyip durmuşlar gibi hissettim. Onlarla beraber kaçtım, onlarla beraber tükendim. Kayra’nın o hiçbir şeye inanmayan, dünyayı tamamen silmek isteyen kapkara zihniyle de savaştım, Kinyas’ın o her şeye rağmen bir çıkış yolu, bir ‘normal’ arayan yorgun ruhuna da omuz verdim. İkisi de o kadar içime işledi ki, sanki kitaptan çıkıp yanı başıma oturdular. Bir yanda Kayra vardı.. Her şeyden vazgeçmiş, dünyada tutunacak tek bir dal bile bırakmamış, zihnindeki o kapkara hiçlikle hem kendini hem etrafını kemiren bir adam. Ölümü bir kurtuluş değil, sıradan bir son olarak görüyor ve onun o dipsiz kuyusunda debelenirken nefesiniz kesiliyor. Diğer yanda ise Kinyas duruyor.. O kadar vahşetin, o kadar günahın içinden geçmesine rağmen içinde bir yerlerde hâlâ o küçük ‘normal hayata dönebilme’ umudunu saklayan, yorgun ama bir çıkış yolu arayan o çocuksu yanıyla canınızı acıtan. (Şuraya küçük bir not da düşeyim. Kinyas’cığım sana sarılıp hüngür hüngür ağlayamadığım için çok üzgünüm) Biri tamamen yok oluşu seçerken, diğeri her şeye rağmen yeniden başlamayı deniyor. Ama dürüst olmak gerekirse, bu iki arkadaşın her anına rahatlıkla katlandım diyemeyeceğim. Yol boyunca o kadar çok pisliğe, o kadar çiğ bir şiddete şahit oldum ki.. Özellikle cinsellik ve şiddet sahnelerinde
Edebiyat
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Puan vermedi·140 syf.··
2026 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 11:39
Yeraltından Notlar - Fyodor Mihayloviç Dostoyevski Her seferinde "bu kadar, bir daha Dostoyevski okumayacağım" diyorum ve sonra bir şekilde yine Dostoyevski okuyorum. Ama bu sefer gerçekten ciddiyim. Bu kitabı okumak beni strese soktu, sinirlendirdi, perişan etti - hepsi birden. Karakter ilk beş sayfada sinirlerimi bozmaya başladı. İnanılmaz derecede dengesiz. Söylediği her şey kendi içinde çelişiyor ve belli bir noktadan sonra yorucu hale geliyor. Bir saniye tamamen karakterle aynı fikirdeyim, sonra gelen açıklama tamamen saçmalığa dönüşüyor. Yani, bir insan aynı anda hem kendini bu kadar aşağılayabilir hem de bu kadar kendini beğenmiş olabilir mi? Kitabın felsefi yönü kesinlikle ilginç, ama bence güçlü bir psikolojik boyutu da var. Aşırı düşünmenin nasıl tam bir eylemsizliğe yol açtığının somutlaşmış hali gibi geliyor. Elbette, edebi bir bakış açısından, bu eser daha sonra Jean- gibi yazarlar aracılığıyla gelişecek olan varoluşçu fikirlerin temellerini attı. Aynı zamanda, modern "anti-kahraman" karakterinin en erken örneklerinden biri olarak da kabul ediliyor. Ama şahsen? Okuduğum en kötü Dostoyevski kitabı diyebilirim. Tükendim. Sabrım tükendi. Hemen yeni bir kitaba başlamam gerekiyor.
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,8bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Genç Kızlar, Yitik Kızlar
4/10
·352 syf.·
2026 51. kitabı
Selam. Güncel olarak epey sinirliyim. Duygularımı daha iyi aktarabilmek için arkadan gerilim müzikleri playlisti açtım. Hazırsanız, başlıyorum. Kitaba büyük beklentiyle başladım çünkü güvendiğim insanlar tarafından önerilmişti. İlk elli sayfada yarım bıraktım. Aylar sonra geri dönüp birkaç saatte bitirdim çünkü dili gerçekten akıyor. Ve maalesef sinirlenmemin sebebi de tam olarak bu: bu kitap korkunç derecede harcanmış bir potansiyel. Rstan çıkmak için tercih edebileceğiniz bir kitap. Ve arkadaşlar, birazdan söveceğim her şeye rağmen kitap GERÇEKTEN ÇOK YÜKSEK BİR POTANSİYELE SAHİP! Potansiyeli yok sayan yazarlar beni çıldırtıyor. Yazarı hepimiz tanıyoruz, Sessiz Hasta nın yazarı. Ben kitapları yazarın diğer kitaplarıyla karşılaştırmaktan nefret ederim ve konuyu da kıyaslama yapmak amacı ile açmadım zaten. Sessiz Hasta benim için çok tahmin edilebilir ancak hiç tatmin etmeyen bir kitap olmuştu. Sanırım yazar ile sorunlarım var, asla anlaşamayacağız gibi görünüyor. Eleştirime geçmeden önce kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Hikâye, Londra'da yaşayan grup terapisti Mariana Andros ile başlar. Mariana, bir yıl önce Yunanistan tatili sırasında denizde boğularak ölen eşi Sebastian'ın yasını tutmaktadır. Hayatı durma noktasına gelmiş, hastalarıyla olan profesyonel sınırları bulanıklaşmış ve anılarına hapsolmuş durumdadır. Mariana'nın dünyası, Cambridge Üniversitesi'nde okuyan yeğeni (ve kızı gibi sevdiği) Zoe'den gelen panik dolu bir telefonla sarsılır. Zoe’nin en yakın arkadaşı Tara, üniversite kampüsü yakınlarında vahşice öldürülmüş olarak bulunmuştur. Mariana, yeğenine destek olmak ve kendi öğrencilik yıllarının geçtiği Cambridge'e dönmek üzere yola çıkar. Mariana kampüse vardığında, Tara'nın ölümünün sıradan bir cinayet olmadığını fark eder. Odağında, Yunan
Edebiyat
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,291 okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 02:29
küçük bir çocukken annem bana biraz sesini yükseltse (bu o kadar nadir olurdu ki) sesini yükselten kişinin benim gerçek annem olmadığını, onu yerine geçmiş kötü yürekli biri olduğunu düşünürdüm. sizin anlayacağınız benim anne modelim inanılmaz sabırlı, fedakar , yumuşak huylu biriydi. öyle olmaya devam ediyor. ben anne olduğumda bildiğim bu model bir annelikti, başka annelik modellerine dikkat bile etmemiştim. fakat gerçek şu ki bu model benim karakterime hiç uygun değildi. kimseye uygun olacağını da düşünmüyorum o ayrı. o modele uymaya çalıştıkça zaten zor olan “annelik” içinde bunaldım, tükendim. anne olmadan önceki kendimi de hiç ulaşamayacağım bir yere kaldırdım. böylece yıllar geçti. bir süre sonra kadını tüketen “annelik” meselesine kafayı takıp üzerine okumaya başladım. hayatımın farklı bir dönemine geçince de çocuklarla başka tür bir ilişki biçimi kurma fırsatım oldu. hala karşılıklı o ilişki biçimini inşa etmedeyiz. rachel cusk bir ömrün emeğinde anneliğin hamilelik, doğum, emzirme, uyku düzeni, yeni bir hayata, yeni kendine uyarlanma/uyarlanamama sürecinin ilk bir yılını anlatıyor. sürecin beni ne kadar bunalttığınıı o dönemi hatırlatan şeyler okuduğumda boğulur gibi hissetmemle hatırladım. hatta kendimi “o günler geçti bitti çok şükür” diye teselli ederken buldum. “annelik” gerçekten zorlu bir deneyim. ve çoğumuz bu deneyime dair tecrübelerden yoksun anne oluyoruz. o yüzden kadınların bu deneyimleri birbirine anlatmasını ya da yazarak paylaşmasını çok önemsiyorum. rachel cusk’ın kitabı bu nadir örneklerin en iyilerinden biri.
Bir Ömrün EmeğiRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 202596 okunma
Toksik İlişki mi? Yok yok bu saf sevgi
6/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 12:55
İnceleme yazısı yazmaya çok üşenen biriyim normalde çünkü deftere sürekli yazdığım için buraya pek yazasım gelmiyor ancak Kamelyalı Kadın’ı yazmak zorunda hissettim Eleştirmek asla haddime değil fakat Dumas fils’in bize hissettirttiği duygular mükemmeldi. Karakterlerin yakıcı duyguları, bencillikleri, çaresizlikleri o kadar derin işlenmiş ki bu konuda olağanüstüydü. Şimdi doğruya doğru Bu kitabı okurken ya çok duygulanır karakterlere içten içe acırsınız ya da benim gibi lanet okuyup söylenir durursunuz. Yani o kadar toksikler ki hepsi birbirinden bencil, saf aşk sözde okuduğumuz ama kesinlikle altta yatan duygular çok acımasız ve ego tatmini evet çok söveceğim çünkü tüm karakterler hak ediyor ve gerçekten ana karakterlerimiz,hayatlarımızı nasıl daha da iğrençleştirir ve zorlaştırırız konusunda profesyoneller. Hele ki baba karakterimiz her ne kadar arka fonda kalsa da maşallah tufan gibi deldi geçti , e diğer yan karakterler zaten iğrenç ve asalak neyse bitti daha da yazamayacağım tükendim keyifli okumalar elbette (bu kadar laftan sonra yazdığım çok manidar )
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · Can Yayınları · 202224,2bin okunma
10/10
·648 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 21:19
Hislerimi yazıya dökmekte fazlasıyla zorlanıyorum. Bittim, tükendim, enerjim kalmadı son sayfaya geldiğimde gerçekten de enerjim kalmamıştı. Kitap kendini o kadar heyecanla ve ihtiyaçla okutuyor ki son sayfaya gelince sayfayı çevirmeye bile haliniz kalmıyor. Fisher sen hayatımda okuduğum en inanılmaz ve unutulmaz erkek karakterlerden biri olacaksın. Saeris ise ne zamandır okumayı özlediğim o gerçek gücü kendi içinde bulan kadın karakterlerden biri. İkisi birleşince ise ortaya dayanılmaz bir uyum çıkmıştı. Bir noktada ağladım çünkü dayanamadım. Ahhh ahhh! Ana karakterler kadar yan karakterlerin diyalogları ve tavırları da mükemmeldi hepsinin kendi hikayesi olması çok özeldi öylesine hikayeye eşlikçi olsunlar diye olan işleri bitince ortadan kaldırılan tarzda değillerdi asla. Kendi kitapları olsa kenlikle okuyacağım tarzdaydı bu sebeple yazara saygılarımı sunuyorum ortaya çıkardığı eser beni gerçeklikten uzaklaştırıp harika betimlediği bütün mekanlarda dolaşmamı sağladı. Çok güzeldi eğer elinizde bulunmuyorsa kesinlikle bir şekilde elde etmeniz elinizde bulunuyorsa da şans vermeniz gereken bir kitap. Kitap konusuyla tarzıyla ilgili çoğu şeyi kolaylıkla internetten veya incelemelerden öğrenebilirsiniz o sebepten duygu, düşüncelerimi ve hislerimi yazmak daha mantıklı geldi öyle işte. Okuyun!
QuicksilverCallie Hart · İndigo Kitap · 2025330 okunma