Bu ülke bir tragedya ülkesi, dram sürüp gidiyor bin yıllar boyu, yıkıntı, yapılmışı koruyamama, bir geri kalmışlık, atılımsızlık, başaramama ya da toplumca dayanamama... Bu millet büyük dediler Atatürk'ten bu yana, inanmayanlar bile ... "Bir kurtarıcı gerek bu millete", bir İsviçre bir İngiltere kurtarıcı mı bekler? Biz hep bekleriz, ikide bir de acil gereksinim oluverir kurtarıcı. Dram burada işte, Enver Paşa, yeni kurtarıcı ne yazacak Anıtkabir defterine...
Osmanlı saltanatı son bürokrat iken, bürokrasi bile tam Arap yahut yarı Arap'tır. Türkleşmiş hiçbir Arap görmedikten başka, Araplaşmış Türk'e az rast geliyordum.
Allah'a inanıyor musunuz?
Anlayışıma göre evet.
Benliğimizi Garp'ta ve Garplılaşmakta aramak gidişine inanıyor musunuz?
Türklük bağıyla evet.
Bizim için sınır dışı bir ırkçılık ve milliyetçilik temayülünün doğruluğuna inanıyor musunuz?
Evet.
Derin bir ruh ve ahlak buhranı geçirdiğimize inanıyor musunuz?
Evet.
Tanzimat'tan beri yaptığımız inkılapların bize ruh planında köklü bir tekevvün' getirdiğine inanıyor musunuz?
Alt tabakalara nüfuz lazım.
Ruh planında büyük bir inkılap zorunda olduğumuza inanıyor musunuz?
Evet.
Türk cemiyetinin devasını, Liberalizma, Komünizma ve Faşizma örneklerinden birinde bulabileceğine inanıyor musunuz?
Kendi kaynağımızdan gelene evet.
Yeni cemiyet mimarisinin ancak "Demokrasyaların" bir tekamül ve istihalesinden doğabileceğine inanıyor musunuz?
Kendi kaynağımızdan gelene evet.
Türk cemiyeti hesabına, en mükemmel nefs muhafazası şuurunun, "Demokrasyalar" yoluna katılmak olduğuna inanıyor musunuz?
Evet.
Enver: "Vah Necip Bey vah, dedi, seni de zehirlemişler. Sen ki maneviyata inanırsın, bilmiş ol ki, ben Allah tarafından büyük Türk hakanlığını kurmakla görevliyim. Git evinde rahat uyu!
Necip Bey eve döndüğü zaman şöyle diyordu:
Eğer bu adam Milli Savunma Bakanı, Başkomutan Vekili ve Padişah Yaveri olmasa, yeri doğrudan doğruya tımarhanedir.