Türkler'de Kadın ve Erkek; Araplarla karşılaşıncaya eşitti.
Sıradan ailelerde de ev ortak olarak karıyla kocanındı. Çocuklar üzerindeki velayet baba kadar anaya da aitti. Erkek her zaman karısına saygı; onu arabaya bindirerek kendisi arabanın arkasından yürürdü.
Sayfa 180 - Koridor Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Türk aile yapısı budur işte
“Eski Türklerde ev, Araplarda olduğu gibi yalnız erkeğin değildi, karı ile kocanın müşterek malıydı. Bu sebeple evin erkeğine Od ağası denildiği gibi, evin hanımına da Od kadını ünvânı verilirdi.”
Sayfa 180 - Ötüken Neşriyat
Reklam
Sarı çizmeli Mehmet Ağanın hesabı ödemesi bundanmış:)
Çizmelerin üzerlerinin desenli oluşu, çizmeye verilen önemi kanıtlar.Anadolu Selçuklularında sarı çizme en yüksek mertebeye gelen kişiler tarafından giyilmektedir.
Selçuklu Dönemi Giyim Özellikleri·Kitabı okudu
Tarih
"Eger sözcükler kişinin imgeleminde oluşturmasını istediğimiz görüntülerin sese çevrilmiş, ses dalgalarını yüklenmiş biçimi iseler ; ve sözcük dediğimiz sesler ancak imgelemde görüntüye dönüştürülerek anlaşılabiliyorsa; bir dildeki kök türev ilişkisi , ' anlamadım,' yani 'sesleri imgelemde görüntüye cevirme' elimizde nasıl bir işlev görür? Dalı göğe , yani 'soyutlama yükselen her sözcüğün kökü yerde, toprakta, nesnel yaşamda , 'somut'tadır. 'Kökü yerde,' demek, elle tutulur, gözle görülür , beş duyu oranıyla somut olarak algılanır , demektir. Bir dildeki sözcüklerin yerli kökleri , 'kök sözcükler ' , hep somut nesnelere ad olur. Bir sözcüğün kökü , bize elle tutulur somut bir nesneyi gösterir. Türetilmiş bir sözcük bir ise, bir nesneyi gösteren köke eklenmiş tüketme eklerinde oluşur. "
Sayfa 201 - Otopsi·Kitabı okudu
1000Kitap
Kurtuluş Savaşını Osmanlıcayla Değil Türkçeyle Kazandık Kurtuluş savaşı'nda komutanların birbirlerine çektikleri telgrafların dili, Osmanlıcanın ağdalı bulanık sözcüklerini olabildiğince yer vermeyen, daha çok halkın kullandığı sözcüklerden oluşuyordu. Gerçek Dil Devrimi , Kurtuluş Savaşının dayattığı bir zorunluluk olarak, daha Kurtuluş Savaşı günlerinde başlamış bir girişimdir . Kurtuluş Savaşı önderleri , halkı savaşa sokabilmek için aydınların bile birbirlerini anlayamadıkları denli bulanık bir Osmanlıcayı seslenemezlerdi yığınlara . Eğer yığınları Osmanlıca seslenselerdi,halkı kazanmalarını ola olanağı yoktur çünkü. "
Sayfa 421 - Otopsi·Kitabı okudu
1000Kitap
Din dilin ucundaki. Din, dille gelir,dille gider. Bu nedenle 'Din elden gidiyor, ' demenin bir anlamı yoktur; çünkü Din ancak dilden gidebilir.1200'lü yıllardan bu yana Din Türk'ün dilinden büyük olcude gitmiştir . Ancak Kuran'ı dosdoğru köklü yerli Türkçe sözcüklerle çevrilmesi koşuluyla geri gelebilir.
Sayfa 278 - Otopsi·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam