A.

Baba hizmeti için adama gümüş bir dolar verdi ve adam paranın üstünü çıkarmaya başlayınca kalabileceğini söyledi;  adam bundan epey etkilenmiş görünerek teşekkür eder gibi parmağını kaldırırken “büyük” bir adamla karşı karşıya olduğunu idrak ettiği belliydi. Baba böyle durumlara alışkındı tabii ama her seferinde de birazcık yüreğinin yağları erirdi; ruhunun sıcaklığından ilişki kurduğu herkes faydalanabilsin diye cebinde şıngırdayıp duran gümüş dolarlar ve yarım dolarlarla dolaşırdı. “Zavallıcıklar,” derdi, “fazla kazanamıyorlar.” Biliyordu çünkü eskiden o da onlardan biriydi ve bunu çocuğa anlatmak için hiçbir fırsatı kaçırmazdı. Onun için gerçek, çocuk için romantik bir şeydi bu.
Sayfa 17 - Sel Yayıncılık, çev. Kıvanç Güney
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Dünyanın her köşesindeki Yahudilerin yok edilmesi tehdidine Yahudi bir Filistin cevap olamazdı. Hatta daha da fazlası geçerliydi: Yahudi devletine baskı ve pogromların antisemitizmine ideolojik bir cevap olarak tutunmak, Auschwitz'in her halükârda yol açtığı körleşmeyi daha da güçlendirdi.
Sayfa 19 - İletişim Yayınları
Etienne adımlarını yavaşlattı, gönlünde yeni bir umut, yeni mevsimin sevinci, sağa sola bakınarak yürümeye başladı. Geçmişi düşünüyor, madende edindiği yaman deneyimle olgunlaşmış, güçlenmiş buluyordu kendini. Eğitimi tamamlanmıştı, toplumun yarattığı ve yargıladığı, yine aynı topluma savaş açmış bir devrimci, silahlı bir işçi olarak oradan ayrılıyordu.
Sayfa 545 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu
Hadi kızım, geliyor musun? diye sordu bu odadan kurtulacağına sevinen baba. Evet, evet, siz gidin, ben de arkanızdan geliyorum, diye karşılık verdi Cécile. Böylece Cécile'le Bonnemort yalnız kaldılar. Aslında korkudan ödü patlamasına karşın, büyülenmiş gibi oradan ayrılamıyor, bu ihtiyarı bir yerlerden tanıdığını sanıyordu: Şu kanı çekilmiş, kömür lekeleriyle dolu, dört köşe suratı nerede görmüştü acaba? Ve birden anımsadı, dört bir yanını kuşatmış, avaz avaz bağıran kalabalık geldi gözünün önüne, boğazına sarılan buz gibi iki eli anımsadı. Evet, oydu, aynı adamdı; dizlerinin üstüne koyduğu, yaşına karşın sağlam kalmış, bütün gücünü bileklere vermiş ellerini seyrediyordu. Bonnemort da hafifçe canlanmış, alık alık kızın yüzüne bakıyordu. Yanaklarına kan geliyor, kıyısından kara bir salya süzülen dudakları sinirli sinirli titriyordu. Biri çiçek gibi taze, ırkının bütün rahatlığı içinde büyümüş, uzun tembellik yıllarıyla semirmiş, öbürüyse babadan oğula sürüp giden yüz yıllık açlığın ve öldürücü çalışmanın sonunda eriyip bitmiş, yaşamaktan bıkmış, acınası bir hayvan kadar çirkin, her yanı şişmiş bu iki insan yine karşı karşıyaydılar işte.
Sayfa 512 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu
O gün ormanda Rasseneur'ün kendisine: Halk dediğin iyilik nedir bilmez, yarın sana da yuh çeker! deyişini anımsıyordu. Ne sersemce bir barbarlıktı bu! Yaptığı hizmetleri nasıl da iğrenç bir biçimde unutmuşlardı! Durduğu yerde kendi kendini yiyip bitiren gözü kör bir güçtü halk.
Sayfa 465 - İş Bankası Yayınları, çev. Bertan Onaran·Kitabı okudu