Hakikat- Hurafe (merkez-çevre) ilişkisi alt üst oldu. İstanbul’un tarihin vicdanı olduğu unutuldu, unutturuldu. Batı’dan gelen felsefi, siyasi ve askeri saldırılara cevap veremeyen İstanbul’suz İslam dünyası sırasıyla; Ankara’dan (Gazi), Kahire’den (Müslüman kardeşler), İran’dan (İslam devrimi) medet umarak tüketti geçtiğimiz yüzyılı.
Realist olmak hiç de hakikati olduğu gibi görmek değildir. Belki onunla en faydalı şekilde münasebetimizi tayin etmektir. Hakikati görmüşsün ne çıkar? Kendi başına hiçbir manası ve kıymeti olmayan, bir yığın hüküm vermekten başka neye yarar?
Tanpınar, Hayrı İrdal’in hayatı ekseninde romanı 4 bölüme ayırmış: 1. Büyük ümitler: Tanzimat öncesi 2. Küçük hakikatler: Tanzimat dönemi 3. Sabaha doğru: Cumhuriyet Dönemi Başları 4. Her mevsimin sonu vardır: Cumhuriyet Dönemi
Aslında 8 sene önce okuduğum bir kitap ve son zamanlarda tekrar okumak isteğinden geldim buralara. Tanpınar’ı ben anlaşılmamasina rağmen ya da anlaşılmasına gerek kalmadan sevilen amiyane tabirle seytan tüyü olan ama öyle ya da böyle bu ilgiyi hak eden nadir mütefekkir kalemlerimizden biri olarak görürüm. Ve bu eseri de benim açımdan onu ayrıcalıklı kılan eserdi. Sadece şunu söylemek istiyorum bu ülkede yaşıyorsanız okumalısınız. İnsansak ve sloganlardan, fanatizmlerden, marjinalliklerden uzaklaşarak insanı anlamaya çalışmak istiyorsak da ...