Şikayet etmez idik cevr-i çerh ü ahterden
Şematet eylemese şâd olup adûlarımız
Koca Ragıp Paşa
(Düşmanlarımız mutluluktan dört köşe olup ortalığı şamataya boğmasalardı, feleğin ve yıldızımızın bize ettiği eziyetten asla şikayette bulunmazdık.)
Adını değiştirip kıraathane (okumaevi) desek de kahvehaneler hep kumarın, Kötü alışkanlıkların ve zaman israfının merkezi olarak yaşamaktadır. Çare, bir yol ile, buradaki halkın eğitilmesi ve topluma kazandırılmasıdır.
(Artık nargile kafeler var bunun yeni yetmesi oradakiler bir de eğitimli güya )
Galiba Osmanlı, Yemenli o esmer dilbere (kahve) değil de onun çevresindeki potansiyel fitneye karşı çıkmıştı. Benim şaştığım, işsizlik takımından yeniçeri ocağının haşarı mensuplarına her gruptan insanı araya getirip dedikodu kumkumasına çeviren ve düzensizliği zaman zaman İstanbul sokaklarına da yayılan kahvehaneleri tarih boyunca bir türlü faydalı biçimde kanalize edemeyişimizdir. Bugün dahi kahvehaneler kayıp ekonominin, ruh çöküntüsünün ve heder edilmiş hayatların mekanıdır.