Puan vermedi·264 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:59
Turgenyev bu romanı 1862'de yayımladığında Rusya ikiye bölünmüştü: bir yanda geçmişe tutunmaya çalışan toprak sahibi aristokrasi, öte yanda her şeyi yıkıp yeniden kurmak isteyen genç kuşak. Ama Turgenyev bu çatışmayı bir bildiri olarak değil, bir hüzün olarak yazdı. Bu fark her şeydir. Romanın merkezinde Bazarov durur — tıp öğrencisi, nihilist, keskin dilli, duygusallığı zayıflık sayan biri. Arkadaşı Arkadi'nin ailesini ziyarete gittiklerinde iki dünya birbirine çarpar. Pavel Petroviç ile Bazarov arasındaki gerilim yalnızca fikir çatışması değildir; iki farklı varoluş biçiminin birbirini anlayamamasıdır. Pavel kibarca ama kararlıca direnir, Bazarov ise acımasız bir netlikle her değeri sorgular. Sanat, aşk, gelenek, otorite — hiçbiri onun nazarında kutsal değildir. Ancak Turgenyev Bazarov'u bir sözcü olarak yazmaz. Onu insan olarak yazar. Ve o insan, kendi felsefesinin tuzağına düşer. Odintsova'ya aşık olduğunda nihilizmi çatlamaya başlar; çünkü aşk tam da reddettiği şeydir: akılla açıklanamayan, denetlenemeyen, insanı savunmasız bırakan bir hal. Bazarov bunu kabullenmek yerine içine gömer — ve bu bastırma onu hem daha trajik hem daha gerçek kılar. Romanın en güçlü yanlarından biri tarafsızlığıdır. Turgenyev ne eski kuşağı karikatürize eder ne yeni kuşağı yüceltir. Nikolay Petroviç saf ve biraz tutuk biri olarak görünse de ona duyduğumuz sevgi büyür; Pavel ise katı ama kendi içinde tutarlıdır. Arkadi zamanla Bazarov'un gölgesinden çıkıp kendisi olur — bu dönüşüm sessizce gerçekleşir ama derindir. Her karakter eksiktir, her karakter anlaşılırdır. Kimse tamamen haklı değildir. Sonun getirdiği yalnızlık ise uzun süre insanın içinde kalır. Bazarov'un ölümü dramatik bir sahneyle değil, neredeyse sıradan bir kaza gibi gelir — bu da onun dünya görüşüyle tuhaf bir uyum
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Turkuvaz Kitap · 202055,9bin okunma
Kaldı Ki, Burası Dünya, Burada Her Şey Yarım Kalır
9/10
·208 syf.·
2026 51. kitabı
Öyle bir kitap okudum ki, çok duygulandım ve heyecanlandım. Çünkü binlerce kitap okumuş birisi olarak benim için en özel isim Cengiz Aytmatov’dur. O, 10 Haziran 2008'de vefat etti. O süreçte Türkiye Türkçesine çevrilmiş pek çok eseri vardı. Ancak vefatından sonra da bazı eserleri Türkiye Türkçesine çevrildi ve her seferinde ben büyük bir heyecan duydum. 2017'de Baydamtal Irmağı'nda Türkiye Türkçesine çevrilmişti. Ardından 2023’te Bulgar Kızı-Talas’ın Kıyısında gibi eserleri yine Türkiye Türkçesine çevrildi. Biz bitti zannediyorduk fakat bitmemiş. İki eseri daha Türkiye Türkçesine çevrilmiş durumda: Altın ve Kar ile Toprak ve Flüt… Bu iki eserin ortak bir özelliği daha var. İkisi de yarım kalmış. Rahmetli Aytmatov bu eserleri yazmaya başlamış ancak yarıda kalmış. Altın ve Kar ile başlayayım. Bu, Rusların povest dedikleri, bir uzun hikaye gibi görünüyor. Altın ve Kar'ın adını ben ilk defa duymadım; ta 1998 yılında duymuştum. O zaman Cengiz Aytmatov okumaya başladığım ilk dönemlerdi. Bir dergide röportajı yayınlanmıştı. Aralık 1998'di. Zaten doğumunun 70. yılıydı. Bu sebeple Türkiye Cumhuriyeti onu onore etmişti. Ankara'da misafir etmişlerdi. Orada Aytmatov etkinlikleri düzenlenmişti. O süreçte bir röportajdı ve bir müjdeden bahsediyordu. Üzerinde çalıştığı bir eserden söz ediyordu. İsmi Altın ve Kar'dı. Fakat yarıda kalmış. Sonrasında hiçbir ses çıkmadı tabii. O röportajdan on sene sonra aramızdan ayrıldı. Şimdi Altın ve Kar'dan söz edeceğim ama önce yayıneviyle ilgili bir şey söyleyeyim. Eser hiçbir şekilde duyurulmamış. Halbuki çok önemli bir çalışma; benim bile tesadüfen haberim oldu. Bir de ön söz yazdırılmış. Lakin ön sözü yazan kişinin Aytmatov yetkinliği olduğunu pek zannetmiyorum. Ayrıca keşke bunu son söz olarak yazsaymış. Her ne kadar uyarsa da, ipucu
Altın ve Kar & Toprak ve FlütCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 20265 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
9/10
·512 syf.··
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 23:42
Güzel bir bilimkurgu kitabı başı biraz tutuk başlıyor.Okudukça açılıyor sonlarına doğru çok keyif aldım. Karakteri güzel yazılan kitapları seviyorsanız çok seversiniz.Karakterler çok kendine has bayıldım. Miller karakteri olsun Holden olsun hatta Fred Johnson ve Amos..Seri ilerledikçe daha derinleştikçe daha da seveceğime eminim.Politik olaylar seri ilerledikçe derinleşicek gibi fitilini ateşlediler bakalım okuyup görelim.Çok önceden almıştım bayadır kitaplığımda duruyordu okumadığıma üzüldüm daha önce bir yandan da okucak bir seri bulduğum için mutluyum
Leviathan UyanıyorJames S. A. Corey · İthaki Yayınları · 2024180 okunma
Puan vermedi·300 syf.··
2026 19. kitabı
Golding'in Deniz üçlemesini en nihayetinde sona erdirdim. Aşağıdaki Yangın'da olaylar Yan Yana'daki gibi durgun ve tutuk değil; akıyor ve sürüklüyor. Ama belirsizliğini de koruyor. Edmund Talbot'ı serinin son kitabında daha olgunlaşmış buluyoruz. Henüz üçlemenin başındayken hayatın ortasına aniden atılmış bir aristokrat gibi olan Bay Talbot, serüvenimizin sonunda "insan ne demektir" öğreniyor. Yani olgunlaşan bir karakteri okuyoruz, tanıyoruz. Psikolojik gerilim de barındıran bu seri, okuyanına çok şey vadediyor. İyi okumalar.
Edebiyat
Aşağıdaki YangınWilliam Golding · Sel Yayıncılık · 2017169 okunma
SEYR
Puan vermedi·32 syf.·
2026 14. kitabı
Uçsuz bucaksız sahilde kumların arasına saklanmış ve nasibini bekleyen bir pusula. İbresinde üç kelime, "Yardım" , "Paylaşma" ve "Sevgi". Üç menzilden de muhabbetle geçen su gibi bir yolculuğun kitabı. İbre, bir yerde tutuk yapmışsa, sanırım ora ihmal edilmiş demektir. İlk günkü âşkla, Ev`e geri dönmeli.. Bu bir çocuk kitabı, yetişkinler okuyamaz! Ya da duman adamlaşmış gevezeler!
Edebiyat
İyilik Bir Pusulaİrem Oturaklıoğlu Kaya · TİMAŞ ÇOCUK YAYINLARI · 039 okunma
Tehlikeli Oyunlar
10/10
·479 syf.··
2026 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 02:57
“Ağlayamadığı için kapanmıştı, içine kapanmıştı, gecekonduya kapanmıştı.” Hikmet Benol kısa süreli evliliğini bitirdikten sonra bir gecekonduya taşınır ve hayatına orada devam eder. Burada Albay Hüsamettin Bey ile oyunlar yazarlar. Bir yandan yazılan oyunları, bir yandan da Hikmet’in kafasındaki oyunla gerçeğin iç içe geçtiği durumları okuyoruz. Kitabın ön sözünde (Cevat Çapan) kitaba dair spoiler vermiş. Okuyacak olanların haberi olsun. Ben spoi yedim ama takılmadım çok çünkü Atay’ın kitaplarında benim için önemli olan gidişatın bizzat kendisi. Okurken gerçeklik ve hayal (karakterin deyimiyle oyun) birbirine çok karışıyor. Kitabın içine iyice girince bazı kısımların oyun olduğunu ufaktan seziyorsunuz ama kesin oyun da diyemiyorsunuz. Yazar, oyun kavramını kitaba öyle iyi yedirmiş anlayacağınız. Hikmet sadece kadınlarla olan ilişkilerinde değil genel olarak topluma, çevresine ve insan ilişkilerine de ayak uyduramayan bi tip. Tutuk, daha çok kafasının içinde yaşayan bazen yaptığı ve söylediği birbirini tutmayan içten içe durumunun da farkında olan ve tam da bu farkındalığı yüzünden acı çeken, tükenmiş hisseden birisi. Kitabı okurken bi ara aklıma Aylak Adam geldi. Özellikle Hikmet’in kadınlarla olan ilişkilerinde. Tutunamayanlar’a nazaran daha kolay okudum diyebilirim.(Orada Şarkılar kısmı vs vardı o yüzden bunu okumak daha kolay geldi bana) Bolca bilinç akışı kullanılmış. Yazarın diline veya bilinç akışına alışkın olmayanlar çok zorlanacaktır. Ve tavsiyem kafanızın çokta dolu olmadığı bi dönemde okumanız, sindirerek. Çünkü yarım bırakılmaya müsait bi kitap. Kesinlikle beğendim. Okudukça daha da içselleştiriyorum yazarı ve karakterlerini. Sanırım bu yüzden daha bi seviyorum. Bağ kurabildiğim ve kurabileceğimi düşündürdüğü için.
1000Kitap
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma