1917 Kırım.
Kırımın varlıklı toprak sahiplerinden, annesiz büyümüş kendinden 20 yaş büyük Seferşah ile evlenen Habibe hanım’ın en küçük çocuğu olarak dünyaya gelir Şefika Hanım. Tatar Türkü bir kız..Varlığın içine doğsa da iç savaş ve yokluk kapıdadır.
1921, Lenin’in Kızıl Ordu’suna yenilen Beyaz Ordu ( çarlık yanlıları, monarşistler, milliyetçiler, anti-komünistler ve farklı sağ grupların genel ittifakı ) Rus İç Savaşı’nın “son perdesi”nin yaşandığı Kırım’a kadar kaçtı, tesadüf değildi stratejik bir hamleydi. Sevastopol Limanı’ndan kaçabilmek içindi ancak siviller de yolun sonunu görüp İstanbul’a kaçmaya karar verdiler. Ve tüm çiftliği, toprakları bırakıp bir beze sarılı mücevher ve altına indirgenen zenginliğiyle Akmescit’e göçer Şefika Hanım.
Okula başlar. Her dersi Rusça almak zorunda. Hem derin bir yoksulluk hem öğreneceği ikinci dilin zorluğu omuzlarında..
Seferşah her fırsatta tutuklu ve sorguda. Kırım’da bir tehdit gibi görünüyor. Yahudi bir lise arkadaşı son uyarıyı yapınca da şehri terkedip Stalingrad’a göçe karar verir. 1930, Şefika 13 yaşında..
Seferşah’ın bir zamanlar varlıklı , toprak sahibi bir aristokrat olması 37 yılına kadar çocuklarının yakasını bırakmamış. Okula başla kimliğin öğrenilsin atıl, askere git atıl, işe gir atıl, fabrikaya git atıl.. Her yerden sürülmüşler, daima. Bunlardan biri de abi İzzet, Tıp Akademisi’nin gözde öğrencisi.
Şefika da nihayet burs bulup üniversite için hazırdır. Edebiyat okuyacak. Öğretmeninden azar işitse de, matematik zekasının hakkını vereceği bir bölüme gitmesi tavsiye edilse de, o kalbinin sesini dinler..
40’lı yıllar.. Alman zulmü Rus-Yahudi katliamı için Stalingrad’da. Tatar olduğunu kanıtlamakla uğraşan Seferşah’ın çocukları ordan oraya göçer durur. Öldürülmekten son anda babalarının ismi sayesinde