Böylece katiller, “insanlara ne korkunç şeyler yaptım!” demek yerine, “görevlerimi yerine getirirken ne korkunç şeyler görmek zorunda kaldım, bu görevin omuzlarıma yüklediği yük nasıl da ağır!” diyebiliyorlardı.
Bugün eski sokağına gittim ikigözüm
Narenciye bahçeleri arasındaki evine baktım
Hani birlikte bir ağacın altında kitap okumuştuk
Gidip ona dokundum,
Halini hatrını sordum…
Halliceyim iç güveysinden dedi
Biraz boyum uzadı farkettin mi
Kimsecikler dinlenmedi gölgemde
Siz de gelmez oldunuz
Yapraklarım sarardı o günden beri…
Bir çocuk parkı vardı
Yine o günkü gibi hiçbir çocuk yoktu oynayan
Hava yine güneşli, ısıtmıyordu
Ama canımı yakıyordu
Kaydırakların yalnızlığını yoktu anlayan…
Bu sokakta bıraktım hatıraların en güzelini
Portakal kokularına karışan kokunu
Denize açılan sabahlara benzeyen gülüşünü
İpekli bir mendil gibi
Yüzüme sürdüğün yüzünü
Bıraktım tüm huzur ve mutluluk ihtimallerini…