Büyük kütle hiçbir zaman uğrunda dövüştüğü dogmanın akıllıca veya aptalca, doğru veya yanlış olduğunu araştırmamıştır. Kütle daima ana koyunun arkasından giden sürüye benzemiştir. Bugün bir kültür tarihi yazılsa ve burada beşeriyetin başa geçenlere neler borçlu olduğunu değil, bu başların -bir müddet ileri götürdükten sonra- nasıl terakkiyi durdurdukları tasvir edilse herhâlde çok şükrana değer bir iş yapılmış olur.
Evet yalnızlık iyidir bazen, başkalarının cehenneminde onlarla beraber olmaktansa. Sohbetlerine, küfürlerine, dostluk ve düüşmanlıklarına katlanmaktansa.
İnsanlar için umutsuzluk denilen şey imkansızdır. İnsanlar genellikle umutla kandırılır; ama aynı zamanda "umutsuzluk" kavramıyla da aynı şekilde kandırılırlar.
Biliyorsundur ki, kendini öldüren her insan, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, çevresini suçlamaktadır. "Beni anlamadınız, bana yardım etmediniz; işte bu yüzden ölüyorum" demektedir sanki. Onu sevenler de, kendilerini sorgulayıp suçlamaya başlarlar. "O gün şöyle demeyecektim; şu gün aramam gerekirdi; neden bunu yapmadım, neden şunu yapmadım" diye acı çekerler. İntihar edenler, yalnız kendilerini değil, onları sevenleri de öldürürler bir bakıma. Kaldı ki, kendini öldürmek kolaydır. Anlık bir cesaret meselesidir sadece. Asıl zor olan yaşamaktır. Bunca felâket arasında, fazla rezil olmadan yaşamak gücünü bulmaktır asıl zor olan.