8/10
·344 syf.··
2026 49. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:50
Yirminci Yüzyıl Hayaletleri; konunun içine çeken etkileyici anlatımı, merak ve gizem unsurlarını barındıran öyküleri, neyin gerçeklik neyin rüya, neyin zihnin ürünü olduğuna dair sorgulamaları, paranormal, fantastik ve bilimkurgu ögeleriyle beğendiğim bir kitap oldu. On altı öyküden oluşan kitapta; etkileyici ve sarsıcı hikâyelerden rahatsız eden, anlamı tam olarak yerine oturmayan anlatılara kadar farklı türlerde öyküler yer alıyor. Bir korku hikâyesinin tekinsizliğiyle gerçek hayatta karşılaşan bir editör, öldüğü sinema salonundan ayrılmayan bir hayalet, zorbalığa uğrayan bir çocuğun dev bir böceğe dönüşmesi, farklı formlara sahip insanlar, tuhaf cinayetler, gerçeklik algısının sarsıldığı olaylar, belirsizliğe sürüklenen yaşamlar, karton kolilerin içinden ulaşılan gizemli dünyalar ve ölülerin yazdığı hikâyeler Joe Hill'in etkileyici anlatımıyla bir araya geliyor. En sevdiğim öyküler; En İyi Yeni Korku: Dergi editörü Edward Carroll'ın, kendisine gönderilen rahatsız edici ve sarsıcı Düğme Çocuk öyküsünün yazarının peşine düşmesini ve kendini tekinsiz olayların içinde bulmasını konu alıyor. 20. Yüzyıl Hayaleti: Rosebud Sineması'nda istediği kişilere görünen bir kadın hayaletin hikâyesi, sinema sahibi Alec Sheldon'ın anıları aracılığıyla aktarılıyor. Pop Art: Genetik bir sorun nedeniyle şişme oyuncak görünümünde yaşayan, sürekli zarar görme tehlikesiyle karşı karşıya olan Arthur Rothe'nin hikâyesi, tek arkadaşının gözünden anlatılıyor. Çekirgenin Şarkısını Duyacaksın: Okula gitmek için uyanan Francis'in kendisini dev bir çekirgeye dönüşmüş halde bulmasını anlatan, son derece rahatsız edici ve mide kaldıran bir öykü. Abraham'ın Oğulları: Sert ve zalim bir baba olan Abraham Van Helsing'in mesleği ile oğullarına karşı tutumu arasındaki sırları ortaya çıkarıyor. Siyah
20. Yüzyıl HayaletleriJoe Hill · İthaki Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi
Yıllar önce okuduğum kitabı bugün yine elime aldım. O kadar güzel bir kitap ki , bir martının hikayesi normal bir hikaye gibi gelebilir, ama onun hikayesi sadece içindeki uçma tutkusunun peşinden gitmesi, tam bir ders niteliğindeydi. 30 yıl sonra aynı kitabı tekrar okumak aynı duygu yaşamaktı, benim için bir martıdan alınacak en güzel dersti.
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 60. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:25
Bir büyücü edasıyla dili eğip büken, bozup yeniden kuran Doğan Yarıcı'dan çocukluk ve ölüm arasında gidip gelen bir sarkaç: O Boşluk . Dostluk üzerine unutulmayacak bir ağıt, benzersiz bir aşk, varoluş, yok oluş, saplantı, kaçma, derinleşme ve uçma güncesi. Anlama ve anlamlandırma denemesi...
Arka Kapak Yazısı
O BoşlukDoğan Yarıcı · Yapı Kredi Yayınları · 201212 okunma
Böyle Martılar Yüz Yılda Bir Gelir
7/10
·96 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:07
Merhaba bugün sizlere Martı Jonathan Livingston anlatacağım. Ünlü düşünür martımız Jonathan, çevresinden farklı, tüm martıların yaptığı uçma eylemine farklı gözle bakan bir martıdır. Uçmanın tüm inceliklerini öğrenip oldukça farklı yeteneklere sahip olmuştur, bu yüzden topluluğundan aforoz edilir. Daha sonra sayısı az olan ama kendisi gibi olan martılarla tanışır. Bu martıların yapabileceği şeylerin sınırı kendi zihinlerindedir ve kendi zihin sınırlarını aşmışlardır. Martı Jonathan bu martılardan kendisine ve hayatına dair birçok şey öğrenir. Kendini iyice geliştiren Jonathan, eski topluluğundaki martıları eğitmek için öğrencileriyle beraber topluluğuna geri döner. Jonathan'ı ilahlaştıranlar olduğu gibi onu öldürmek isteyenler de olur. Ve Jonathan öğrencisi Fletcher'a kendi fikir dünyasını aşıladıktan sonra başka martılar bulmak için kanat çırpmaya başlar... Sınırlardan arınmayı ve insanı kalıplara koyan şeyin asıl olarak insanın kendi zihini olduğunu anlatan, düşündüren kısa bir öykü. Resimler falan da tatlı olmuş. Puanım 7.
Edebiyat
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
Sınırlarımızı biz kendi zihnimizde yaratırız...
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 83. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 13:28
Martı Jonathan Livingston, sıradan bir martı sürüsünün parçası olan ancak onlardan çok farklı düşünen Jonathan Livingston adlı bir martının yaşamını konu alır. Diğer martılar için uçmak, sadece karınlarını doyurmak balıkçı teknelerinin arkasından koşmak ve yemek artıkları toplamak için bir araçtır. Ancak Jonathan için uçmak, yaşamın ta kendisi, bir sanat ve özgürlüktür. O, uçmanın sınırlarını zorlamak, daha hızlı ve daha yüksek süratlerde nasıl uçabileceğini keşfetmek ister. Jonathan'ın sadece uçma tutkusuyla yanıp tutuşması, sürünün kurallarına ve geleneklerine aykırı bulunur. Sürü liderleri tarafından bencilce davranmakla suçlanır ve sürünün düzenini bozduğu gerekçesiyle topluluktan dışlanır sürgün edilir.. Tek başına kalan Jonathan, pes etmek yerine uçma denemelerine devam eder. Sınırlarını zorladıkça mükemmel uçuşun ve hızın sırlarını keşfeder. Zamanla kendisi gibi düşünen, uçmayı bir varoluş amacı olarak gören diğer bilge martılarla tanışır... Jonathan, daha yüksek bir bilinç seviyesine ve mükemmelliğe ulaşır. Ancak kazandığı bu bilgeliği sadece kendisine saklamak istemez. Kendisini dışlayan sürüye geri dönerek, zincirlerini kırmak ve özgürce uçmak isteyen diğer genç martılara özellikle Fletcher Lynd adındaki martıya rehberlik etmeye, onlara uçmayı öğretmeye başlar... Eser, aslında martılar üzerinden insan doğasını anlatır. Toplumun dayattığı kalıpların, sıradanlığın ve sürü psikolojisinin dışına çıkarak; kendini keşfetme, özgürlük, mükemmeliyete ulaşma arzusu ve öğrenme tutkusu üzerine yazılmış harika bir başarı ve kendini gerçekleştirme alegorisidir.
Alıntı
Martı Jonathan LivingstonRichard Bach · Epsilon Yayınları · 201680,2bin okunma
7/10
·1072 syf.··
2026 58. kitabı
Dünya tarihi dediğimiz şey aslında çoğunlukla b*k gibi heriflerin tarihi. Misal, ilk epik kahramanımız Gılgamış'a bakacak olursak, herkesi bitkin düşene kadar güreştirip hemen ardından tanrılara dua ederken gidip eşleriyle aynı yatağa giren zorba herifin teki olduğunu görüyoruz. Sokrates'i fazla konuştuğu(!) için idam eden Atinalılar ya da Caligula, Claudius ve Nero'nun suikast ve manipülasyonla hüküm sürdüğü yılları anlatan Tacitus da konuya birer örnek olabilir. Fakat bunların yanında kendine özgü, aklı selim kişiler de yok değildi. Sezar, Odysseus ya da Şehname'nin Rüstem'i. Elbette ki bunların hiçbiri etraflarını saran ahmak herif güruhunun drama ve entrikalarından kaçamıyor ve epik şiir söz konusu olduğunda Şahname, okuduklarım arasından en iç bunaltıcı olanı diyebilirim. Söz konusu b*k gibi herifler olduğunda Şahname'den ileri bir tek İlyada'yı örnek verebilirim sanırım. Eser boyunca birbirini takip eden kan davaları, ölümcül (ve bir o kadar da trajik) yanlış anlamalar, küçücük onur meselelerinin tetiklediği düellolar, babalar ile oğullar arasındaki çatışmalar, oğulların annelerine, amcaların herkese karşı cephe alması, güvensizlik, dedikodular ve açgözlülükten kaynaklanan ihanetler bolca mevcut. Şunu da söylemek lazım ki bu herifler saçma ya da "karikatürvari" kötüler değil. Neredeyse her birinin iyi bir yanı, bir onur anlayışı var, fakat sorun şu ki çoğunun duygusal zekası anasınıfı çocuklarıyla eşit derecede. Bu durum bana hep A Distant Mirror 'daki soyluları hatırlatıyor (Haçlı Seferleri'nden elde edilen tüm altını ipek cüppelere harcayıp savaş meydanına zırh ve erzaksız gidiyorlardı). Karakterlerin eylemleri ise, bana kalırsa, olabilitesi yüksek eylemler; ancak yine de bazı kişilerin neden sürekli aynı dangalak hataları tekrarladıklarının açıklamasını isterdim.
Edebiyat
ŞahnâmeFirdevsi · Kabalcı Yayınları · 2016346 okunma