Uçurtmayı Vurmasınlar
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde sadece kapağını kapatmazsınız, içinizde bir yerlerde bir kapı aralanır ve oradan sızan ışık uzun süre sönmez. Feride Çiçekoğlu’nun kaleme aldığı Uçurtmayı Vurmasınlar, benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu. Kitabı içim yana yana, gözyaşlarımı tutamayarak ama bir yandan da o sevginin saflığına hayran kalarak bitirdim. İtiraf etmeliyim ki, uzun zamandır hiçbir kitap beni bu kadar derinden sarsmamış, kalbimi bu denli acıtmamıştı. Hikâye, dört duvar arasına sıkışmış bir çocukluğun, dünyayı sadece gökyüzü ve oradan geçen uçurtmalar kadar görebilen küçük Barış’ın hikâyesi. Ama aslında Barış’ın gözünden, insanın en karanlık yerde bile sevgiyi ve umudu nasıl yeşertebileceğinin bir kanıtı. Barış ile siyasi mahkûm İnci arasındaki o muazzam bağ, soğuk beton duvarları, demir kapıları aşan bir sevgi köprüsü kuruyor. Kitap boyunca beni en çok ağlatan ve sarsan, Barış’ın o çocuk saflığıyla sorduğu sorular ve dünyayı anlamlandırma çabası oldu. Büyüklerin dünyasındaki o anlamsız yasaklar, bir çocuğun dünyasında nasıl da can yakıcı bir şaşkınlığa dönüşüyor, her satırda bunu hissettim. Kalbimize Dokunan, Gözyaşlarımızı Tutamadığımız O Alıntılar Kitabın bendeki izini derinleştiren, okurken boğazımın düğümlenmesine sebep olan birkaç özel bölümü ve alıntıyı buraya iliştirmek istiyorum: Ben işkence görmedim İnci. Ama galiba senin özlemin de bir çeşit işkence. İşkence acı veriyor, özlemek de." (Sayfa 42) İnci’nin gidişinin ardından Barış’ın hissettiği o devasa boşluk, yalnızlık hissi ancak bu kadar yalın ama bu kadar ağır anlatılabilirdi. Özlemenin, bir çocuğun minik omuzlarına bindirdiği o yükü okurken ağlamamak elde değil. Barış’ın gökyüzüne bakıp özgürlüğü kuşlar üzerinden anlamaya çalışması, aslında özgürlüğün ne kadar doğal ve kısıtlanamaz bir
İnsan ve Hayat
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Puan vermedi·375 syf.··
2026 15. kitabı
Emir ve Hasan’ın o çocuksu dostluğunun arkasından gelen o büyük sadakat ve ihanet sarmalı, insanın içini parça parça eden cinsten. Bir anlık korkaklığın ve vicdan azabının bir insanın bütün ömrünü nasıl gölgeleyebileceğini, kefaret arayışının o sancılı yolunu nefesinizi tutarak okuyorsunuz. Kabil’in o eski, güzel günlerinden geriye kalan yıkıntılar arasında uçurtmalar hala uçsa da, dostluğun ve bağışlamanın o ağır bedeli kalbinizde hiç geçmeyecek bir sızı bırakıyor.
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Doğa'nın karargâh günleri
10/10
·78 syf.··
2026 2. kitabı
Eğlence dolu bir maceraya hazır mısınız? İşte tam öylemi bir kitap bu . Dedesi önemli bir toplantıya giderken Doğa'yı sadık postası Kıyma Felekbaşı'na emanet eder ve sıkı sıkı tembihler: "Gözünü üzerinden ayırma!" Ancak uslu uslu resim çizmesi beklenen Doğa’nın aklında bambaşka planlar vardır. Zavallı Kıyma abinin, bu dünya tatlısı ama ele avuca sığmaz ufaklık yüzünden başına geleceklerden henüz haberi yoktur! ​Matematik sembolleri, legolar, uçurtmalar ve bitmek bilmeyen çocuksu enerjisiyle Doğa'nın karargâhtaki bu komik ve heyecan dolu anılarına ortak olmak için sayfaları çevirmeye başlayın! İlkokul çağı çocukları, eğlenceli ve bol resimli hikaye kitaplarını seven genç okurlar.Aile bağları, çocukluk anıları, hayal gücü ve eğlenceli maceralar.
Doğa’nın Karargâh Günleriİrem Oruç · İkinci Adam Yayınları · 202628 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 12:39
Fransız edebiyatının en kıymetli yazarlarından; ne de olsa aynı kişiye sadece bir kez verilen Goncourt Ödülü’nü -isim değiştirmek gibi bir hileyle olsa da ;)- iki kez kazanarak başarısını ispatlamış. Konusu; İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde filizlenen bir aşk hikayesi eşliğinde insanlığın direncini anlatıyor.
UçurtmalarRomain Gary (Emile Ajar) · Can Yayınları · 2002174 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2025 38. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 01:50
Romain Gary ya da mahlasıyla Emile Ajar'in Onca Yoksulluk Varken adlı kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı Uçurtmalar. İkinci Dünya Savaşı'nda öncesiyle kitap başlıyor, savaş ve savaşın bitimiyle kitap son buluyor. Ambroise Fleury postacı aynı zamanda Uçurtma Müzesi'nin sahibi,vicdani retçi,savaşta dahi çeşit çeşit uçurtmalar yapıp savaşa meydan okuyan, çevre tarafından biraz kaçık olarak bilinen biri. Ludo, babası Birinci Dünya Savaşı'nda ölen, ardından annesi de ölünce amcası Ambroise Fleury tarafından büyütülen biri. Lila'ya aşık, sayılara tutkun, bir savaş direnişçisi. O da amcası gibi toplum tarafından kaçık gözüyle bakılan biri. Marcellin Duprat, Clos Joli'nin sahibi üç yıldızlı ünlü Fransız şefi. Öyle bir şef ki savaş esnasında millet salgamla beslenirken herkese inat ünlü Fransız yemeklerini yeri geldiğinde işgalci Almanlar'a bile o özel yemeklerden yapıp "Her şey bittiğinde Fransız yemekleri ve Clos Joli akılda kalacak" deyip bir yandan da Almanlar'dan rahatsız olan biri. Lila, Polonyalı zengin bir ailenin kızı. Biraz şımarık, biraz da geleceğini kurma konusunda kararsız, yeri geldiğinde de hayata geçirmede yetersiz. Kitabı çok sevdim. Yazar bu savaşı 1940'larda Hava Kuvvetleri'ne katılıp yaşadıgı için Uçurtmalar kitabının yarısından sonra yazarın savaş ile ilgili yaşadıklarını hissettiklerini çok daha iyi okuyucuya hissettiriyor. Tavsiye ederim
UçurtmalarRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2025174 okunma
8/10
·304 syf.··
2025 105. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 21:12
Yazarın son yayımlanan romanı, tıpkı ilki "Polonya'da Bir Kuş Var" gibi bir İkinci Dünya Savaşı hikayesi. “Uçurtmalar”da bu kez Normandiya’dayız. Annesiyle babasını kaybettiğinden, uçurtmalarıyla meşhur amcası tarafından büyütülen bir gencin, Ludo’nun gözünden okuyoruz savaş çıkınca yaşananları. Oldukça masalsı bir atmosferde, bir büyüme hikayesi olarak başlayan kitap savaşla beraber soluk soluğa okunan bir aşk ve direniş hikayesi olarak devam ediyor. Yine bir yanıyla umut tazelerken diğer yandan insanın içindeki kötülüğü sorguluyor Gary. “Ya Nazizm insanlık dışı bir canavarlık değilse? Ya insana özgü bir şeyse? Ya bir itirafsa? Ya gizlenmiş, bastırılmış, üstü örtülmüş, yadsınmış, en derinlerimize gömülmüş ama yine de her zaman yüzeye çıkan bir gerçekse?” (s. 263) “İnsanlık dışı olmanın da insana özgü bir şey olduğu kabul edilmediği sürece yobazca yalanlar içinde bocalıyoruz demektir.” (s. 213) Çok beğenerek okudum.
UçurtmalarRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2025174 okunma