“En son o gelir de / İnsan ne çabuk ölüyor be Mevlana / Hiç tanımadan kendini / Ve tanışamadan / Kendi gibilerini / Gidip gömüyor elleriyle // Bilirim / İdris Nebi keser kefeninin bezini / Itırlar kokular gül şehrinden gelir / Erken değildir artık gidişin / Yalnızca küçük bir sızı / İçimize ektiğin / Öyle ki hiç bırakmayacak peşimizi / Öğrendik şimdi / Kime zengin dendiğini / Mevla öyle güzel bir kalp vermiş ki sana / Başka şeyden ölecek değildin ya / Ama bağlamasaydı bunu elli altıya / Birkaç düş daha ekerdin toprağımıza / Nasıl olsa bitmeyecek gürültüsü dünyanın / Sen gittikten sonra da / Ne zaman geleceğini bilmediğin / Bir pazartesi ertesinde / Başımızı yana eğip / Düştük yoluna Eyüp Sultanın / Bütün dillerde inandık sana / Ama yalan değil gidişin / Endişelenme/ Söylediğin şarkıları / Uçurtmalar mırıldanıyor/ Gökyüzünde/ Biz şimdi yeşil elma yiyip / Dua ediyoruz ardından / O yıldız terk etmedi bizi/ Çevirip baktığımızda başımızı/ Daha parlak göz kırpar çocuklara.../ -ardından ağlamasam olmaz mı-"