Andromedalı - Nora Gülüm Erdinç
Günümüzde bile gizemi çözülememiş Mısır ve Mısır Piramitleri'ni kim görmek istemez ki? Şahsen ben biraz zengin olunca gidip görmeyi çok istiyorum bu güzellikleri. Belki de bu yüzden bu konuda olan her kitabı okumaktan ayrı keyif alıyorum. Piramitler, astral seyahatlar, rüyalar, dünya dışı yaşamlar, UFO'lar. Birçok konunun bilim kurgu ve bize fantastik gelen öğelerle harmanlayarak oluşturulduğu kurgu, akıcı ve sade anlatımı ile elinizden bırakmadan okumak isteyeceklerinizden.
Günaydın bebeksi halk kitlesi. Gaziantep semalarında UFO görülmüş. İnceleme yapmaya gidiyoruz.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nedir Gravity’s Rainbow? Neden Gravity’s Rainbow?
Merhabalar, öncelikle bunun bir kitap incelemesi olmayacağını belirtmem lazım. Sadece Türkçeye henüz çevril(e)meyen bu takozun hakkındaki çokça bilinen – ülkemiz dışında tabii- şeyleri toparlayıp benim neden bu işe bulaştığımı açıklamaya çalışacağım bir parça. Gravity’s Rainbow ya da benim çeviride kullandığım adıyla Yerçekimi Gökkuşağı (Gerçi Gökkuşağı’nın Çekimi de deniyormuş galiba, bilemedim.) Thomas Pynchon’un 1973’de yazdığı üçüncü romanı. Başlarda bunun roketlerle alakalı bir 2.Dünya Savaşı romanı olarak düşünebilirsiniz. Hatta yazar hakkında en ufak bir fikri olanlar kitabın paranoyak bir kurgu olabileceğini de iddia edebilir. Bazı bilim kurgu manyakları (Üst insana evrilmeden önce böyle bahsediliyordu kendilerinden) da 73 yılında Nebula ödülüne aday gösterilmesi nedeniyle kitabın bilim kurgu ya da fantastik bir roman olduğunu söyleyebilir. Hiçbiri yanlış değil, ama doğru da değil. Ama önce yazardan başlayalım isterseniz. Yazardan başlayalım evet, ama küçük bir sorunumuz var: Pynchon’ın kim olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Hatta Thomas Pynchon diye biri gerçekten var mı diye soranlar bile var. Evet, var. Sonuçta Antik Yunan döneminde ya da I. Elizabeth İngiltere’sinde yaşamıyoruz. Bir takım kanıtlar var elimizde , ama bunlar bir UFO dosyasından hallice. Thomas Pynchon, edebiyat dünyasının J.D. Salinger ile birlikte en büyük "münzevisi". 1963’ten beri hiçbir röportaj vermemiş, tek bir fotoğrafı çektirmemiş. Elimizde sadece gençlik yıllarından kalma birkaç siyah-beyaz fotoğrafı var. Bir de Simpsons dizisine konuk olduğunda başına bir kese kağıdı geçirmiş hali. Gazeteciler onu bulmak için Meksika’nın dağ köylerine, New York’un kuytu sokaklarına bakmışlar. Hatta bir dönem, Pynchon’ın aslında J.D. Salinger olduğu, Salinger’ın bu isimle daha çılgın kitaplar
Edebiyat
Carl Sagan'ın Şeytanlarla Dolu Bir Dünya(The Demon-Haunted World: Science as a Candle in the Dark) Genel Bakış 1995'te yayımlanmış (Sagan'ın neredeyse son kitabı), bilimsel düşünmeyi savunan ve cahilliği, batıl inançları, pseudobilimi** acımasızca eleştiren muhteşem bir eser. Alt başlığı "Karanlıkta Bir Mum Gibi Bilim" – tam olarak bunu anlatıyor: Dünya batıl inançlar, komplo teorileri, UFO manyaklıkları ve "her şeyi bilirim" diyen cahillerle dolu bir yer olmuş, bilim de bu karanlıkta tek mum gibi kalıyor. Sagan resmen "Uyanın lan!" diyor ama bunu çok zarif, bilgili ve umut dolu bir üslupla yapıyor. Hem kızıyor hem de "insanlık daha iyisini yapabilir" diye içten içe umutlanıyor. Kitabın En Güçlü Yanları -Baloney Detection Kit (Saçmalık Tespit Kiti) Kitabın en meşhur kısmı. Saçma iddiaları nasıl eleyeceğimizi adım adım anlatıyor. Bağımsız doğrulama, falsifiability (yanlışlanabilirlik), Occam'ın usturası, mantık hataları vs. Bunları okurken "ulan bunu hayatta kullansam ne iyi olur" diyorsun. Gerçekten pratik ve kullanışlı. - UFO'lar, alien kaçırmaları, medyumlar, astroloji, cadılık gibi popüler saçmalıkları tek tek dağıtıyor. Özellikle UFO bölümünde çok detaylı ve sabırlı şekilde çürütüyor. - Bilim sadece bilgi yığını değil, bir düşünme biçimi diyor. Merak + şüphecilik + disiplin. Ve bunu demokrasi için de şart görüyor: Cahil bir toplum kolay manipüle edilir, otoriteye sorgusuz boyun eğer. - Eğitim sistemi eleştirisi var. Bilim eğitiminin ne kadar sıkıcı ve ezberci olduğunu, bunun yerine merak uyandırıcı bir eğitim olması gerektiğini çok güzel anlatıyor.
"BİZ" "ONLAR"A NASIL ANLATACAĞIZ!..
Yıllar önce bir dostum "çok beğendiğini" söyleyerek okuduğu kitabı göstermişti. Benim de kitaplara az-buçuk merakım var. Mâlûm. Okumaya başladım. Tek diyebileceğim şu: Hiçbir şey anlamadım. Abartmıyorum. Cidden hiçbir şey anlamadım. Çünkü metinde kullanılan "yeni Türkçe"ye (kurbağaca) hiçbir âşinâlığım yoktu. Oradaki "salt"lar, "ilgin"ler, "ivedi"ler, "içkin"ler kafamda hiçbir taşı yerinden oynatmıyordu. Fakat dostum "çok beğendiğini" söylemişti. Sözünde de samimiydi. O zaman Türkiye'de, cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte boy verip gelişen, "iki Türkiye" olduğunu anladım. Bir "biz" vardık. Bir "onlar" vardı. Bir "bizim kelime dağarcığımız" vardı. Bir de "onların kelime dağarcığı" vardı. Muhtemelen, ben de ona Risale-i Nur'dan bir bölümü okutmak istesem, aynı reaksiyonu alacaktım. Aynı dili konuşuyorduk. Lâkin aynı dilde yazmıyorduk. Bu fark edişi yaşadıktan sonra hayatımdaki birkaç şeyi değiştirmeye karar verdim. Birincisi: Onların kitaplarını da okuyacaktım. Okumak zorundaydım. Zîra onlarla konuşmaya çalışıyordum. Hâlihazırda İslâmî kaynakları okuyanlar muhataplarım değillerdi. Onlar zaten berzahlığım gerekmeden bilgiye ulaşıyorlardı. Bana ihtiyaçları yoktu. Ben, eğer bir tebliğ dili yakalamayı amaçlıyorsam, ötekilerin diline alışacaktım. Alışmalıydım. Konuşacaktım. Konuşmalıydım. Onlarla hakikat arasında bir berzahlık oluşturmalıydım. Yapabildiğimce. Bundan kaçınamazdım. Çünkü bilgiyi taşırken kuş değil koyun olmayı bizzat mürşidim bana nasihat ediyordu. Bu nasihati görmezden gelemezdim. Koyun dediğin aynı zamanda yediğinin berzahıydı. Otu alıp süte çevirirdi. Kuş berzahlık yapmıyordu. Yediğini yediriyordu. İkincisi: Yazım dilimi değiştirdim. En azından elverdiğince denedim. Zorladım. Bunu yaparken "Osmanlıca kelimeleri kullanmayı büsbütün bıraktım"
Ufo vs.
100 yılda milyonların gördüğünü iddia ettiği 9 uzaylı türü `greys`: küçük boylu, büyük siyah gözlü varlıklar, klasik kaçırılma raporlarında sıkça tarif edilen. soğuk savaş dönemi, nükleer korku ve “insan üzerinde deney” paranoyasının vücut bulmuş hâli gibi. büyük göz = duygu değil gözlem. `reptilians`: şekil değiştiren kertenkele benzeri varlıklar, hükümetleri etkilediği söylentileriyle anılan insanların “bizi yöneten görünmez elitler” fikrini biyolojik metafora çevirmesi. “soğukkanlı yönetici” kavramının literal hâli resmen. `nordics`: uzun boylu, sarışın, insan benzeri varlıklar, dünya'nın geleceği hakkında uyarıda bulunduğu söylenen neredeyse iskandinav mitolojisinin uzay versiyonu. “kurtarıcı üstün varlık” arketipi. `insectoids`: böcek benzeri, özellikle çekirgeye benzeyen varlıklar, bazı anlatılarda deneyler ve zihin kontrolüyle ilişkilendirilen kovan zihni, bireyselliğin kaybı, yapay düzen korkusu. `hybrids`: yarı insan yarı uzaylı varlıklar, genetik karıştırma iddialarında tarif edilen insanlığın kimliğini kaybetme ve genetik müdahale korkusu. `sirians`: sirius yıldız sistemiyle bağlantılı olduğu bildirilen ve eski mitlerle ilişkilendirilen new age spiritüalizmin yıldız tohumu anlatılarıyla birleşmiş hâli.