Camerlengo, "Bilimle din arasındaki eski savaş sona erdi." dedi.
"Siz kazandınız. Ama hakkınızla kazanmadınız. Cevaplar sunarak kazanmadınız. Toplumumuzu o kadar radikal değişikliklere uğratarak kazandınız ki, bir zamanlar yön gösterici olarak kabul ettiğimiz gerçekler, şimdi kullanılmaz oldu. Din bununla baş edemez. Bilim katlanarak gelişiyor. Bir virüs gibi kendi kendini besliyor. Her keşif, yeni keşiflere kapı açıyor. İnsanlığın tekerlekten arabaya geçmesi binlerce yıl almıştı. Ama arabadan uzaya geçiş arasında on yıllar var. Artık bilimsel gelişmeleri haftalarla ölçüyoruz. Kontrolden çıkmak üzereyiz. Aramızdaki mesafe giderek açılıyor ve dini dışlayan insanlar kendilerini ruhani bir boşluğun içinde buluyorlar. Anlam bulmak için kendimizi harap ediyoruz. Ve inanın bana, gerçekten harap ediyoruz. UFO'lar görüyoruz, bağlantılar kuruyoruz, ruh çağırıyoruz, beden dışı deneyimier yaşıyoruz, geçmiş hayatlarımızı sorguluyoruz... tüm bu tuhaf fikirleri bilimsel bir kalıba uyduruyorlar, ama hepsi de düpedüz mantıksızlık. Yalnız, azap çeken, kendi aydınlanmasının ve teknolojiden bağımsız herhangi bir şeyin olabilirliğini kabul edemeyişinin esiri olmuş modern ruhların çaresiz yakarışları.
Sagan, bilimle uğraşacak kişilerde olması gereken birçok özelliği, kıvrak bir zekâyı, zengin bir hayal gücünü, bildiğini sandıklarına "iman" boyutunda saplanmayıp onları sürekli gerçek dünyadan gelen verilerle sınama duyarlılığını, öte yandan bu kuşkuculuğu abartarak her saçmalığa bodoslama atlamama, "olağanüstü iddialara inanmak için olağanüstü kanıtlar talep etme özenini bir arada bulunduran bir eleştirel düşünce deviydi. Uzayda yaşamın var olması, uzaylılarla iletişim kurabilmemiz onu çok mutlu ederdi ama "gerçek" ile "dilek" arasındaki fark önemliydi: Mars yüzeyinde gözlenen renk değişimlerinin bitki örtüsünden değil toz fırtınalarından kaynaklandığını ortaya çıkararak, desteksiz atışta aşı karşıtlarından farkları olmayan UFO meraklılarının tutarsızlıklarını göstererek henüz gerçek uzaylılarla karşılaşmadığımızı vurgulamak da ona düştü.
Türkiye'de ilk kez Dünya Ufo Kongresi yapılıyor. Şimdi bir ışık yılı saygı duruşunda bulunalım.
- Bravooo! .. Hep beraber, haydeeee ... Şiiiimdii uzaaylaardasııın ... Tırının tırrını ... Gönüüül hicraanla dooolduu ...
- Yapmayın kardeşim, olayı alaturkalaştırmayın. Belliydi bu olayın Türkiye'de yozlaşacağı. Sabahtan dört ufo konvoy yaparak gelmiş buraya, ki ilk kez oluyo, düşünün, otopark mafyası yüzünden kavga çıkmış, iki uzaylının kafası yarılmış, ufolmuşlar. Türkiye, kozmik aleme rezil oldu. "Neden geldim lstanbul'a" diye sinyaller alıyoruz.
Onu sevmek,onunla yüzleşmek veya bir hatıra paylaşmak mümkün değildi. Ufo görüp kanıtlayamamak gibi bir şeydi. Sırf onu hissedene, fark edene olağanüstüydü.
Yaşam güçlerini yitirmemeleri için erkeklerin 42 yaşından sonra orgazm olmaması gerektiğini savunan Helsing'in parlak fikirleri yalnızca UFO'lar, komplolar ve soyağaçlarıyla
sınırlı değildi.