Uğur

“Hayatta hiçbir şey kalıcı değil, değil mi? Her şey fani.” “Aynen,” dedi hemşire. “Ama bunu hastayken değil de sağlıklıyken söylemek çok daha kolay. Sağlığımız yerindeyken en korkunç şeyleri bile kolayca söyleyebiliriz. Ancak ölüm kapımıza dayandığı zaman gerçekte neyin ne olduğunu anlarız.” “Tahmin edebiliyorum.” “Hayır, hiç zannetmiyorum.” Yüzünde buruk bir gülümseme belirdi. “Ama günün birinde, biz de aynı yere geldiğimizde ve ölüm bizim için soyut bir kavram olmaktan çıktığında bunu anlayacağız.”
Sayfa 440·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Kaos hayatlarımıza yön verir. Düşün ki, arabana binip yola çıkmadan önce paltonun ucunun kapıya sıkıştığını gördün. Ne yaparsın? Kapıyı açar, paltonu çeker, kapıyı kapatır ve devam edersin. Bu süreçte beş saniye kaybettin. Köşeye geldiğinde bir kamyonla çarpıştın. Sonuç: Hayatın boyunca belden aşağı felçli yaşamak zorunda kaldın. Şimdi de paltonun ucunun kapıya sıkışmadığını düşün. O zaman ne olur? Hemen yola çıkıp köşeye beş saniye önce varırsın, değil mi? Kamyonun geldiğini görür, geçmesini bekler yoluna devam edersin. Kaos teorisi budur. Paltonun ucu kapıya sıkıştığı için tüm hayatını etkileyecek beş saniye kaybettin.” Omuz silkti. “Küçük sebep, büyük sonuç.”
Sayfa 269·Kitabı okudu
Allah’ım, bu aşk avaresi bülbülün ruhunu ta kıyamete kadar zinde kıl! İlahi, bedeni her doğumda değişse de gönlüne nakşedeceğin aşk, dünya bağının en muhteşem gülü için tazelensin, tazelensin, tazelensin... Allah’ım, bu şeydâ bülbül güle vuslat bulduğunda, o vuslatı kıyamete kadar anlatmak üzere sesine neslim Davud gibi güzellik ve bereket ver. Ta ki gül için kırk şarkı söylemiş olsun... Âmin!
Sayfa 16·Kitabı okudu
Napolyon Bonapart, “İnsanın olgunlaşabilmesi için acılarla yoğrulması gerekir çünkü o acılar hem taş, hem heykeltıraştır” demiş.
Sayfa 323·Kitabı okudu
Her insan açık bir kitaptır özünde. Okunmayı bekler. Her birimiz yürüyen, nefes alan kitabız aslında, yeterki özümüzü bilelim.
Sayfa 148·Kitabı okudu