Benlik sevgisinin ve insandaki bu ben'in mahiyeti sadece kendini sevip kendini düşünmektir. Fakat elinden ne gelir? Sevdiği şeyin, yani benliğin zaaflarla ve sefaletle dolu olmasını engelleyemez. Büyük olmak ister ama kendi küçüklüğünü görür; mutlu olmak ister ama kendi zavallılığını görür; kusursuz olmak ister ama kendini kusurlarla dolu görür. insanların saygı ve sevgisine mazhar olmak ister ama kusurlarının sadece, insanların hoşnutsuzluk ve horgörüsünü hak ettiğini görür. Kendisini içinde bulduğu bu rahatsızlık, hayal edilebilecek en adaletsiz, en cani tutkuları doğurur. Çünkü benlik, kabahatleri konusunda kendisini ikna ve ihtar eden bu hakikate karşı, amansız bir nefret beslemeye başlar.
—Pascal, Düşünceler
Ve harç yerine ziftleri vardı.
—Yaratılış 11:3
Düzenin adamı, itaatsizlik yeteneğini kaybetmiştir, itaat ettiği gerçeğinin bile farkında değildir. Tarihte bu noktada, şüphe etme, eleştirme ve itaat etmeme yeteneği, insanlık için bir gelecek ile uygarlığın sonu arasında duran tek şey olabilir.
Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!...