Arkadaşımın babasının bu yıl yayımlanan şiir kitabının imza günü vesilesiyle gittiğim Kültür Sanat Merkezi’nde, Hasan Ukdem’le tanıştım. Hayatı, kelimelere tutunarak inşa edilmiş bir hayat. Tekerlekli sandalye ile geçen zorlu bir çocukluk, hiç gidilememiş bir okul, ama evde sabırla, inatla öğrenilmiş okuma yazma… Ve şiire neredeyse varoluşsal bir bağlılık. Şiirin onun için bir süs değil, bir nefes aralığı olduğunu ilk anda hissediyorsunuz.
Bana imzalı olarak hediye ettiği Şiirli Şiirler —üzerine düşülen o sıcak notla, “bana bir şiir borcun olsun”— küçük hacmine rağmen samimi bir iz bırakan, yorucu olmayan, tek solukta okunabilecek bir kitap. Metinler; şiir nasıl olmalı, kime yazılmalı, neye ve nasıl yazılır gibi sorular etrafında dolaşıyor; öğretmeye kalkmadan, iddia yükseltmeden, daha çok düşünmeye davet ederek. Anlam bakımından derinlik arayan okuru yer yer tatmin etmeyebilir; dil zaman zaman fazla yumuşak ve aynı duyguda uzun süre kalabiliyor. Ama tam da bu yüzden, ağır edebiyat beklemeyen okur için bir “ince çerez” tadında: sade, içten ve niyetini gizlemeyen bir şiir kitabı. En kıymetli yanı ise belki de şu: kelimelerin, şartlar ne olursa olsun, insanı hayata bağlayabildiğini sessizce hatırlatması.
Elif Şafak, ortaokul yıllarımdan beri adını duyduğum bir yazar olsa da genellikle hakkında yapılan yorumlar tepkisel ve olumsuz olduğu için bu kitaba rastgelene kadar hiçbir kitabını okumamış, merak etmemiştim. Hep bir tür "yanlış", "yasaklı" imgesi vardı aklımda Elif Şafak'a karşı. Nedenini hâlâ bilmiyorum...
Dediğim gibi, Havva'nın Üç Kızı ilk kitabım yazardan. Tanıtım yazısı ve kapağı ile bende epey merak uyandırdı ve mevcut okumam biter bitmez başlamak için öne aldım bu harika eseri... Arka kapak yazısından ötürü kitabın 3 kadın ağzından ayrı ayrı anlatılacağını düşünsem de kitap yalnızca "arafta kalan", "arayışta olan" Peri'nin perspektifinden kaleme alınmıştı. Kitaptaki olay örgüsü düşünüldüğünde bunun isabetli bir karar olduğunu düşünüyorum. Kitaptaki 3 kadından; Şirin ve Mona, 2 ayrı ucu temsil ederken Peri ise bu iki ucun tam ortasını temsil ediyor. Ben kitaptaki tüm sorgulamaları kıvamında buldum. Harika bir konuyu bence harika bir kalem ile akıcı bir olay örgüsü ile ele almış yazar... Perspektif olarak almış olduğu Peri karakterinin iki ayrı zamanı arasında mekik dokuyarak işlemiş hikayeyi. İlkin Peri'nin şimdisi, İstanbul'da katıldığı lüks bir davet ve devamında Peri'nin geçmişi... Şimdi ve geçmiş arasında gitgel yapan olay örgüsünü oldukça beğendiğimi söyleyebilirim. Kitaba dair tek ukdem Peri ve Azur arasındaki dinamiğin biraz daha derinleşmiş olmasını isterdim. Hem biraz hızlı gelişti son kısım, hem de duygu yoğunluğu olarak o derinliği aradım.
Genel olarak çok beğendiğim aklımda kalıcı bir eser oldu. Yazarın diğer kitaplarına da bakacağım. Tanrı hakkında düşünmek isteyen tüm herkese bu harika eseri öneririm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
UkdemKays Mahfi
Genellikle lirik, aşk şiirlerinden oluşan bir kitaptı yer yer ise içtimai ve siyasi şiirler de vardı aşk şiirleri güzeldi ama bazı şiirlerin ilahi cezbe ya da beşeri aşk mı çözemediğim yerler oldu ve içtimai şiirlerden de bana hitap etmeyen kısımlar oldu ondan 7/10 verdim genel olarak iyi bir şiir kitabı olduğunu düşünüyorum.
‘Esmer bir akşam vakti insan korkar mı muhtemel nihayetinden.’
Dipnot: Edeceğim tek sitem platform içerisinde YAŞANMAMIŞA HASRET eseri için tüm şikayetlere rağmen yer ayırılamayışı !
Bir aşk hikayesini anlatan şiirlerden oluşuyor kitap. İlk görüşte aşk. Gözlerin ilk buluşmasıyla yüreğe düşen ateş. Beyaz güle benzetiyor sevdalı sevdiğini
"Gözlerin değince gözlerime
Bahar geliyor gönlüme"
Diye başlıyor. Sürekli onu görmek arzusuyla ve her an onu düşünerek geçiyor günler ve geceler.
"Günler, sensiz yaralar geçer
Uykusuz geçer bütün geceler"
"Seninle gündüzüm, gecem
Sensin benim tek düşüncem"
Sevdiğini gördüğü vakitler en mutlu olduğu anlardır.
"Güzel bir şarkı söyler deniz
Kıyıya vuran dalga sesleriyle
Tamamlanmış bir tablodur
Güneş ışınlarıyla ışıldayan sular
Sen geldiğin zaman"
Uzaktan severek, düşler kurarak, hasretle için için yanarak geçen aylar sonra yıllar. Ve sonra bir gün sevdiğinin gözlerinde onu bir daha göremeyecek olmanın haberini görüyor.
"Gideceksin, solacak lale, zambak, gül
Son kez bakmadan, hiçbir şey söylemeden
Yakacaksın kalbimi, edeceksin kül
Gideceksin, bir veda bile etmeden"
Ve sevdiği gider uzak diyarlara
"Gördüğüm en güzel rüyaydın sen
Gittin, karanlıklarda kaldım ben"
Yeniden döner ümidiyle beklemektir artık payına düşen. Bekler, özler, umutlar besleyip düşler kurar yine. Fakat dönmez sevdiği
Bugün size aşka dair çok anlamlı ve özel şiirlerin bulunduğu sevgili #ismailceylan ın ortaokul yıllarından beri yazdığı şiirlerin ye aldığı bu güzel kitap ile tanıştırmak istiyorum.
Demiş ki sevgili yazarımız,
"Bir gün aşk şiirlerimi bir kitapta toplamaya karar verdim ve bu eser meydana geldi.Sunu belirtmek istiyorum ki şair bazen sevdiğini bir çiçeğe benzeterek yazar,bazen memlekete olan hasretini sevgiliye duyulan özlem gibi anlatır.Bence mühim olan şairin kim yada ne için yazdığı değil,okuyucunun şiirde kendine dair birşeyler bulabilmesidir."
Bu kitabın içinde kendinden bir parça bulamama ihtimalin içten bile değil sevgili okur.
Özellikle şiir severlere tavsiyemdir.