Türküler hayatın kırdığı insanları teselli ederler derler o yüzden bugün sana bir türkü armağan etmek istiyorum. Saçların sarı olmasa da sen benim Mihriban’ımsın. Mihriban şefkatli, merhametli, gönlü güzel anlamlarına gelir. Abdurrahim Karakoç tarafından yazılmış bir şiirdir. Sonradan seslendirilerek türkü haline gelmiş. Hikâyenin merkezinde gençlik yıllarında yaşanmış büyük bir aşk varmış ve rivayetlerden birine göre Karakoç, bir düğünde gördüğü genç bir kıza âşık olur. Aralarında derin bir sevgi doğar; ancak çeşitli sebeplerle evlenemezler ve yolları ayrılır. Bu ayrılık, şairin içinde yıllarca yaşayan bir özleme dönüşür. Mihriban gerçekte olan bir isim de değildir, sembolik bir isim olarak kullanılmıştır. Sözlerinde, kavuşamamak,özlem, sabır ve dinmeyen sevda vardır. Bu yüzden türkü yalnızca bir kişiye değil, ulaşılamayan, unutulamayan ve özlenen sevgiye yazılmıştır. (22:22🫂 de beraber dinlesek olur mu🫂) O yüzden sen benim mihriban’ımsın. Adın ne olursa olsun, Sevmelere kıyamadığım, doyamadığım, canımdan öte cansın. Bak şöyle söylüyor şiirin bir yerinde, Boşa bağlanmamış bülbül gülüne Kar koysan köz olur aşkın külüne Şaştım kara bahtın tahammülüne Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban! Tarife sığmıyor aşkın anlamı Ancak çeken bilir bu derdi, gamı Bir kördüğüm baştan sona tamamı Çözemedim çözülmüyor Mihriban! Sana olan sevgimi ne tarif edebilirim, ne de dilim döner. İçinde sen varsanda çektiğim gam da derdin de başımın üstünde yeri var. Adın başka olsada bilirsin ki seni en güzel neyse ona benzetirim. Batan günde güneş, doğacak gece de ay’ım olursun. Hikayesini sevdiğim türkü de mihriban’ım. Geceye umudum. Her güne Eylül’ümsün.
Ayrı Zamanların İnsanları Ne Zaman Kavuşur?
Hayatınızda kaç kişiyi sevebilirsiniz ki? Hem aşk, ulaşılmadığı için aşk değil midir? İşte bu bir aşk masalı birde benden dinleyin: Bir varmış bir yokmuş, ayrı dünyaların insanların masallarını çok dinledik... Peki siz hiç aynı dünyaların, ayrı zamanlarında yaşamış insanların masallarını dinlediniz mi? Arada yıllar ve yollar vardı, iki büyük imtihan ve aşılmayı bekleyen iki kocaman hendek. Yılları geri getirmeye muktedir değildim belki, fakat o mesafeleri unufak edecek ayaklarım hala işlevseldi. Hendeğin birini aşabilirdim. Evlensene benimle dedim bir gün, kalbimin hışmıyla. Evleneyim, nerede kalacağız? Gel buraya... dedi. Gelirim dedim, inanamadı, dünyanın bir ucu dahi olsa hiç düşünmeden gelirdim. Niyetim belliydi; gidip o şark şehrini ihya edecek, kütüphanemizi de hayal dünyamızı da güneşin doğduğu o topraklara inşa edecektik. Yollar aşılırdı da yıllar aşılamadı nihayetinde; haklıydı, biz farklı devirlerin insanlarıydık. Farklı zamanların aynı ruh ikliminde, iki ayrı zamanın askısındaydık; o bir ucunda, ben diğer ucunda... Sanki kaza ve kaderin mizanındaydık. Yollarımızın ebediyen kesişmesi için cennetteki o otuz üç yaş ufkunu beklememiz gerekeceğini hiç düşünmeden, bu fani dünyada muazzam hayallere daldık. Medresetüzzehra’yı kuracaktık orada, ilk müderrisleri biz olacaktık. Bir kızımız olacaktı, adını Saye koyacaktık... Saye Hanım’ın validesi... Seni kazanacak hangi iyiliği yapmış olabilirim diye düşünür dururdum; seni hak edecek nasıl bir sevap işledim ki diye iç geçirirdim seninle konuşurken. Misal, hiç unutmam; biri devletime laf etse yerimden fırlar, kavgaya tutuşurdum. Kavga ettiklerim, sevdiğimin en sevdikleri olsa bile gözüm görmezdi. O ise o zarif ve teskin edici lisanıyla, Onlar öyleyse biz öyle olmayalım beyim der, bendeki o hiddeti şefkatiyle teskin
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Sevişmezseniz aşkı yüceltirsiniz. Gidin sevişin.” Sınıfta aşk muhabbeti açıldığında herkes partnerlerinden, övünerek ve yoğun duygularla bahsettiğinde hocamın verdiği cevap. Hocam bu hayatın gerçek felsefesini çözmüş biri. Nasıl yaşanır? En iyi bu kadın bilir… Aşkın aslında yaşanamayan ve ulaşılamayan cinsel arzular olduğu ve bunun üzerini “aşk” ile kapatıldığını bilen nadir kimselerden. İmreniyorum kendisine.
🎬 MASUMİYET MÜZESİ MİNİ 2026 / 1 sezon, 9 bölüm / Şubat 2026 da izledim Her bölüm yaklaşık 50 dakika Türkçe Kanal / Nerden izlerim : Netflix / Netflix Puan IMDb : 7.4 / Benim : 7.6 Tür: Dram, Kitap Uyarlama Türk Yapımı 18+ Yönetmen : Zeynep Günay Tan Senaryo: Ertan Kurtulan Yapımcı: Orhan Pamuk 📌 KONU : Orhan Pamuk'un aynı adlı romanından uyarlanan Masumiyet Müzesi, 1970'lerin İstanbul'unda varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal ile yoksul uzaktan akrabası Füsun arasındaki tutkulu ve saplantılı aşkı, sınıf farklarını ve “takıntının sevgiye dönüşme” halini konu almaktadır. Kemal, bu acı dolu ve tutkulu aşkı ölümsüzleştirmek adına yıllarca biriktirdiği objeleri sergileyeceği bir müze kurmaya karar verir. 💬 YORUM : Ben normalde Orhan Pamuk’un diline ve dünyasına çok uzak hisseden biriyim ama bu dizi beni şaşırttı. Alıştığımız o tipik aşk hikâyelerinden ziyade dizide asıl ağır olarak hissedilen insanların eksiklikleri, bencillikleri, arzuları, yalnızlıkları ve saplantılarıydı. Kemal karakteri ilk başta romantik bir âşık gibi görünse de aslında zamanla takıntılı, kontrol etmeye çalışan ve kendi duygularının içinde kaybolan biri hâline geliyor. İzlerken bazen ona üzülüyorsun, bazen de ciddi anlamda sinir oluyorsun. Ama karakterin bu kadar gerçek hissettirmesi dizinin en güçlü taraflarından biri olmuş. Füsun ise sadece “ulaşılamayan kadın” değil. Kendi hayalleri, kırgınlıkları ve sıkışmışlığı olan bir karakter olarak yazılmış. Özellikle bazı sahnelerde insanların onu bir “nesne” gibi görmesine rağmen içten içe verdiği mücadele çok iyi geçmiş. Atmosfer kısmı da çok başarılıydı. O nostaljik İstanbul hissi, renk paleti, kostümler ve müzikler diziyi resmen ağır ama şiirsel bir ruh hâline sokmuş. Ben çok beğendim. 🔄 DEVAM / İPTAL Mini dizi olarak tasarlanmış görünüyor. Şu
Dizi/Film
İnsan, en çok neyi seviyorsa oradan yıkılıyor sanki. Ve her yıkıntının altında bir parça gökyüzü kalıyor: ulaşılamayan, ama vazgeçilmeyen. Yıldızlar uzak değil aslında, sadece dokunamayacağım kadar gerçekler.. @Whitedaisy_
Edebiyat
Geliştir
Bir adım gelsek, bin asır uzaklaşıyor yollar Aramızda faili meçhul yeminler, aşılmaz duvarlar. Sen benim ulaşılamayan menzilim, hiç bitmeyen kederim Öyle bir kördüğüm ki bu, çözmeye yetmiyor ellerim. Gözlerin, içimde hiç sönmeyecek bir yangın başlatıyor Oysa dudakların bana hep başka mevsimleri anlatıyor. Ne seninle nefes almak mümkün, ne sensiz ölmek Bize düşen, aynı gökyüzü altında birbirimizi kaybetmek. Bu öyle bir imkansızlık ki, adı konulmamış Kitaplarda yazılmamış, kimse tarafından duyulmamış. Seni sevmek, biraz da bile bile uçurumlardan düşmek Ve her defasında, yere çakılmadan yeniden sevmek. Diyojen
1000Kitap