*gurbet "bahçede bülbül öter yarim gurbete gider" kırk ikindileri yüzüme yüzümü ellerine çevirdim uzun süren bir serinliktin dar avlularda gibi fesleğen ıtır sardunya. "çok bekledim yolunu ne mektup var ne haber" çıktığın patikalarda ince ördün gidişlerini ayak izlerinde bulamadığım dönüşlerini yumuşat bir çiçeği nasıl başlatabilir hoyrat bir rüzgar dağ nasıl anlasın karın ona koşarak geldiğini "n'oldu gönüle, n'oldu sarardı gazel oldu" hicran ne ağır kelime gürzünü vuruyor sineme oy sineme beni koyu gecelere emanet etme kurtar girdap derinliğinden sana inanmak karı olsun bu plastik günlerin beni çağırsın serin ellerin
Afganistanlı bir kadınla konuşmamın özeti.
​Afganistan hakkında herkesin bir fikri var. Malum gariban ülke; kimin gücü, kimin ağzı varsa konuşuyor. 'Taliban sizin için ne ifade ediyor?' diye sorduğumda, 'Türkiye'deki dağdaki teröristler gibi... Güçlüydüler, bu yüzden hükümeti ele geçirdiler. Cahil bir asker çıkıp birine zorla namaz kıldırıyor; adam mecburen kalkıp namaz kılıyor ama abdestsiz... Görünürde İslamcılar,' dedi. ​'Orada akrabaların var mı?' dedim, 'Kardeşim orada,' dedi. Adam kumar oynuyormuş, 5 ya da 7 tane mi ne çocuğu varmış, hepsi de kız... 'markete bile gidemiyorlar' dedi. 'Kadınların çalışmaya izni yok, adam da eve bakmıyor; perişan haldeler. Dahası, kadınlara telefon yasak olduğu için iletişimimiz de kesik. Onlar ya arıyor ya aramıyor.' Adam kumarda telefonu ortaya koyduğu (bahse girdiği) için haliyle iletişim daha da zormuş. ​'Okuyabiliyorlar mı?' dedim. 'Kadının şu kadar değeri yok,' dedi. 'Adam eve 10 tane kuma diye kadın getiriyor. (okumak ne kelime) Erkekler de okuyamıyor, eğitim kısıtlı.' Kadına sıra mı gelicek tabi?.. Kadına telefon yasak, sesli konuşmak yasak, okumak yasak. ​Bastıra bastıra sordum, 'Kadınlar bazı bölgelerde dışarı çıkabiliyor mu?' dedim. 'Komşuya bile gidemiyor,' dedi. Herkes klavye delikanlısı olmuş. Devir, devir değil. Erkeklerin eline (insafına) bırakılan nice kadın, bir de hükümetin baskısına maruz kalmış. Bütün erkekler aklı başındaymış gibi konuşmak akıl kârı değil. Bunu savunmak din değil, kadın düşmanlığıdır. Gidip yerinden dinlemek istedim. Bu kadarını açıkçası ben de beklemiyordum. Kadının kırık bir Türkçesi var; yazdıklarım kelimesi kelimesine aynı olmayabilir, bunu da Allah'tan korktuğum için not düşüyorum. Yalan yanlış anlattığım bir şey yok.
Afganistan
Reklam
Yıllardır Aradığım Yer Bendim..
İnsan hayatı boyunca birçok yer arıyordu. Kimi bir şehirde bulacağını sanıyordu huzuru. Kimi bir insanda. Kimi büyük başarıların sonunda. Kimi de yıllarca kurduğu hayaller gerçekleşince. Herkes bir yere varmaya çalışıyordu. Sanki hayat, ulaşılması gereken bir durakmış gibi… Sanki insan, olduğu haliyle yeterli değilmiş gibi… Sanki biraz daha başarılı olursa, biraz daha güzel görünürse, biraz daha güçlü durursa, biraz daha sevilirse sonunda hak ettiği huzura kavuşacakmış gibi… Oysa kimsenin fark etmediği bir şey vardı: İnsan bazen bütün ömrünü kendisinden uzaklaşarak geçiriyordu. Bunun farkına vardığında yirmi sekiz yaşındaydı. Ama hikâye yirmi sekiz yaşında başlamıyordu. Çok daha önce başlamıştı. İlk kez çocukken bir öğretmeni ona: “Daha düzenli olmalısın.” dediğinde… Sonra başka biri: “Daha uslu ol.”
Duygular
Herkesin elinde telefon olmasina ragmen adam gusül abdestini bilmiyor kuran Kerim dünyada okunup kendidilinde okunmayan tek ülke Türkiye dir arastirin
Edebiyat
ÇOCUKLUĞUMA
Kaçmaya çalıştığım her şey bir ülke olmuş ve ben ev diye sana geldim.
Bana bir ülke getir feride üstünde masmavi bir gök olsun! Yılmaz Odabaşı
Reklam
Reklam