Puan vermedi
#alıntı “Ormandaki dallar öyle yoğun ki yağmuru hissedemiyorsun.” Herkese merhaba, Aslında uzun zaman önce okudum #hamnet i ancak demlenmesi için biraz bekledim. Kafamın içerisinde Agnes ile uyuyup uyandım. Kadınlığın, anneliğin başka bir evin düzenine ayak uydurmaya çalışırken hangi ülke de olursan ol hangi dili konulursan konuş ortak dert aynı. KADIN OLMAK. Agnes evladı amansız hastalığa yakalanmışken eşi ise ailesinden kilometrelerce uzakta kendisine ayrı bir düzen kurmuş ilk ayrılıklarından bu yana yazdığı mektupta bile kendini ele veren bir yabancılaşma ile mücadele etmektedir. Büyük evladını hastalıktan korumuş ancak ikizlerden diğeri yakalanmıştır. Karanlık ormanın şifacı otları da yaraya merhem değildir. Bas bas bağıran bir isyan yok. Satır aralarında bir annenin sessiz çığlığı, yalnızlığı, tek başına bırakılmışlığı var. Bazı sahneler o kadar tanıdık geldi ki okumaya ara vermek en güzeliydi. Kaldığım yerden devam ettiğimde ise insanları affetmek bir sonraki haksızlığa davet etmekti. Anladım. Yazar #hamnet i yazarken tarihi olaylardan esinlenerek çıkış noktasını da kaleme almış. Buna rağmen kurgu bir eser olduğunu biliyoruz. Takılı kaldığı bir nokta ise 1500’lü yıllarda geçtiğini vurgulayıp İstanbul’a Konstantinopolis dersen mantık hatası olur. İstanbul 1453’te fethedildi. Halen hazmedilemiyor… Bu konu kırmızı çizgimiz. Esere yeniden dönecek olursak eski bir hikâyeyi günümüze taşıyarak yorumlamak okuyucuya modern bir klasik hediye ediyor. İçimize işleyen satırlar dilimize #kıvançgüney tarafından çevrilmiştir. Hamnet
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 17:33
George Orwell zihnine, yazarlığına ve kalemine diyecek kelime bulamıyorum. Her detayı ustaca kaleme alınmış hem o dönemde hemde gelecekte etkisini sürdürecek zamansız bir başyapıt. İnsanlığı kendi çıkarları için kontrol mekanizmasına dönüştürmüş bir iktidar. Zihin kontrolü ve baskısı alanında uzmanlaşmış bir yönetim. Bireyselliği, insanın kendi aklını kullanmasını yasak kılmış bir ülke. Gelecekte insanlığın başına gelebilecek en büyük yıkım. Doğru zamanda ve doğru bilgi birikimine sahipken okuduğum için kendimi şanslı hissediyorum.
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200bin okunma
Reklam
Puan vermedi·448 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 02:22
Melbourne 'de bir ev, üç ev arkadaşı. Genç kadınlardan biri öldürülür, biri kaybolur, diğeri ise cinayetten suçlu bulunur. "Ev Arkadaşı Cinayeti" olarak anılan bu olay ülke çapında büyük yankı uyandırır. Romanın merkezinde sadece bu cinayet yok. Gazeteci Olive (Oli) Groves'un, on yıl önce üzerinde çalıştığı bu dosyaya karşı geliştirdiği neredeyse saplantı haline gelen merakı da hikâyenin önemli bir parçası. Kitap polisiye-gerilim türünde, katman katman açılan sırlarla ilerliyor. Ama itiraf edeyim, başlarda pek umutlu değildim. "Ah ne klişe" dedim. Sonunu tahmin ettiğimi düşündüm. Hatta yer yer gereksiz uzatıldığını hissettim. Oli'nin yediği içtiği her şeyi öğrenmesek de olurmuş açıkçası. Ama sonra ne oldu dersiniz? Hikâye ilerledikçe kendimi olayların içinde buldum. Merak duygusu giderek arttı ve sayfalar hızla akmaya başladı. Üstelik tam her şeyi çözdüğümü sanırken kitap beni ters köşe yapmayı başardı. Kusurları yok mu? Var elbette. Ama finaliyle puanını yükselten, şaşırtmayı başaran ve okuduğuma memnun olduğum bir kitap oldu.
Ev ArkadaşıSarah Bailey · The Kitap · 2022113 okunma
Acılardan kaçma şeklimiz de kimliğimizin parçasıdır.
7/10
·293 syf.··
2026 15. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:06
Bazı insanlar karanlıktan korkar, bazılarıysa karanlığın içinde bir ülke kurar. Deborah da öyle yaptı. Gerçek dünyanın kırgınlıkları, anlaşılmamanın ağırlığı ve ruhunun taşıyamadığı acılar onu kendi zihninde yarattığı YR adlı ülkeye götürdü. Orada kaçmak kolaydı, yaşamak değil. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim, aslında bir akıl hastalığının değil, insanın kendine dönüş yolculuğunun hikâyesi. Deborah’ın savaşı başkalarıyla değil; korkularıyla, yaralarıyla ve gerçeğin bazen hayalden daha ağır olmasıyla. Kitap bana şunu fısıldıyor: “İnsan bazen iyileşmek istemediğinden değil, acısız bir hayatın nasıl yaşanacağını unuttuğundan iyileşemez.” Deborah’ın yolculuğu boyunca anlıyoruz ki kimse ona bir gül bahçesi vadetmedi. Hayat dikenlerini saklamadı. Ama insan, dikenlerin arasında da yürümeyi öğrenebiliyor. Ve belki kitabın bende bıraktığı en derin iz şu: “Kurtulmak istediğimiz şey bazen acı değildir; acıyla birlikte kim olduğumuzu da kaybetmekten korkarız.”
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma
Petrikor
10/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:45
Merhaba Sevgili Kitap Dostlarım sizi bugün çok farklı bir kitapla tanıştırcam. Kitabımız: PETRİKOR. Yazar okuyucuyu , Yokluk ülkesine davet ediyor neresi burası haritalarda yeri olmayan bir ülke ; Dışımızda yaşadıklarımız ve içerde büyüttüğümüz duygularımızın olduğu o karanlık yer ya da size ne hissediyorsa o . Bir Adamla Kadın karakter ' in aşkı konu alınmış isimsiz iki karakter düşünün onların inişli çıkışlı ilişkilerini okurken birden o karakterden biri siz oluveriyorsunuz . Hikâye o kadar gerçek ki siz yaşadınız o hayal kırıklığını , o derin yara sizin içinizde , siz aldatıldınız , o acı size ait. Ya da o heyecan bence yazarın da yapmak istediği bu İsimsiz karakterlere okuyucunun kendi ismini vermek istemesi ... Nereye varacak bu hikaye diye diye okudum .Kadın karakter beni oldukça zorladı baya baya kavga ettim. Ne bu şimdi dedim. Ee ne olacak bu işin sonu deidm durdum.Sabırsız bir okuyucuyum ben Sonunu beklesene ! Sonu herşeyi özetlemiş . PETRİKOR ; yağmur sonrası toprak kokusuna verilen isimmiş hiç bilmezdim en sevdiğim kokunun adının bu olduğunu. Altını kalın kalın çizdiğim pek çok içime dokunan paragrafların olduğu bu kitabı okumak isteyen Herkese tavsiye ederim ben uzun süre bu kitaptan eşe dosta bahsedeceğim . Varsa kendine güvenen bu yokluk ülkesine bir uğrasında görelim. Kitapla Kalın
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202669 okunma
Çağdaş bir aile olmadan çağdaş bir ülke olunamaz.
7/10
·186 syf.··
2026 37. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:04
Ben şu an için bir anne değilim ama geleceğin anne adayı olarak bu kitabı okumak istedim. Çok akıcı bir şekilde ilerledi ve okurken bir sürü şey öğrendim. Doğan Cüceloğlu 'nun dili çok samimi bazı yerleri okurken gözlerim doldu, bazı yerlerde ise sesli kahkaha attım. Kitap 5 ana başlıktan oluşuyor. Bunlar: 1- Kucağımda Tuttuğum Bu Çocuk Özünde Nasıl Biri? 2- Niyetim Ne? Çocuğumdan Beklentilerimin Farkında Mıyım? 3- Anne-Baba Olarak Ben Kimim? 4- Anne-Baba Olarak Neleri Bilmeli, Nelerin Farkında Olmalıyım? 5- Aile Toplantıları ve Ailede Yaşayan Değerler Tüm bu başlıklar her bölümde irdeleniyor, bilgiler veriliyor. Gerçek hayattan örnekler ve mektuplar içeriyor içerisinde. Benim en çok ilgimi çeken konular; aile toplantıları ve aile içerisinde sohbet etmenin önemi ile ilgili kısımlar oldu. Aile içinde sohbet etme ile ilgili hoşuma giden alıntılar: "Sohbetin sonunda öğretme veya öğrenme olabilir, ama esas amaç paylaşımdır." "Hiçbir kitabın veya seminerin size düşündürmeyeceği şeyleri çocuğunuzla yaptığınız sohbetler sırasında farkına varabilirsiniz." Kitabı genel olarak çok beğendim ama yazara katılmadığım bazı yerler de oldu. Örneğin şu alıntı: "Çocuğunuz katılmasıyla birlikte evlilik ilişkisi aile ilişkisine evrilir." Ben 2 insanın bir çocukları yoksa bile aile oldukları görüşündeyim. Kitabın devamında geçen bir başka alıntı: "Böyle bir dönemde bir başka kadın, özünü keşfedememiş bu erkeğe, 'Sen ne yakışıklı, ne heyecan verici, ne çekici erkeksin!' diye yaklaşırsa, 'baba olmasına fırsat verilmemiş, kendisini ailede dışlanmış hisseden' adama bu davet anlamlı ve heyecanlı gelebilir. Gittikçe aileden kopar." Burda yazar doğumdan sonra aşırı korumacı bir psikolojiye giren annelerin, babayı ister istemez dışlayabileceği bir durumda aldatmanın olabileceğinden bahsediyor. Bu
Geliştiren Anne - BabaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202110,8bin okunma
Reklam
Reklam