Tüm bedenimi mutsuzluk sardı. Burnumun büyüklüğünü de, dudaklarımın biçimini de beğenmedim. Babamın öldüğünü sanmıştım; gene de işte şu büyük, çirkin yuvarlak burunda yaşıyordu. Annem de ölmüştü, fakat bu ince dudaklı ağızda sürdürüyordu yaşamayı.
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağa yollanırdı.
İyi çalışıyor, çok zeki, para kazanmayı biliyor ama ilişkilere gelince korunmasız bir erkek çocuğuna dönüşüyor, kaçmaya, gizlenmeye, oynamaya başlıyor.