Modern Hint düşüncesinin ve şiirinin en önemli temsilcisi kabul edilen Tagore ' un satırlarını çize çize okuduğum bir kitabının daha sonuna geldim. Bireyin Evrenle İlişkisi, Ruh Bilinci, Kötülük Problemi,Benlik Problemi,Aşkla Anlamak, Eylemde Anlamak, Güzeli Anlamak ve Sonsuzu Anlamak başlıklı sekiz bölümden oluşan bu kitabı dilimize çeviren Ufuk Coşkun.
İnsanın doğa ile uyum halinde iken asıl gerçeğe ulaşabileceğini ifade eden satır aralarında evrende küçücük bir nokta hükmündeki insanın aklı ile yapabilecekleri ve yapamayacakları arasında bir sınır çiziyor. "Dünya ile hasbihali sayesinde bilimden daha derine inememiş bir insan, manevi bakış açısına sahip bir kimsenin olgularda bulduğu şeyin ne olduğunu anlamayacaktır."( syf17)
"Bir kimse dünya ile akrabalığını yeterince idrak etmediğinde, duvarları kendisine yabancı bir hapishaneden farksız bir evde yaşar." (syf17) dolayısıyla insanın varoluşunun bütünlüğüne, hikmetine, sonsuzkuktaki yerini idrak etmeye davet eden ilk bölüm sınırlı ile sınırsızın hakikatine okuyucuyu davet eder nitelikte.
Zenginliği sadece dünyalık biriktirmekle meşgul olanların şişkin egosuyla birlikte sınırlı şeylerin dar kalıpları arasında kaybolduğunu ifade ederken "zengin bir adamın cennete girmesi devenin iğne deliğinden geçmesinden zordur" cümlesi ile sanki aynı kültürün insanı imişiz gibi hissettirdi bana. Hint Felsefesinin İslam Felsefesi ile birbirine örtüşen yanlarını özellikle su yüzüne çıkarmış bir kitap diyebilirim. Hani derler ya"O'nu bulan neyi kaybetmiş, O'nu kaybeden neyi bulmuştur ki" işte size kitapta bu can alıcı özsöz ile birebir örtüşen cümle syf .25 de .." Bu hayatta O'nu bilmek bilge olmaktır; bu hayatta O'nu bilmiyor olmak ise viran olmaktır." Diyerek ilk bölüme nokta koyuyor. Bilmem başka söze hacet var mı?
Ruh Bilinci