Sultan İkinci Abdülhamid Han'ın, Osmanlı vatanını aşan şümullü siyasetinde, demiryolu faaliyetleri büyük önem taşıyordu. Bağdat Demiryolu'nun inşası da bu siyasetin önemli bir parçasıydı. Ulu Hakan, hem Osmanlı'nın bölgeyle olan irtibatını güçlendirmek hem de diğer Batılı devletlere karşı, Almanya'yı Doğu'da bir denge unsuru hâline getirmek amacıyla projeyi, Almanya'ya imtiyaz olarak verdi.
İstanbul'dan Konya'ya kadar olan kısmı, Anadolu Demiryolu Şirketi tarafından tamamlanan hattın yeni başlangıç noktası Konya olmuş; buradan sonraki bölüm ise yeni kurulan Bağdat Demiryolu Şirketi'ne bırakılmıştı. Şirket, demiryolunu bölüm bölüm inşa etmeyi planlamış ve ilk olarak 1903'te Konya-Ereğli arasında çalışmalara başlamıştı.
Fotoğrafta, Alman Büyükelçisi Marschall von Bieberstein ve beraberindeki heyetin, Bağdat Demiryolu'nun Konya-Karaman hattının tamamlanması vesilesiyle şehre gelişi görülmektedir.
(21 Haziran 1904)
__ Hangi kapıya kulluk edelim biz de şaşırdık. Siz çekersiniz, Nemseli çeker; hâlimiz yamandır. Perîşanlıktan birbirimizi suçlar, kardeş kardeşin kafasını kırar olduk. Nemseli'ye dönsek siz
Ulu Hakan İkinci Abdülhamîd Han, kendisi bizzat
tarikat bağlısı ve himayecisi olduğu halde, Şeyh Esad Efendiyi, şefkatli bir sürgün ifadesiyle,
memleketine, Erbil'e gönderiyor ve orada oturmaya mecbur ediyor. Sebep? Meçhul...
Ulu Hakan, hal'in tebliğinde «takdir Allahındır» mealinde «yasin» sûresinden bir âyet okumuş,
peşinden Esad Paşaya Yahudi Karasu'yu göstererek:
«— Türklerin padişahı ve Müslümanların Halifesi olan bana, hal'ini tebliğ için şu yahudiden
başkasını bulamadınız mı? Bu adamı siz, Türk ve Müslüman olarak karşıma çıkarmaktan
utanmıyor musunuz?» demiştir.
Gizli niyet, gafil sürülerin şahsında evvelâ şeriati tepelemek, sonra da o vesileyle, biricik şeriat
bağlısı ve koruyucusu Abdülhamîd'i devirmek...
Meşrutiyeti ilân ettikten ve Mebusan Meclisini