Bir insanın ölümü, olağandışılıklarıyla, güçlü sanılan
Yerin, çatırdaması gibidir huzursuzlukların avucunda:
Geçmişte kalmıştır yiğitlikleri, orduları, komutanları,
Cesarete dair sözcükleri, görkemli şaşaları, adaletli,
Ancak çarpık adımlarla yürüyen, yumurtadan çıkmış
Yeni bir civciv gibi, kurtaramazlar artık adaletsizlikte,
Kuşatılmış kentlerinde haksızlığın sesi kurtaramaz,
Anlaşılmaz olur kendi halklarının paramparçalığıyla,
Ölüm çıkagelmiştir çünkü, insan insana doğrultur mavzeri
Yaz yağmuru gibi yağan kurşunlar,
En sık ormanların kayboluşlarında akıtır
Asit yağmurlarını, çünkü
Başkalaşır ölüm bile, kendi içinde:
Nefes sarf edilen her ân, her dakikada,
Yanan, cayır cayır bir uzuvun boşanmasında
Çekilir erkeklik ve nefretten de ne varsa,
Ulus kalır başbaşa kendiyle:
Düşman için tereddüt de yoktur artık!