Rasûlullah (s.a.) İbn Abbas (r.a.)'ın kendisinden rivâyet ettiği sahih bir hadiste şöyle tavsiyede bulunmaktadır: "Sizi her türlü gıdalarla beslediği için Allah'ı seviniz, Allah; sevgisiyle beni seviniz ve benim sevgimle de ehli beytimi seviniz." (Tirmizi)
Yine Efendimiz (s.a.) bir gün "Canım kudret elinde olan Allah'a yemin olsun ki biz ehl-i beyte kim buğzederse mutlaka Allah onu cehenneme sokar." buyurarak onu sevmenin önemine ve ona buğzetmenin tehlikesine dikkat çekmiştir.
O halde bilinmelidir ki, ehl-i beyti sevmek imandandır. Yazarımız der ki; "Biz, Rasûlullah (s.a.)'in ehl-i beytini sevdiğimiz zaman onları kendimiz için model ve örnek almaya gayret ederiz.
Onları sevdiğimizde hanîf şeriatın terazisine göre nerede duracağımızı bilmemiz gerekir. Onları, Rasûlullah (s.a.)'e olan sevgimiz sebebiyle severiz. Rasûlullah (s.a.)'e olan sevgimiz de bizi doğrudan Allah'a olan sevgimize götürür. Çünkü Allah bize, eğer biz kendisini seviyorsak Rasûlullah (s.a.)'e tabi olmamazı emretmiş ve açıklamıştır.
Dolayısıyla bu büyük dini bize aktaran ve ona sımsıkı sarılmamazı öğreten Peygamberimiz (s.a.)'in temiz ve şerefli ehl-i beyti ile değerli ashâbına da uymamız gerekir.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin." (Al-i İmran 31)
İşte bu yüzdendir ki bu konu, imanla ilgili hassas bir konudur
Fakat bilinmelidir ki sevgide aşırıcılık, taşkınlık ifrat ve tefrit insanı sapkınlığa götürmekle birlikte, dinde olmayan şeyleri dine girdirme yani bidate de götürmüş olur.
O halde bizlerin de ehli beyte sevgisi Rasulullah ve ashabı gibi, emredilen gibi olmalıdır.
Yazarımız nesep ve soy meselesine dikkat çekmek için öncelikle Peygamber Efendimizin dedesinin İbrahim as dini üzere olduğu, putlara tapmadığı , Hz.