25 yıldır öğretmensiniz ve her sene aynı kitabı işliyorsunuz derslerinizde ama o 25 senenin sonunda o kitapta keşfettiğiniz yeni bir ayrıntının yarattığı heyecanı aktarabileceğiniz kimsenizin olmadığını düşünün. Sınıftan çıkıyorsunuz hava yağmurlu ve şemsiyeniz açılmıyor. Yılların biriktirdiği öfke bir anda içinizden çıkıyor. Herkes ne kadar naif biri olduğunuzdan bahsediyordu ama siz okulun bahçesinde dakikalarca şemsiyeyi parçalıyorsunuz. Yıllarca kendinizi öyle sevmiş ve sevdirmişsiniz. Ana avrat sövüyorsununuz. Okulun iyi yetiştirilmiş ahlaklı sünepeleri ağzı açık size bakıyor. Bütün okul bir edebiyat öğretmenini cıkcıklıyor.
her gününüz bir diğerinin aynısı, yarından bir farklılık ya da beklentiniz kalmamış. işte dag solstad almış bunu yazmış. Her zaman arka planda kalmış bir karakterin ana karakter olduğu roman.
yalan söyleyene sövdüm radyoda
gazetede tükürdüm suratına itin birinin
…
kapıyı çekip çıktım sokağa
öpüşmek gibi bir şey sokakta hava
gömleğim, pantolonum, kunduralarım
ve artık benim için düşman bir tanıktan başka
bir şey olmayan sarı basın kartım
….
iyi ki bilincindeyim çağımın
iyi ki yaşıyorum bütün boyutlarıyla
iyi ki sövebiliyorum