Muharremin 10. gününde tarihte önemli olaylar yaşanmıştır ◾ Cenâb-ı Hakk, 10 peygamberine şu 10 önemli ikramı ihsan etmiştir: 1. Allah, Hz. Musa'ya (as) Aşura gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür 2. Hz. Nuh (as) gemisini Cûdi Dağı'nın üzerine Aşura gününde demirlemiştir. 3. Hz. Yunus (as) balığın karnından Aşura günü kurtulmuştur. 4. Hz. Âdem'in (as) tevbesi Aşura günü kabul edilmiştir. 5. Hz. Yusuf (as) kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Aşura günü çıkarılmıştır. 6. Hz. İsa (as) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semaya yükseltilmiştir. 7. Hz. Davud'un (as) tevbesi o gün kabul edilmiştir. 8. Hz. İbrahim'in (as) oğlu Hz. İsmail (as) o gün doğmuştur. 9. Hz. Yakub'un (as), oğlu Hz. Yusuf'un (as) hasretinden dolayı kapanan gözleri, o gün görmeye başlamıştır. 10. Hz. Eyyûb (as) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.💥💥
Din İslam
tuz ve nar aşkına!
“ağrılardan bir dağ geldi oturdu ömrümüze… ama sen masal kuşlarını küstürme. onlar getirecek güneşi, karanlık göğümüze… tükenme! su durur, ay unutur bakışsız kalır deniz, mavisi solar mehtapsız kalır aşıklar… tükenme! çarpa çarpa kırar boynunu serçeler, göğsümün kafesinde ritmini yitirir solumdaki kan gülü kurur orada… öylece… kara çocuk… tükenme! kırılan kemik… atomlarına ayrılan biblo, tuz ve nar aşkına! yani ki, kanayan kolumuz kanadımız, adımlarımız… dağılan avuç içi haritamız aşkına! bitme! -ki olmaz… olmaz böyle dağılmak. sevgilinin saçları rüzgarda dağılır örneğin bir çocuk gülümser, bulutlar dağılır örneğin… yok. değil bu benim bildiğim, dağılmak… kırılmak… ağrımak… başka. dünya adaletsiz çocuk… dünya zorba belki eşitleniriz bir gün aşkla bu kekeme, toz ve duman şarkıyı iyi belle; -öyle durdum ki sana, demirim pas içinde. içime susmaktan, derinde besmelem, yosun içinde. besmelem ki… dağılan… kırılan… ağrıyan… kara çocuk.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Formülün Dışındaki Kızlar
Önümdeki masada duran boşanma dilekçesinin "Geçimsizlik Nedenleri" kısmına bakıyordum. Otuz yaşındaydım, yedi yıldır avukatlık yapıyordum ama adliye koridorlarında geçen bunca zamana rağmen bazı kelimeler hala ilk günkü gibi canımı yakabiliyordu. Müvekkilim, kucağında iki aylık kızıyla karşımda oturan yorgun bir kadındı. Dilekçede tam olarak şöyle yazıyordu: “Davalı koca, müvekkilin erkek çocuk doğuramamasını gerekçe göstererek müşterek konutu terk etmiş, müvekkile psikolojik şiddet uygulamıştır…” Dosyayı yavaşça kapattım. Antalya Adliyesi'nin dördüncü katındaki ofisimin penceresinden dışarıya, uzaklardaki Beydağları'na doğru baktım. Hava sıcaktı ama o kelimeler beni bir anda yirmi yıl öncesine, Elmalı’nın o buz gibi, ahşap kokulu gecelerine götürdü. Kendi çocukluğumun kokusu, burnuma bir kez daha toprak tadıyla karışık havuç ve fındık kokusu olarak geri geldi. Bizim eve fındık, fıstık ve havuç hep çuvalla girerdi. On yaşındaydım ve o güne kadar babam Mücahit’in dünya çapındaki gizli bir sincap örgütünün lideri falan olduğunu sanıyordum. Çünkü normal bir insan, oturma odasının köşesine her hafta yeni bir Antep fıstığı veya fındık çuvalı yığmazdı. Babam kamyonu kapıya yanaştırıp kasaları indirdiğinde, annem Zehra mutfakta içini çeker, Elmalı usulü bir tevekkülle başını sallardı. Babam ise gözleri parlayarak içeri girer, "Bak hanım," derdi, "bu seferki havuçlar özel. Alanya’dan getirttim. Suyunu sıkıp içeceksin, fındıkları da kavurmadan yiyeceksin ki şifası kaçmasın. Bu sefer olacak, hissediyorum." Annem ellerini önlüğüne siler, o her zamanki sakin ama bıkkın sesiyle mırıldanırdı: "Bey, Allah’ın emri bu... Mutfakta aş pişer, çocuk pişmez. Yemekle, çerezle olacak iş değil bu, anla gari." Ben o zamanlar bu konuşmaları bir tür gizli yemek tarifi zannederdim. Evde sürekli
Duygu ve Düşünce
...ruh sağlığıma zeval geldi, bir huzur gelmedi zile basıp.. astılar şeyhleri, müridleri, şapka giymeyenleri, baktemurları, denizleri, okyanusları, gezmişleri.. insan insana acıydı, katildi; insan insana ilaçtı, tatlı diliydi.. ne çok döndü dünya, ne çok dönüyor atlı karıncalar, insanlar.. kim bilir ne çok şair öldü, ne çok şiir şairsiz kaldı.. oysa ne güzel atmıştı ilk kurşunu hedefe Hasan Tahsin.. çok mu kirlendi yeryüzü, temizlemek için mi seller, depremler, felaketler.. ah be Mescidi Aksa sende çok ağlamaktasın, silaha kafa tutanlara hangi ahmak dedi ilk gerici.. sarsan biraz geriye filmi, Nuh'un gemisindeyiz, sen ben yok; biz varız.. ar damarı çatlamış bak Batı'nın, yüzü gözü kan içinde kalmış Doğu'dan doğan güneşin.. ulaklara tez haber verin, huzur aranıyor desinler şehir şehir.
Şiir
Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olanlara; Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Niğde'ye, demeyeceğim. Onu, dereyi görmeden önce paçayı sıvayanlar; su testisi su yolunda kırılanlara söylesin.
Gitmeni istemiyorum biliyorum dönmeyeceksin. Her şey anlamını yitirdi biliyorum un ufak oldu gitmene izin veriyorum. Zor olsa da denedim çok denedim hemde. Çok denedim. Kanadım her yerimden ağlamam bitti içimdeki bağırıp çağırmalar bitmiyor ama ağlayacak gözyaşım bile kalmadı. Acımı serbest bıraktım. Yarın tüm gün yatakta uyumak ısmarladım sorumlulukta istemiyorum yetişkinlikte. Bunu tek başıma çözücem nasıl bilmiyorum ama çözücem sessizliğe ihtiyacım var kaybolmaya. Bu sefer senin bile bulmana izin vermicem. Sana yazdığım mektupları alaya aldın gizledim yazdıklarımı. Sana yazıp özleyip herkes bu aşkın tadını merak ederken senim kalbinde minik titreşim bile yaratamadım. Koşmuyorum artık dizlerim koşup düşmekten kan revan. Gitmek istiyorsun tüm yollar senin gidebilirsin artık dönmeyeceksin biliyorum git çünkü böylesi senin için daha iyi daha güzel. Tutmaya gücüm kalmadı giden güzelliğim ve gençliğime üzülmüyorum sendeki bitişi gördüm artık yerim yok orada özgürsün sakince oturup yaşıcam sen özgürsün