Ahlakınızla farklı olun, davranışlarınızda nazik, sözlerinizde zarif olun.
Ne güzel söylemişlerdir: "Cebinde bir Mushaf taşıman önemli değildir, asıl önemli olan ahlakında bir ayetin bulunmasıdır.
İnsanlar bizi sevdikleri zaman, davetimizi de severler. Eğer biz kötü örnekler olursak, başkaları niçin kendi hallerini bırakıp bize benzemeye çalışsın ki?
Muhtaç olana yardım et, az da olsa. Aç birinin karnını doyur, bir somun ekmek bile yetebilir. Bir kişinin acısını hafiflet, küçük bir ilaç bedeliyle bile olsa. Bir anlaşmazlığı, yalnızca güzel bir sözle bile olsa düzeltmeye çalış.
Sıradan insanlara, muhtaçlara ve ezilmişlere yönelmek davetten alıkoymaz; bilakis o da bir davettir. Kalpleri kazanmadan bedenleri nasıl kazanabiliriz?
Kendimizi aşmadıkça kemale erişemeyiz. Önemli olan hakkın ortaya çıkmasıdır, başkasının eliyle de olsa. Bizim elimizle gerçekleşmese de önemli olan adaletin gerçekleşmesidir.
Kendi payını düşünüp kaygılanma!
Bizim dinimiz “iyiye vesile olan yapan gibidir.” diyen bir dindir.
..
Müslüman dünyasının önemli sayılabilecek birçok yazarı, düşünürü, şairi, akademisyeninin özellikle televizyonlara (ve özellikle de Kanal D gibi Doğan grubu tv’lerine) çıktıktan sonraki hâline hep beraber bakmak bile ne derece tehlikeli bir uçurumda olduğumuzu gözler önüne serer. İslam’a düşmanlığı ile ün salmış televizyon kanallarına, aynı, dizinin ikinci bölümündeki adam gibi, “sistemin tüm pisliklerini ifşa edeceği / ruh üfleyeceği” iddiasıyla çıkan insanların, bir süre sonra o kanalların reklam, ün, şehvet döngüsünün basit bir çarkına dönüştüklerini görmedik mi hep beraber?