Genel itibariyle "damlaya damlaya göl olur" mentalitesi üzerinden giden az ve öz çalışmanın en iyi çalışma biçimi olduğundan bahseden ve bu mentalitenin derinlerine dalan bir kişisel gelişim kitabı. Ancak pek çok katılmadığım nokta olduğunu da belirtmeliyim, tabi bu kısa bir inceleme olacağı için katılmadığım konuları açma niyetim de yok. Yine de İrade Terbiyesi serisinin okunması gereken bir seri olduğunu düşünüyorum.
Kitabın konusu, çocukluk döneminde yaşadığımız kötü olaylara tepki olarak geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarının değişimi. Bu savunma mekanizmalarına da "şema" adı verilmiş.
Şemaların bizim çocukluk hayatımızda koruma gibi bir işlevi olduğu hâlde, yetişkinlik hayatında bunların artık bir işe yaramayacağı, hatta bize yük olacağı temellendirilmiş.
Psikolojik sorunların çocukluk dönemindeki yansımalarını irdelemek isterseniz çok iyi bir başlangıç kitabı olacağını düşünüyorum. Fakat sorunların çözümü konusunda verilen metotların bir terapist yardımı olmadan uygulanması en azından benim için zor gibi geldi. Elbette herkes için söylemiyorum bunu.
Olgular şemalara çarpar, şemalar ise duygularımıza yön verir.
Okurken feleğim şaştı, esas sevginin ve kapitalist toplum yapısının getirdiği sevginin ne denli ayrıştığını daha net ifade eden bir eser var mıdır bilemiyorum.
Ulusların neden gelişmiş veya neden gelişmemiş olduğunu son derece basit faktörlerle açıklamış bir kuramı adeta seyrettim, yaşadım.
Acemoğlu tarihe bakşımı tam anlamıyla değiştirdi sanırım.
Zaman yönetimindeki asıl sorun aslında sınırlardır.
Pek çok yönden hayatımı değiştirdiğini hissettiğim bir kitap oldu. Her ne kadar bu sözü sevmesem de cidden hayat değiştiren nitelikte bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum, elbette takdir sizin.