Kalbin Titreyişi: Mü’min Olmanın Sırrı ve Enfâl’in Aynası ​İnsan, yeryüzünde bir mana arayıcısıdır. Dünyanın gürültüsü, günlük telaşların sisi ve nefsin bitmek bilmeyen fısıltıları arasında ruh, hep sığınacak güvenli bir liman, kalbi mutmain kılacak bir hakikat arar. İşte bu arayışın en saf, en dikişsiz ve en yalın cevabı, asırlar öncesinden gelip bugünün ve yarının insanına rehberlik eden ilahi kelamda gizlidir: "Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir." (Enfâl Sûresi, 2) ​Bu ayet-i kerime, sadece bir inanç tanımı yapmaz; kalbin röntgenini çeker, imanın samimiyet testini önümüze koyar. ​Kalbin Ürperişi: Korkudan Muhabbete Açılan Kapı ​Buradaki "ürperiş", sıradan bir korkunun ya da ürkmenin çok ötesindedir. Bu, haşyettir. Haşyet; içinde sonsuz bir saygıyı, derin bir hayranlığı ve en önemlisi de sonsuz bir aşkı barındıran titreyiştir. Bir kulun, kâinatın yegâne sahibinin, sevmeye ve sevilmeye en layık olan Yâ Vedûd’un adını duyduğunda, O’nun azameti ve cemali karşısında kendi acziyetini hissetmesidir. ​Nasıl ki rüzgâr değdiğinde bir yaprak hafifçe titrer, nasıl ki deniz dalgalandığında sahili ince bir sızıyla döver; mü'minin kalbi de Allah’ın adı anıldığında öyle bir ihtizaza, öyle bir harekete geçer. Bu titreyiş, pas tutmaya yüz tutmuş kalplerin cilalanması, dünyalık tozların ruhun üzerinden savrulup gitmesidir. ​İman, durağan bir kabul değildir; o, her an canlı tutulması gereken bir aşktır. ​Ürperiş, kalbin hayatta olduğunun kanıtıdır; duyarsızlaşmamış, katılaşmamış, merhametini kaybetmemiş bir yüreğin can çekişi değil, aşkla can buluşudur. ​Yeryüzünde İz Bırakanların İmanı ​Bu ayetin çizdiği mü'min portresi, hayattan kopuk, kabuğuna çekilmiş bir insanı anlatmaz. Aksine, Allah’ın adı anıldığında kalbi ürperen bir insan, o
1000Kitap
MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara Mutlu aşk yok ki dünyada Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya İşte o silahsız askerlere benzer hayatı Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama Mutlu aşk yok ki dünyada Güzel aşkım tatlı aşkım çıbanım derdim Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra Ve her şey der demez ölür iri gözlerin uğruna Mutlu aşk yok ki dünyada Yaşamayı öğrenmek bizimçin geçti çoktan Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran Her ürperiş borçlu baştan bir hayıflanmaya Ve her kitar havası beslenir hıçkırıkla Mutlu aşk yok ki dünyada Acılara batmamış bir aşk söyle bana
Reklam
Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek, Bizim diyarımız da binbir baharı saklar! Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek, İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar. Sen kubbesinde ince bir mozayik arar da, Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini. Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda, Bize heyecan verir bir parça yeşil çini. Sen raksına dalarken için titrer derinden, Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin; Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden, Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin. Fırtınayı andıran orkestra sesleri, Bir ürperiş getirir senin sinirlerine; Istırap çekenlerin acıklı nefesleri, Bizde geçer en hazin bir musiki yerine! Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun, Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini; Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun, Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini. Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken, Söylenmemiş bir masal gibi Anadolumuz. Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken, Sana uğurlar olsun.. Ayrılıyor yolumuz!
Alıntı
Sanat
Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek, Bizim diyarımız da bin bir baharı saklar! Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek, İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar. Sen kubbesinde ince bir mozaik arar da Gezersin kırk asırlık bir mabedin içini, Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda, Bize heyecan verir bir parça yeşil çini... Sen raksına dalarken için titrer derinden Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin, Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin. Fırtınayı andıran orkestra sesleri Bir ürperiş getirir senin sinirlerine, Istırap çekenlerin acıklı nefesleri Bizde geçer en yanık bir musiki yerine! Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini, Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini... Başka sanat bilmeyiz, karşımızda dururken Yazılmamış bir destan gibi Anadolu'muz. Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... Ayrılıyor yolumuz! ~Faruk Nafiz Çamlıbel
Gözlerimi kapatıp.. çocukken çizdiğim resimlerin hayalini koruyum.. ellerim bir kağıdı çiziyor.. kirpiklerini.. bir madencinin teninden.. gözlerini göğün denize değdiği Yerden çiziyorum.. ve her dokunuş Bir ürperiş. sina da kaybolan Musa’nın. Ateşe atılan ibrahimin.. sürgün edilen Zerdüştün. Ürperişinden.. ve canlansan.. parmak uçlarımdan değsem tenine.. kaynağan toprak olurum.. Patlamaya yüz tutmuş Binlerce yıllık bir volkanın.. derinliğinde.. Serfiraz
Edebiyat
Sanat
Yalnız senin gezdiğin bahçede açmaz çiçek, Bizim diyarımızda bin bir baharı saklar! Kolumuzdan tutarak sen istersen bizi çek İncinir düz caddede dağda gezen ayaklar Sen kubbesinde ince bir mozaik ararda Gezersin kırk asırlık mabedin içini Bizi sarsar bir sülüs yazı görsek duvarda, Bize heyecan verir bir parça yeşil çini Sen raksına dalarken için titrer derinden Çiçekli bir sahnede bir beyaz kelebeğin Bizimde kalbimizi kımıldatır derinden Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin Fırtınayı andıran orkestra sesleri Bir ürperiş getirir senin sinirlerine, Istırap çekenlerin acıklı nefesleri Bizde geçer en yanık bir musiki yerine Sen anlayan bir gözle süzersin uzun uzun Yabancı bir şehirde bir kadın heykelini, Biz duyarız en büyük zevkini ruhumuzun Görünce bir köylünün kıvrılmayan belini... Başka sanat bilmeyiz karşımızda dururken Yazılmamış bir destan gibi Anadolu’muz Arkadaş, biz bu yolda türküler tuttururken Sana uğurlar olsun... ayrılıyor yolumuz Faruk Nafiz Çamlıbel
1000Kitap
Reklam
Reklam