İlyiç, dış mahallelerdeki tiyatrolara gitmeyi ve orada işçi sınıfından oluşan kalabalığı seyretmeyi severdi. Bir gün İlyiç’le birlikte, Fas’daki askerlere yapılan vahşi muameleleri anlatan bir oyuna gittiğimizi hatırlarım. Çoğunlukla işçilerden oluşan seyircilerin, her olaya nasıl tepki gösterdiklerini seyretmek, ilginçti. Oyun henüz başlamamıştı kİ tiyatroda bulunan bütün seyirciler, hep bir ağızdan “Şapka", “Şapka" diye bağırmağa başladı. Başında son moda tüylü şapka bulunan bir bayan, salona girm işti ve seyirciler, şapkayı çıkarması için bağırıyorlardı. Bayan, bu isteğe boyun eğmek zorunda kaldı. Oyun başladı. Bir asker Fas’a gönderiliyor, geride kalan annesi ve kız kardeşi yalnız başlarına, fukaralık içinde yaşamaya başlıyorlardı. Toprak ağası, eğer askerin kız kardeşi kendisiyle evlenirse, onlardan faiz almayacağını söylüyordu. Salonun her tarafından “Domuz", “Pis köpek” sesleri yükseliyordu.
"İlyiç'in de sinirlerini bozmuştu ve sürgün hayatının gürültü ve gevezeliklerinden kurtulması için onun da Paris dışında bir tatile ihtiyacı vardı. Paris dışında ucuz pansiyonlar bulmak amacıyla îlyiç, Fransız gazetelerini taram aya başladı. Saone Loire bölgesindeki Bombon köyünde böyle bir pansiyon buldu. Dört kişi için günde 10 frank kira ödenecekti. Bu pansiyonu çok rahat bulduk ve bir ay kaldık."
İlyiç daha 15 yaşındayken dinin zararlarını anlamıştı. Boynuna haç takmamaya ve kiliseye gitmemeye başladı. O günlerde bunları yapabilmek, şimdiki kadar kolay değildi. Lenin’e göre, saçmalıklarını hünerli bir şekilde gizlemesini bilen ve dış görünüşü ile aşağılık olmayan din, daha zararlı idi. Böyle bir din, insanlar üzerinde daha güçlü bir etki yapabilirdi. Yeni bir inanış ve yeni bir din yaratma eğilimi olan “Tanrı Yücelticüiği,” böyle kurnazca ortaya atılan bir dindi.
"İIyiç'in kitabı, Materyalizm ve Ampiryokritisizm, Mayıs ayında yayınlandı. İlyiç, bu kitapta konuyu bütün ayrıntılarıyla açıklıyordu. llyiç'e göre felsefe sorunu ile dine karşı yapılacak mücadele sorunu sıkı bir biçimde birbirine bağlıydı. Bu nedenle Mayıs ayında Proleteri Klübünde "Din ve İşçi Partisi" konusunda b ir konferans verdi ve Proletari’nin45 inci sayısında "İşçi Partisinin Din Karşısındaki Tutumu" başlığını taşıyan ve Sotsial-Demokratın 6 cı sayısında, “Sınıfların ve Partilerin Din ve Kiliseye Karşı Tutumu” adı altm da iki m akalesi yayınlandı. Bu makaleler, özellikle Proletari’de yayınlanan, bu güne dek önemini yltirmemiştlr. Makalelerde, dinin sınıfsal niteliğine büyük ağırlık veriyor ve burjuvaların elinde dinin, kitleleri sınıfsal mücadeleden saptırmak ve onların beyinlerini uyuşturmak için kullanılan bir araç olduğunu ortaya koyuyordu. Bu cephede yapılacak savaşın önemsenmemesinin, savaşımın basit olacağını sanmanın yanlış olacağını ve sorunu bütün karmaşıklığı ile ele almak gerektiğini açıklıyordu."