• Ben mutsuz, ahmak bir sarhoşum, size layık değilim ve sizden utanıyorum. Sizi sevmeye layık değilim, ama önünüzde saygıyla eğiliyorum ve mükemmel bir hayvan değilse, karşınızda her insan aynı şeyi yapar!
  • "her şey bir önceki geceye benziyordu. geceler ikiz gibiydi, aralarındaki tek fark şuydu;ben dün geceyle aynı şeyleri hissetmiyordum"
  • “İçlerinde zerre kadar merhamet kalmamış, insanlıktan çıkmış bunlar, insanlıktan çıkmış!”
  • Oğul, o da benim gibi dertli, kederlidir.Ben aydınlıktan, o uçmaktan, ben baharın renginden, o göğün mavisinden hissesiz kalmışız.Kaderimiz birdir.Ben insanım, o kuş, ama talihimiz aynı.
  • 424 syf.
    ·20 günde·Beğendi
    VE BU BENIM HİKAYEM
    Öncelikle belirtmem gerekir ki bu bir kitap incelemesi değildir, bu benim kitapla olan hikayemden küçük bir kesittir . (Anlatabildiğim kadarıyla)

    Hayatımın son bir buçuk yıllık zaman diliminde vazgeçilmezim oldu kitaplar. Ve kitapçı dükkanları..Kapıdan içeri adım atar atmaz bizleri kuşatan o kitap kokusu, ve kitapların varlıkları deyim yerindeyse ayaklarımı yerden kesiyor ve içimi taze bir bahar kokusu kaplıyordu.
    Yine böyle bir günde güzel bir kitapçı dükkanında raflara bakınırken tanıştım Murat MENTEŞ ile. Kitap kapak tasarımları ılginç gelmişti. Zaman sonra nasıl olduğunu tam olarak hatırlamıyorum kendimi " RUHI MÜCERRET" isimli eserini okurken buldum. Daha ilk sayfalarında büyülenmiştim. Yazarın sıradışı anlatımı, kelimelerle dansı oldukça etkilemişti beni.

    Ve bir gün RUHİ MÜCERRET in satır aralarında rastladım ona.
    Dü-ce-ç-b-ak-ta-se-b-o...(Dünya cennete çok benziyor aksi taktirde sen burada olmazdın)...


    Gözlerinde kaybolmuştum. Daha ilk o anda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını hissetmiştim.Kurumaya yüz tutan toprağıma yıllardır özlenen bir nisan yağmuru gibi gelmişti. Onunla hayat bulmuştu yüreğim. Bütün bu heyecan kıpırtısı içinde başıma neler geleceğini de biliyordum. Aşık olacağımı da. Engel olmaya çalışsam da olamayacağımı da ..Ama aşk öyle güçlü öylesine güzel bir duygu ki bir anlık mutluluğuna bir ömür yanmaya razı oluyor insan. Sanırım en çok da böyle düşündüm. Yanacağımı bile bile attım kendimi ateşe. Girdiğim sokağın çıkmaz olduğunu gördüğüm halde, düş kırıklığına uğrayacağımı bilmeme rağmen geri dönecek iradem yoktu.
    İçimdeki hisleri anlatması çok güç. Her anım onunla doldu. Sanki yeryüzünde ondan başka hiç kimsem yoktu.
    Aslında en başında birbirimize söz de vermiştik. Aşk olmayacaktı. Sadece kitaplar olacaktı aramızda. Beraber aynı kitabı okuyup kitap üzerine düşüncelerimizi paylaşacaktık. Birbirimizin kitap arkadaşı olacaktık...Yapamadım.
    Ve bir gün kendimi onsuz yapamayacağımı hissederken buldum..Nasıl olduğunu bile anlamayarak.. Ve yine anladim ki onu sevene kadar ben kimseyi sevmemişim. Sevmek meğer ne kadar güzel bir duyguymuş.

    Yaklaşık 5 milyar yaşında olan ve yine 510 milyon km² lik bir alana sahip olan yeryüzünde, yaklaşık 200.000 yıllık insanlık geçmişinde onunla aynı yüzyılda yaşamak bile benim için mutlulukların sevincin en güzeliydi. Bir de buna onu tanımak ve özellikle yalnızca onu sevmek, 7 milyar yaşayan insan arasından yalnızca onu hissedebilmek, ona dokunabilmek, onu yaşayabilmek benim için mutlulukların da ötesindeydi.
    Ve ben O'ndan önceki hayatimda standart uyku uyuyan biriydim. Onu sevdikten sonra uykuyla arama setler çektim, uyumamalıydım, o güzel günleri yastığa bağışlamamam gerekiyordu. Biliyordum ki güzel günler uzun sürmezdi..Ve şimdi her fırsatta uyuyorum çünkü o yok, guzel günler çok çabuk tükenmişti. Ve şimdi her uyuduğumda rüyalarımda onu görüyorum.

    Murat MENTEŞ in bu eserini almak için bir kaç kitapçı dolaşmıştık. Kolay bulamamıştık. İyi ki de öyle olmuş. Hatta bendeki basım eskiydi. Ona aldığımız yeni tasarımdı. Çok beğenmişti bana elindeki o basımı teklif etmişti, tabiki alamazdım. O anki hali gözlerimin önünde. Ne de mutlu olmuştu. Gözlerindeki ışıltı dün gibi hatırımda..
    Hayatımın en guzel kitapçı gezintisiydi. Eşsiz bir mutluluk duygusu kaplamıştı ruhumu. Bundan sonraki hayatımda gireceğim tüm kitapçılarda boynum bükük olacak, belkide kitapçılardakı o kokuyu artık hissedemeyeceğim.Belki de kalan ömrüm buna da müsade etmeyecek..Bu eseri onun yanından ayrılır ayrılmaz başladım okumaya ve yol boyunca geçtigim her şehir merkezinde açıp birkaç sayfasını okudum. Bu kitap bende çok farklı yere sahipti ve öyle olmalıydı. Sizlere çok tuhaf gelebilir belki ama ben bu kitabı yaklaşık 20 il merkezi ve 40 a yakın ilce merkezinde okuyarak başladığım noktada tamamladım. Kitabın her cümlesinde, tüm satır aralarında virgülünde noktasında onu aradım...

    Peki neden mi olmadı. Bunu açıklamak çok zor ve belki de saçma. Kisaca ciddi sağlık şartları koyalım adını. Kendime konduramadığım, gerçeklerle yüzlesemediğim... Bu yüzden hayatından, binbir bahane ile binbir yalan yeminle kopmak zorunda kaldım. Belki böylesi daha kolay olacaktı . Onu daha fazla üzmemeliydim...Her aşkta olduğu gibi bu aşkta tek taraflıydı zaten beni hiç sevmedi. Ama sitem etme hakkım da yok. 'O' benimle toprak olacak ve hayat başka romanlarda devam edecek..

    Kitapla ilgili hikayemden küçük bir kesit aktarmak istiyorum.
    Kaç saattir yollardayim, ne zamandır sağlıklı bir uyku uyumuyordum bilmiyorum. Bir köy vardı. Yol üzeri, yıllar önce de bu yoldan her geçişimde dikkatimi çeken. Bu sefer o köye gideceğim. Köyün meydan yerine gelerek müsait yere park ettim aracı. Çoğu köy yerinde olduğu gibi burada da büyükçe bir köy kahvesi vardı ve tabi olmazsa olmaz meydanda bulunan, yıllara meydan okumuş asırlık çınar. Yaş ortalaması 60'in üzerinde olan hayatin ağırlığı yüzlerindeki çizgilerden okunan köy halkına (5-6kişi) selam verdikten sonra kendime bir çay söyledim, bir de sigara yaktım. Meraklı bakışlar üzerimdeydi. Açıkçası rahatsızlık duymadım. Köy yerlerinde bu şekilde yabancı kişilerin dikkat çekmesi olağan bir şeydi. Ilk defa yaşamıyordum bu hissi. Açıklama yapmak yada kendimi tanıtma gereği duyacak kadar etkiliydi bakışlar, bunun üzerine kendimi tanıttım. Köylerinin yillardır anayoldan geçip giderken dikkatimi çektiğini ve beğendiğimi belirttim. Yolcu olduğumu bir bardak çay için köylerini ziyâret ettiğimi söyledim. Içlerinden ikisinin yüzlerindeki meraklı bakış yerini sevecenlige bırakmıştı. Sandalyelerini oturmuş olduğum masaya yaklaştırdılar. Nerden gelip nereye gittigimi sorduklarında cevap vermekte zorluk çektim...Nereden gelip nereye gidiyordum, yolumu rotamı kaybetmiştim. Rüzgarda savrulan bir yaprak misali ordan oraya savrulup duruyordum. Bunu nasıl aciklayabilirdim ki..Yaklaşık yarım saat kadar sohbet ettikten sonra müsadelerini isteyerek yola koyuldum. Bu şekilde seyahatime devam ederken 5-6 köye daha uğradım. Hepsinde de güler yüzle karşılandım. Onların o sıcakkanlılığı misafirperverlikleri yüreğime işlemişti ve büyük kentlerden bir kez daha tiksinmistim.

    Ve sevdiğim..
    Daha önce olduğu gibi yine bir akşam üstüydü, şehrine varışım. Şehre hakim bir noktaya arabayı çekip gün batımına dek şehrin ışıklarının yanmasını izledim, O'nun şehirde olduğunu bilerek izledim uzaklardan. Daha sonra, sokak sokak gezdim şehrinde. İçinde yaşadığını bildiğim şehirde nefes almaya başlamıştım, bir köşeden ansızın karşıma çıkma ihtimalinin heyacanını ise hangi kelimelerle ifade edebilirdim ki.. Geceyi şehrinde geçirdim sessizce. Yine aynı yerde aynı şekilde...Bu sefer uyumadan.. Hayatımda ilk defa gün doğumunun hüznüne şahit oldum. Kuşlar matem havasında idiler. Ağaçların yapraklarına vuran ilk gün ışığı da ... Beraber gittiğimiz yerlere gittim, aynı mekânda iki kişilik kahvaltı sipariş verdim. Masaya gelen hiçbir şeye dokunamadan sadece sigara ile yaptim kahvaltımı.. İş yeri sahibi neden hiçbir şey yemediğimi sorduğunda cevap dahi veremedim.. Ve beraber gezdiğimiz sokaklarda dolaştım şuursuzca, gözlerine bakarak bakışlarla konuşarak ...Ayak izlerini sürdüm, beraber girdiğimiz kitapçılara girip çıktım. Kokun sinmişti, beraber bakındığımız kitapçı dükkanlarına.. Biliyor musun hayatimda ilk defa bir kitapçı dükkanında mutsuzdum. Ve anladım ki ben senden sonra kitaplara da küsmüştüm.

    Sana söyleyeceğim en basit söz " Seni son nefesime dek sevecegim" olacak...
    Elimde olsaydı bu yolculuğa başlayıp başlamamak, başlardım yine . Pişman değilim . Seni sevmekten bir an bile vazgeçmedim.
    Yıldızların gökyüzündeki dizilişinde bile senin adın yazılıydı...Baktığım her yerde sen vardın.
    Hani sana demistimya, yalnızca sana "benim gökyüzünde bir yıldızım var " diye . Her gece anlatıyorum artık seni ona...
    Sesini son bir kez duymayı ne çok isterdim, ama buna dayanamazdım da..
    Anlatılması güç hislerimin tarifsiz hüznünü yaşıyorum.
    Hani bana demiştinya sevmek mücadele etmektir diye. Ediyorum işte bak, sadece kalarak değil gitmek zorunda olarak da mücadele ediliyormuş.
    Asla kırgın degilim. Sitem de kabul etme sözlerimi ne olur..

    Bir gün gelirde tutarsam ellerini
    Bakarsam gözlerine sevgi dolu
    Doğarsa sende yeniden bu beden
    Ve o gün verirsem şayet son nefesimi
    Ölmeden haykırmak isterim son bir kez
    Sen adını koyamadığım
    Sen yaban gülüm sen dağ çiçeğim
    Sen ruhu revanım sen yaşama sevincim
    Yasaklım adı bende saklım
    Senin adın kavuşmak olsun
    Senin adın
    Senin adın seviyorum olsun
    Seviyorum olsun
    Seni seviyorum, seni seviyorum...

    Bunları neden mi anlattım, okumayacağını bildiğim için. Okuyacağını bilsem anlatamazdım zaten, cesaret edemezdim.
    Çok vaktim kalmadi artık hissediyorum. Olur da zaman sonra uğrarsan buralara okuyup geç ve gülümse. "Beni gerçekten sevmiş" de.
    Dualarım seninle başlayıp seninle bitecek.
    Seni çok seviyorum.
    Ben toprak olayım sen beni unut..
    Yüzündeki gülümseyiş hiç solmasın.
    Bunlar sana olan hissiyatimın ancak gölgesi olabilir.
    Ve son sözlerime şerh düşerken sevdiğim
    KORKMA ARTIK BEN YOKUM...
    https://youtu.be/4s0F5CEPfDk
  • Öyleyse, ben de hayatımın sonuna kadar aynı yerde kımıldamadan oturacağım. Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur…😏😏
  • Bu da aynı, diye geçirdim içimden. Bir gün dediklerimi değil, demek istediklerimi anlayacak bir erkek çıkmayacak mı karşıma! Hava kötü dediğimde sadece havadan söz etmediğimi anlamak bu kadar zor mu? İlle de, ben bu hayattan bıktım, türünde sözler mi etmeliyim? İşim çok dediğimde, bana
    sahip çıkacak bir erkeğe ihtiyaç duyduğumu anlayacak biri... Yanımda olmanı istiyorum diyemediğim için bu yağmur içimi ıslatıyor dediğimi nasıl anlamaz? Düpedüz, sarıl bana dedikten sonra, sarılmanın ne anlamı kalır..