Ûs

Devletler özgür eğitimin önündeki engeldir.
Şüphesiz eğitim bir devlet kurumu olarak hiyerarşik bir idari sistem içine hapsedilmiştir ve öğretmen bir devlet memurudur. Bunun anlamı öğretmenin devlet aygıtı içindeki yerinden dolayı sıkı bir dene tim altında bulunmasıdır. Fakat iki özellik öğretmeni öteki devlet memurlarından ayırır. Bir kere öğretmenin fonksiyonu sadece idari bir emri yerine getirmek değildir. Öğretmen bilgi ve düşünce aktarır. Aktarılan bu bilginin mutlaka burjuvaziye yarıyacağı diye bir kural olamaz. Eğer öğretmen, okul çevresinde belirli bir politik ve entellektüel bilinç düzeyine ulaşmışsa, okul çevresinde' bile hakim sınıfın ideolojisine', eğitimin amaçladığı "boyun eğdirme", "düzene uyumlu düşünce ve davranış geliştmeli,", "solucanlaştırma", ve "terbiye" etme olgusuna karşı mücadele edebilir. Öğretmen ilerici, dolayısıyla da özgürlükçü bir tavır içinde bulunursa, onun ilerici işlevinin önüne okul kapatılmadan geçilmez. Bu da hakim sınıfın kolay kolay başvuramayacağı bir uygulamadır. Bu söylcdiklerimizi, devrim öncesi egemen ideolojiye karşı yürütülen savaşta öğretmene önemli görevler düştüğünü gösterir.
Öteki Yayınları - Kapitalist Toplum Egitiminin Islevi Üzerine * - Türkiye Mühendislik Haberleri, Mayıs 1976, sayı 254.
Pedagoji
Reklam
Okul özgürlükçü değil, hep tektipleştirici bir kurum olagelmiştir.
"Eğitim insanlık tarihi boyunca sürekli bir değişim içinde bulunmuştur. Ve bir sistem olarak sosyal gelişmenin hiç bir aşamasında ilerici düşüncenin de yara tıcısı olmamıştır. İlerici ve aydınlık fikirler hemen çoğu zaman var olan okul sistemlerinin dışında, bir anlamda da bu sisteme bir tepki olarak doğmuştur. Her üretim biçimi ya da sosyal formasyon kendi gereksinmelerine uygur düşen eği tim sistemini oluşturmuştur. Bugünkü eğitim sistemi de kapi talist üretim biçiminin gelişmesiyle ortaya çıkmış ve yerleşmiştir. Devleti ele geçiren burjuvazi, okulu, kendi sınıfsal çıkarlarını gerçekleştirmede bir araç olarak kullandı. Bu nedenle bizim bu gün alışık olduğumuz okul sistemi ne tarih boyunca var olmuştur, ne de hep var olacaktır. Kapitalizmle birlikte doğmuş, onunla birlikte sahneden çekilecektir."
Öteki Yayınları - Kapitalist Toplum Egitiminin Islevi Üzerine * - Türkiye Mühendislik Haberleri, Mayıs 1976, sayı 254. - Ankara, 27 Mayıs 1976.
Pedagoji
Bürokratikleşmeye karşı ne gibi önlemler alınabilir?
"Sosyalist teoride işçi örgütlerinin yozlaşma tehlikesine karşı bazı tedbirler gelişti rilmiştir. Bunlardan birincisi, profesyonel olarak görev yapacak olanların mutlaka seçimle göreve gelmesi, atamanın sözkonusu olmaması, seçimle gelenlerin her an görevden alınabilmeleridir. Aynı şekilde profesyonel olarak çalışanlara kalifiye bir işçiden daha yüksek ücret ödenmemesi kuralı da sözkonusudur. (Marx bu ilkeyi Paris komünü dolayısıyla ortaya attığında bugünkü toplu sözleşme düzeni henüz yerleşmemişti ve işçilerin ald ıkları ücret çok düşüktü. Dolayısıyla bugün profesyonellere kalifiye işçi ücreti ödenmesi bir "imtiyaz" sayılabilir.) Aslında en düşük işçi ücreti bile verilse, sendikacı fabrikada, madende vb. çalışana oranla ayrıcalıklı olmaya devam edecektir. Kaloriferli, telefonlu, iyi döşenmiş merkezi bir yerdeki bürosunda "idari-entelektüel" bir iş yapmak, patrona artı-değer üretmekten her zaman daha caziptir. Öte yandan ücret dışında bir sürü maddi ve maddi olmayan olanak da sözkonusudur."
Öteki Yayınları - Sendikalarda Bürokratikleşme ve Karşı-Onlemler - Zemin Dergisi. Şubat 1987 sayısında yayımlandı.
Siyaset & Politika
Sendika yöneticileri moral planda olduğu kadar, maddi olarak da büyük avantajiara sahip oluyorlar. Büyük kentin "lüks" semtlerinde kiralanan daireler, şef telefonlar, sekreterler, binanın iç taksi matının yeniden düzenlenmesi. "İç mimarinin" yeniden ele alınması, milyonlarca li rayı tasarruf edebilme vb... Öte yandan sendikacı, işçi olarak kaldığı sürece yararlanamayacağı, ortalama bir işçi için "lüks" sayılabilecek bir harcama ve tüketim seviyesine de terfi ediyor. Uçakla seyahat, uluslararası geziler, lüks otellerde yapılan toplantı ve seminerler, otomobillerden yararlanma, yaz tatilini seçkinlerin yararlandıkları ortamlarda geçirme. Kimi harcamalar için sendikanın fonlarının kullanma vb. Profesyonel sendikacının çalışma ve yaşam koşullarının değişmesi, onu burjuva düzeninin "doğal" üyesi durumuna getiriyor. Böyle bir kişinin ya da kadronun işçi sınıfının haklarından önce kendi konumunu ve statüsünü koruması "gereği" öncelik taşımaya başlıyor. Bunca maddi-sosyal-kül türel olanağa "yüz çevirerek" tekrar eski işi ne dönmesi de artık çok zordur. Geri dönmek değil, dönme düşüncesi bile dayanılmaz hale gelmeye başlar. Sendika yöneticiliğinden ayrılmamak, kazandıklarını kaybetmemek için her yolu deneme yanlısıdır.
Öteki Yayınları - Sendikalarda Bürokratikleşme ve Karşı-Onlemler - Zemin Dergisi. Şubat 1987 sayısında yayımlandı.
Siyaset & Politika
XVIII. Tez
"İnsanlar çözümeyecckleri sorunları ortaya atmazlar". Baskının, sömürünün, aşağılanmanın toplumsal eşitsizliklerin her türlü sünün bulunmadığı, çatışmanın, savaşın değil, işbirliği ve dayanışmanın egemen olduğu, ücretli köleliğin yerini doğrudan üreticilerin ortaklaşa üretip kardeşcc bölüştüklcri bir dünya düzeni projesi insanlığın gündemine çoktan girmiştir. Ne kimi başarısız deneyler, ne de emperyalist buruvazinin ideolojik saldırıları insanl ığı bu projeden vazgeçirmeye yeterli olmayacaktır. Sınıfsız, sömürüsüz, sınırsız bir dünya düzeninin kurulması, ancak uzunca zamana yayılmış bir süreçte olanaklıdır. Elbette yükselişler, düşüşler olacak, zafcrler, yenilgiler yaşanacak. Ve binlerce yıldan beri oluşagelen sınıflı toplum tarih sahnesini kendiliğinden ve kolay terketmcyecek.
Öteki Yayınları - Sosyalizm, Sovyetler Birliğİ, Gorbaçov, Yeltsin, Darbe vs. Üzerine On Sekiz Tez• - Mülkiyeliler Birliği Dergisinin Ekim 1991 136.ncı sayısında yayınlanmıştır.
Felsefe-Düşünce
Reklam