Şüphesiz kıtlığın ortadan kalktığı bir insanlık için, enerji sorununun öncelikle çözülmesi zorunludur. Enerji üretimi artırılmalıdır. Ama aynı zamanda enerji tasarruf eden teknolojiler de geliştirilmeli ve enerji israfı önlenmelidir. Ne ki nükleer enerji bu amaca cevap verecek bir enerji türu değildir. Mevcut koşullarda nükleer enerji böyle bü "ihtiyacı" yaratanların elinde bir sömürü aracı olmaktan öteye gidcmeyecektir. Bugün nükleer enerji çoğunlukla az sayıdaki çokuluslu şirketin kontrolündedir. Fakat sanayileşmiş batılı ülkelerde nükleer enerjiye karşı oluşan muhalefet, azgelişmiş ülkelere daha çok reaktör satma yönündeki baskıyı artırıyor. Buraya kadar yapılan kısa açıklamalar Türkiye'de nükleer santrallere karşı çıkılması gereğini ortaya koymaktadır. Nükleer santral tercihi yapıldığında tehlikeli bir bağımlılık ortaya çıkacaktır. Ayrıca Türkiye'ye satılan reaktörün en ileri teknolojiyi temsil etmesi kuşkuludur. Ekonomik ve teknik gerekçelerden daha önemlisi çevre ve insanlığı ve gelecek nesillerin yaşamının tehlikeye atılmasıdır... Türkiye deprem kuşağında bir ülkedir."
Öteki Yayınları - Nükleer Santrallerin Serüveni - Mülkiyeliler Birliği Dergisi, Haziran 1986. - Çevre ve İnsan Sağlıyla İlgili Sonuçlar.