Ûs

Evet bu doğru.
Bu gün gezegenin ve onun bir parçası olan insanlığın karşı karşıya olduğu ürpertici sorunlar, doğrudan kapitalist üretim tarzının işleyişinden kaynaklanıyor. Amaçlarla araçların ters-yüz olduğu bir uygarlığın, insanlığın başına büyük belalar açması kaçınılmazdır. Öncelikle bu tersliğin aşılması gerekiyor. Bu da kapitalist üretim tarzının aşılmasını gerektiriyor. Dolayısıyla kapitalist üretim tartışma günd0mine getiri lmcden, kalıcı çözümler olanaklı değidir.
Öteki Yayınları - Rio'dan Sonra veya Sürdürülemez Kalkınma - Mülkiyeliler Birligi Dergisi, Temmuz 1992, 145. inci sayısında yayınlanmıştır.
Siyaset & Politika
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Buraya Nasıl Gelindi?
"XVI. yüzyıldan sonra, Avrupalıların doğaya ve topluma bakışında radikal bir değişiklik ortaya çıktı. "Doğaya egemen olma" bilinci tehlikeli bir zihniyet halini aldı. Bilim ve teknoloji yüceltildi. Akıl almaz bir bilim ve teknoloji fetişizmi ortaya çıktı. Teknolojinin "tarafsızlığı", "kusursuzhığu" ve her sorunu çözeceğine dair kuruntular egemen oldu. Arbk insanlığın emrindeki bilim ve teknoloji her sorunu çözecekti... Sonuçta beklenenin tam tersi bir tablo ortaya çıktı. İnsanlar doğaya egemen olalım derken onu boğdular. Teknoloji de insanlığın emrine girmedi, insanlık teknolojinin emrine girdi... Aslında insan ihtiyaçlarını karşılamak (kullanım değeri üretmek) yerine, kar amacıyla üretimin söz konusu olduğu bir ortamda, bu kaçınılmazdı. lleriye doğru kör bir kaçış söz konusuydu. Artık amaçlarla araçlar yer değiştirmişti. Rekabetci bir ortamda daha fazla kar elde etmek, daha fazla değişim değeri üretmek, "zorunluluğu" üretimi bir araç olmaktan çıkarıp bir amaç mertebesine yükseltti... Üstelik bu süreç, iktisat bilimi tarafından da meşrula ştırıldı. Sonuç olarak, "sermaye sahibi için karlı olan, toplum için de yararlıdır" zihniyeti yerleşti. Kaynaklar (doğa) sonsuz, teknoloji de "tarafsız" sayıldı..."
Öteki Yayınları - Rio'dan Sonra veya Sürdürülemez Kalkınma - Mülkiyeliler Birligi Dergisi, Temmuz 1992, 145. inci sayısında yayınlanmıştır.
Ekoloji
Doğanın tahribi bugünkü haliyle devam ederse hızlanan bir tempoyla her yıl onbinlerce canlı türü dünya sahnesinden çekilmiş olacak. (Yapılan tahminler her yıl 17500 canlı türünün yok olduğunu ortaya koyuyor.) Bir başka sorun da sanayi artıkları, çöpler ve zehirli artıktarla ilgili (Bu arada radyo-aktif artıklar la) Her geçen gün söz konusu artıklar giderek altından kalkılması kolay olmayan sorunlar ortaya çıkarıyor. OECD ülkeleri her yıl kişi başına 10 ton çöp'e çözüm bulmak zorundalar. A.B.D'de kişi başına ortaya çıkan çöp azgelişmiş ülkeler ortalamasının lkişi başına) 16 katı. Özellikle sanayi artıklarının dörtte üçü toprağa gömülüyer ki, bunlar yer altı sularını kirletiyor.
Öteki Yayınları - Rio'dan Sonra veya Sürdürülemez Kalkınma - Mülkiyeliler Birligi Dergisi, Temmuz 1992, 145. inci sayısında yayınlanmıştır.
Ekoloji
Mikroplar yüzünden her yıl 5 milyon çocuk ölüyor.
"Azgelişmiş denilen yeni-sömürge statüsündeki ülkelerde sulara karışan zararlı artıklar ve mikroplar yüzünden her yıl 5 milyon çocuk ölüyor.. Dünyanın hemen her yerinde nehirler sanayi artı klarının karışması sonucu, garip bir "kimyasal bileşim" halini almış duumda... Bu arada zararlı artıkların karıştığı Sibiryadaki Baykal gölü için de tehlike çanları çalıyor... Hemen tüm büyük nehirlerin suyu azalmaya devam ediyor.. Teknoloji hayranlarına kirlenen toprağın ve yeraltı sularının hangi "teknolojik mucize" sayesinde temizlenebileceği sorusunu sormak gerekir! Bir başka tehlikeli gidiş, ekilebilir toprakların aşırı kullanımı, ölçüsüz kullanılan kimyasal gübreler ve zararlılarla mücadele ilaçları (pestisidler), nüfus baskısı sonucu tarıma elverişii olmayan toprakların kullanılması, daha fazla alanı çoraklaştırıp verimsizleştiriyor. Yapılan tahminlere göre, bugünkü eğilimler durdurulamazsa, 2000 yılında ekilebilir topraklar yaklaşık %20 ila %30 aranında azalacak."
Öteki Yayınları - Rio'dan Sonra veya Sürdürülemez Kalkınma - Mülkiyeliler Birligi Dergisi, Temmuz 1992, 145. inci sayısında yayınlanmıştır.
Siyaset & Politika
1972 Stockholm Konferansı'ndan bu yana çevre sorunları giderek ağırlaştı, bu arada çevre bilinci de hatırı sayılır bir sıçrama kaydetti. Her yıl atmosfere 22 milyar ton karbon gazı karışıyor. Eğer bugünkü eğilimler durdurulmazsa, yüzyılın sonunda bunun ikiye katlanması kaçınılmaz görünüyor. Havaya karışan karbon gazları, "sera etkisi" yaratarak, atmosferin ısınmasına neden oluyor. Bu gazlar da çoğunlukla fosil yakıtların "aşırı" kullanılmasından, kısmen de ormansızlaşmadan (yangınlar, vb.) kaynaklanıyor. Atmosferin ısınmasının belirli bir eşiği geçmesi halinde ortaya çıkabilecek ürpertici sorunlar üzerinde burada durmayacağız ama, ısınma sonucu kutuplardaki buzulların erimesi ve deniz seviyesinin yükselmesi sonucu halen dünya nüfusunun yaklaşık %30'unun yaşadığı deniz şeridindeki alçak bölgelerde yaşamı tehdit ettiğini hatırlamak yeter. Ozon tabakasının delinmesi ve deliğin büyümesinin de özellikle cilt kanseri ve göz dokusunun zedelenmesi riskini artırması söz konusu. Öte yandan içme ve kullanma suyu da giderek azalıyor. Bu eğilim nem oranı yüksek ülkeler için de geçerli. Yüzyılın başından beri, su kullanımında 10 kat artış oldu.
Öteki Yayınları - Rio'dan Sonra veya Sürdürülemez Kalkınma - Mülkiyeliler Birligi Dergisi, Temmuz 1992, 145. inci sayısında yayınlanmıştır.
Ekoloji