Bu pedagojik-mistik-erotik ilişki tek yönlü değildir ve usta/mürşit/hoca da çırak/mürit/öğrenci yoluyla hakikate ulaşabilir. Çırağın bu konumunun en fazla belirginleştiği yer tekke olsa da (...) eğitim kurumları gibi diğer kurumlarda da karşımıza benzer dinamikler çıkar. Bu konuda önemli bir kaynak, on yedinci yüzyıl şair ve alimi Da'i Mehmed Efendi'nin (ö. 1660) Nevhatü'l-Uşşâk eseridir. Her ne kadar, Da'i bu eserde aşkının iffetli olduğunu ısrarla vurgulasa da hoca/ öğrenci ilişkilerinin her zaman tensellikten uzak olmadığını, bu ilişkilerin erotik şiirlere ve hikayelere konu olmasından anlıyoruz. On sekizinci yüzyıl şairi Kani'nin (ö. 1791) aşağıdaki dizeleri buna bir örnektir: N'ola da'vet idersem hâneme bir şeb seni dâdi S.kerler şimdi hep şâkirdleri şairler âdetdir.*
Ne ilginçtir ki, kıble duvarında hep ya bir akrep ya koç ya aslan yahut bir başka burcu temsil eden çerçeveli bir resim asılı olurdu. Çünkü bu çalgılı kahvehanede çalınan eserler, saz üstâtlarının mahâretini hakkıyla ölçmek için, o mevsimde güneşin bulunduğu burca göre tayin edilirdi. Meselâ güneş oğlak burcundaysa Bûselik, koçtaysa Rast, balıktaysa Uşşak makamları revaçta olurdu.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ey ez furûg-ı rûyet rûşen-çerağ-ı dide Mânend-i çeşm-i mestet çeşm-i cihan ne dide Hem çün tu nâzenini ser-tâ-be-pâ letafet Gîtî nişan ne dîde ez dünya âferîde Ber kasd-ı hûn-ı uşşak ebru vü çeşm-i mestet Gah în kemîn-güşade gah ân kemân-keşîde Ez sûz-ı sîne her dem dûdem be-ser berâyed Çun ûd çend-bâşem der-âteş remîde Ger ber-lebem nehî leb yâbem hayât-ı bakî Ân dem ki can-ı şîrîn bâşed be-leb resîde "Görmüyor musun ki gözlerim neşeli, sevinçli ve pek çok ferahlıkla parıl parıl parlamaktadır. Ama bunun sebebini başka bir şeye yorma. 'Gözünün ışığının bu kadar aydın olması, ancak senin aydınlık yüzünün pırıltısından akseden bir aydınlıktır.' Hiç aynayı eline alıp da kendi güzelliğini kendin seyrettiğin ve özellikle gözlerinin tatlılığına dikkat eylediğin var mıdır? 'Senin kendinden geçmiş gözlerin gibi gözleri, dünyanın gözleri görmemiştir.' Kendi gözlerin kendinde olan tatlılığı görmekten acizse sana ben haber vereyim. 'Senin gibi baştan ayağa kadar tatlı bir nazenini dünyanın hiçbir tarafında haber veremediler. Zira Allah da öyle bir vücut daha yaratmadı.' Bizim seni seyrederken altında kaldığımız etkileri sormuyor musun? Biz senin kaşların gözlerin karşısında tir tir titremekteyiz. Zira 'aşıkların kanına ve canına kasıtla, kah senin sarhoş gözlerin tuzak kurmuş ve kah gaddar kaşların da yay çekmiştir.' Gerçi, sen bizim böyle hüzünlü hüzünlü ah edişlerimizden ve ağlayarak yalvarmamızdan zevk alıyorsun. Ancak 'cayır cayır yanan tutuşmuş bağrımızın dumanı her dem başımızı bürümekte olup bu mis kokulu dumanın güzel kokuşu için bir ödağacı gibi nice bir ateşler üzerinde yanıp kalalım.' Senin aşkının derdiyle hasta oldum. Döşeklere döşendim. İşte hayatımın kalanından da ümit kalmadı. 'Eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını
Sayfa 71·Kitabı okudu
Kim ki bir Leylî-veşün 'aşkı ile rüsvâ degül Zümre-i 'uşşâk içinde 'âşık-ı şeydâ degül
1 Dilün serv ile gâyet ülfeti var Ki yârun kâmetine nisbeti var 2 Gönül maksûdı kaddün olduğı-çün İşiden dir ne 'âlî-himmeti var 3 Dilâverler dimezler merd-i meydân Anun kim zen gibi pür-zîneti var 4 Tutupdur zerre-veş âfâkı 'uşşâk O mâhun gün gibi hoş şöhreti var 5 İmâm-ı 'aşka uysun söyle Sebzî Kaşun mihrâbına çün niyyeti var
Uşşak makamıdır bu çalan. Göçebe ruhların sesidir. Tınıları su tabiatı barındırır. Dinleyenin içine su misali akar, bazen çağıldar hatta. Gün batımında dinlemelidir. Kalp ve dikriz ağrılarına iyi gelir. Ayrıca sevdiğine kavuşamayanlar ve gönül yorgunluğuna tutulanlar için birebirdir. Zaten adı üstünde uşşak, yani âşıklar makamı..
Sayfa 141·Kitabı okudu