Üst bunalım
İnsan ulvi yönlerini yaşayamayıp ideallerini gerçekleştiremediğinde, nedenini anlayamadığı bir bunalima girer.
Sayfa 69·Kitabı okuyor
İstanbul’dan İzmir’e dönüşüm
Betonarme bir ormandan, gökyüzüne doğru kibrit kutuları gibi üst üste yığılmış şaşalı apartmanlardan, gece gündüz durmaksızın hareket eden, sanki hayatın tek amacı sürekli hareket etmekmiş gibi egzozundan duman püskürtüp korna çalan arabalardan, sonra da insanlardan, insanlardan ve insanlardan; birbirini sevmeyen, karşılıklı güveni olmayan, uyumsuz, birbirine selam vermek için bile gülümsemen insanlardan ve tabii bu boğucu ortamdan kurtulmak için can atıyordum.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dijital Bunalım -II-
paslı bir tren garının unutulmuş anonsuyum ben rayların arasında sıkışmış eski bir yaz akşamı çocukluğumun cebinde gazoz kapağı sesleri ve annemin balkonundan sarkan fesleğen kokusu şehir dediğin biraz egzoz biraz yalnızlık biraz da yağmurdan sonra parlayan asfalt değil mi hangi sokağa çıksam yüzüme kapanıyor çocukluk hangi sokağın adını değiştirseler adresini kaybediyor çocukluğum hangi vitrinde dursam içeri giremiyor kalbim bir adam tanıdım kravatını düğümlerken boğazına yıllar dolanıyordu sabah sekiz vapurunda çay içip ülke kurtarırdı akşam olunca eve bir poşet ekmek ve yorgunluk oğlu bilgisayar başında başka bir kıtaya göçmüş kızı aynalarda filtre arıyordu yüzüne aynı evde dört ayrı yalnızlık büyütüyorlardı aynı mutfaktan beslenip ayrı uçurumlardan düşüyorlardı akıllı ekranlar açık kimsenin birbirine sesi yoktu kimsenin kimseye dokunuşu yoktu eskiden mahalleler vardı kapı önü sandalyeleri çekirdek kabukları ikindiden akşama uzayan dedikodular bir kadın bir tabak dolma götürürdü komşuya bir çocuk düşüp dizini yaralasa tüm sokağın canı yanardı kimsenin zili korku gibi çalmazdı
Dijital Bunalım -II-
paslı bir tren garının unutulmuş anonsuyum ben rayların arasında sıkışmış eski bir yaz akşamı çocukluğumun cebinde gazoz kapağı sesleri ve annemin balkonundan sarkan fesleğen kokusu şehir dediğin biraz egzoz biraz yalnızlık biraz da yağmurdan sonra parlayan asfalt değil mi hangi sokağa çıksam yüzüme kapanıyor çocukluk hangi sokağın adını değiştirseler adresini kaybediyor çocukluğum hangi vitrinde dursam içeri giremiyor kalbim bir adam tanıdım kravatını düğümlerken boğazına yıllar dolanıyordu sabah sekiz vapurunda çay içip ülke kurtarırdı akşam olunca eve bir poşet ekmek ve yorgunluk oğlu bilgisayar başında başka bir kıtaya göçmüş kızı aynalarda filtre arıyordu yüzüne aynı evde dört ayrı yalnızlık büyütüyorlardı aynı mutfaktan beslenip ayrı uçurumlardan düşüyorlardı akıllı ekranlar açık kimsenin birbirine sesi yoktu kimsenin kimseye dokunuşu yoktu eskiden mahalleler vardı kapı önü sandalyeleri çekirdek kabukları ikindiden akşama uzayan dedikodular bir kadın bir tabak dolma götürürdü komşuya bir çocuk düşüp dizini yaralasa tüm sokağın canı yanardı kimsenin zili korku gibi çalmazdı
Betonarme bir ormandan, gökyüzüne doğru kibrit kutuları gibi üst üste yığılmış şaşaalı apartmanlardan, gece gündüz durmaksızın hareket eden, sanki hayatın tek amacı sürekli hareket etmekmiş gibi egzozundan duman püskürtüp korna çalan arabalardan, sonra da insanlardan, insanlardan ve insanlardan; birbirini sevmeyen, karşılıklı güveni olmayan, uyumsuz, birbirine selam vermek için bile gülümsemeyen insanlardan ve pek tabii bu boğucu ortamdan kurtulmak için can atıyordum.
Sayfa 19 - Budala Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
Hanım Ana, geleneksel gücün geçici otorite üzerindeki üstünlüğünü, üst sınıfın halk tabakası üzerindeki egemenliğini, ilahî hikmetin insani gelişimine baskın çıkışını simgeliyordu. Barış zamanlarında, hegemonyasının gücü sayesinde, avanta işler, yiyim yerleri, arpalıklar dağıtıyor, ortaklarının, refahını, yalan dolana ya da seçim hilesine başvurması gerekse bile, gözetiyordu. Bunalım zamanlarında ise yandaşlarını silahlandırmak için el altından katkıda bulunuyor, onların kurbanlarının ise açıkça yardımına koşuyordu. Bu yurtseverlik bilinci ona en yüce saygınlıkları kazandırıyordu.
Sayfa 125 - Can Yayınları
Alıntı