Seyit Kutub hocasından (Abbas Mahmud el Aklar) aldığı ilhamla İbni Teymiyye, Abduh, Reşid Rıza, İbni Hazm ve Mevdudi gibi mezhepsizleri birinci üstat ve eserlerini de kaynak kabul etmiştir.
Eserlerinden istifade ettikleri bu şahısları, parlak cümlelerle anıp okurlarına tavsiye ederek sevdirmekten de geri kalmaz. Abduh ve Muhammed İkbale bazı hususlar-da küçük tenkitlerde bulunsa da onların metoduna uygun olarak dinî meselelerde genel olarak kendi aklına göre yorumlar yapar.
Lakin hayat, zaaflarımızı görmezden gelip yaralarımızı unutmakla, vedaları dengeleyen buluşmalarla, tehlikeleri yok sayıp ölümü inkarla kaim, değil mi ya? "Kâinata sırtımızı dönerek varoluyoruz" diye düşündü üstat "bilgelik dahi aldanışlarla mümkün; çaresizliğimizin idaresini elden bırakırsak yaşayamayız."
Türkiye ve Müslümanlık! Bunu tıpkı İtalyanların Katolikliği gibi anlamamız lazım. Nasıl Katolik bir İtalyan hiç kimseyi şaşırtmıyorsa, Türkiyeli bir Müslüman da çok tabiî karşınlanmak, yerinde birşey olarak görülmek zorundadır.
Hepinizin beni affetmenizi ve tekrar buluşuncaya kadar sevgiyle hatırlamanızı isterim. Şimdiye kadar kendimden başka hiç kimseye kötülük etmemem için gayret ederdim. Artık kendime de kötülük etmemek için bu kararı verdim.....