Kitap Yorumu Ve Özetidir Spoiler !!
9/10
·400 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:44
Karanlık Tutkular serisinin üçüncü kitabı Aşka Düşünce'yi an itibarıyla bitirmiş bulunmaktayım. Açıkçası kitabın ilk 20-30 sayfasını okurken beni biraz sıkacakmış gibi hissettim. Hatta serinin diğer kitaplarına göre daha yavaş ilerleyeceğini düşündüm. Ancak yaklaşık 50-60 sayfa sonrasında hikâye öyle bir açıldı ki elimden bırakamadım. Hatta şu an için seride en sevdiğim kitabın bu olduğunu söyleyebilirim. İlk iki kitapta kadın karakterleri erkek karakterlerden daha çok sevmiştim. Erkek karakterler de güzeldi ama benim için kadın karakterler daha ön plandaydı. Bu kitapta ise durum tamamen tersine döndü. Ras benim için kitabın yıldızıydı. Tam anlamıyla bir green flag karakterdi. Koruyucu, anlayışlı, sabırlı ve sevdiği kadın için her şeyi göze alabilecek bir adamdı. Gemma'yı da sevdim fakat bazı noktalarda ona sinir olduğumu söylemeliyim. Evet, çocukluğundan beri baskı altında büyütülmüş, ailesi için yaşamaya zorlanmış bir karakterdi ama yine de bazı gerçekleri daha erken görmesini ve bazı kararları kendi adına almasını isterdim. Bu yüzden zaman zaman beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Konuya gelecek olursak, Gemma'yı ilk kitaptan zaten tanıyoruz. Kendisi Vale'nin kardeşi. Vale ve Damiano'nun hikâyesini ilk kitapta okumuştuk. Gemma ise yıllardır ailesinin beklentileri doğrultusunda yaşayan, kendi hayatını ikinci plana atan bir karakter. Babasının baskısıyla Rafael ile evlenmek zorunda bırakılıyor. Aslında bu evliliği istemiyor fakat ailesinin zarar göreceğine inandığı için kabul ediyor. Ras ise Damiano'nun en güvendiği adamlardan biri ve uzun zamandır aile için çalışan biri. İlk kitaptan beri Gemma ve Ras arasında bir çekişme olduğunu görüyorduk. Sürekli birbirlerine laf sokuyorlar, birbirlerini sinir ediyorlar ama aynı zamanda aralarında inkâr edilemez bir çekim de
Aşka DüşünceGabrielle Sands · Artemis Yayınları · 2025213 okunma
Puan vermedi·510 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 16:47
Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok keyifle okudum. Umarım hak ettiği değeri görür. Genç yazarların desteklenmesi çok değerli ve böyle bir girişim yüreklendirilmeli, cesaretini kutluyorum. Her bölümde iki dünya arasında geçiş yapmak okuma deneyimini rahatlatmış. Bölümler daha kısa sürede bitiyor gibi hissettiriyor ve daha çok okutuyor. Cemil’in peşine düştüğü ortam bana yabancı dizilerden The OA 2. Sezonu anımsattı, o zaman da çok beğenmiştim hikayenin bilim kurgu yansımasını şimdi de aynı şekilde hoşuma gitti. Okurken duygularıma hakim olamadım, sinirlendim. Hikayenin beni böylesi içine çekeceğini beklemiyordum. Anlatı çok kaliteli, fantastik evren kurmak zaten zor, Türkiyede daha da zor. Normalde savaş sahneleri filmde de kitapta da olsa beni çok sıkar ve koparım muhakkak ama sık sık okuyucuya farklı karakterin gözünden baktırmak merakı diri tutuyor. Üstelik alt başlıklarla bölüm değiştikçe kitabı elinizden bıraksanız bile her geri aldığınızda hikayeye dalmakta hic zorluk çekmiyorsunuz. 5 Diyar’ın içine dalınca yaşadığım gerçeklikten ışınlandım sanki. Böyle olacağına inanmakta zorlanırım genelde. Beklentimin üstünde çıktı. Çok sağlam bir hikayesi ve dolu doku karakterleri var. Benim favorim Silvanni ve Kieva’ydı galiba, Faraen-Consilius ikilisini de kalbimden söküp atamıyorum. Deneyimlediğimiz dünyada ise ben Harun’un yalnızlığını ve kırgınlıklarını paylaştım daha çok. Ama gidişatının. beni fazlasıyla tatmin ettiğini söyleyebilirim. 510 sayfalık bir kitap için iyi ki okumuşum dedirtmek düşünüldüğü kadar kolay değil, başından sonuna beni hiç kopmadan içinde tutması, her bıraktığımda karakterleri. özletmesi, merak ettirmesi başarılıydı benim nezdimde. Okuduğunuza değecek bir kitap. İkinci kitabı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Seri haline geleceği günü gözümde
Beş DiyarSıla Serter · Theseus Yayınları · 20261 okunma
Reklam
Puan vermedi·304 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:13
dün akşam kitabın ankara'daki oyununa gittim. oyuncu çok başarılıydı fakat ben böyle işlenmesini beklemiyordum. kitap karşımda okunuyor gibiydi, belki sinemacı olmamdan anlatış beni çekmedi. en korkuncu ise seyircilerin hareketleriydi. insanlar tiyatro izleme kültürüne sahip değil galiba anlayamadım, durmadan ses çıkaranlar, aksıran, öksüren, telefonunu ısrarla kapatmayan. üstelik bir kez de değil, defalarca oldu. çok ayıp, büyük terbiyesizlik. ankara seyircisinden umutluydum ama fiyasko çıktı. fakat eser öyle bir eser ki, ilk 2019'da üniversitedeyken okumuştum. o kadar çok sevmiştim ki yazımı, dili, karakterleri... bu tarz kitapları üniversite zamanları okumak bence kişilik gelişiminde farklı bir etki yaratıyor. lisede okumuş olsam aynı etkiyi almazdım. şimdi oyuna gitmeden tekrar okuyunca ne kadar değerli bir eser olduğunu yeniden anladım. sabahattin ali'ye bıraktıkları için minnettarım.
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019209,1bin okunma
5/10
·755 syf.··
2026 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:09
Beğenmedim, koca kitap saçma sapan mevzularla uzadı durdu. Silahşörlerin bu kadar tiynetsiz olduğunu da öğrenmiş olduk. Kadın parası yiyen ve özellikle evli kadınlardan metres tutan tipler. Gerçi yazar, 'dönemin ahlak kuralları günümüzdeki gibi değildi' der birçok yerde ama. Yine de bunu okuyacağına Don Kişot okumak daha doğru. Hem edebi anlamda doyurucu, hem etik olarak daha kaliteli, üstelik bolca mizah içeriyor. Yani klasik olduğu için okumadan geçmek istemedim. Benim gibi düşünmüyorsanız okumak vakit kaybı olur.
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,4bin okunma
6/10
·488 syf.··
2026 13. kitabı
Mahi – Okuma Deneyimim ve Düşüncelerim Öncelikle kitabın kapağından başlamak istiyorum. İlk kapağı gerçekten beğendim. Dikkat çekici ve kitabın atmosferine uygun duruyor. Ancak ikinci kapağı aynı şekilde beğendiğimi söyleyemem. Bana biraz fazla karmaşık geldi ve bir kitap kapağından çok poster tasarımını andırdı. Kitabı açtığımızda bizi günümüz başlıklı bir bölüm karşılıyor. Açıkçası bu bölüm ilgimi çekti çünkü daha ilk sayfalarda büyük sayılabilecek bir spoiler veriliyor ve ister istemez Bu noktaya nasıl geldiler? diye merak etmeye başlıyorsunuz. Kitabı bitirdiğimde bile bende kalan en büyük merak unsuru buydu. Hâlâ karakterlerin günümüzde gördüğümüz noktaya nasıl geldiklerini öğrenmek istiyorum ve ikinci kitabı okuma sebebim büyük ölçüde bu olurdu. Şunu da belirtmem gerekiyor ki bu tamamen benim kişisel okuma tercihim ben kitaplarda ana karakter dışında sürekli başka karakterlerin bakış açısından okumayı sevmiyorum. Mahi ve Ali Asaf'ın bölümlerini okumakta problem yaşamadım çünkü hikâyenin merkezinde onlar var. Ancak Bahar, Kaan ve Ayşe gibi yan karakterlerin bakış açıları bana gereksiz geldi. Bu karakterlerin hikâyeye kattıkları şeyler benim gözümde ana hikâyeyi çok fazla ilerletmiyordu. Bu yüzden onların bölümlerini okurken çoğu zaman kitabın uzatıldığını hissettim. Kendimi kitap okuyor gibi değil de sanki bir dizinin farklı karakterlerine geçiş yapıyormuş gibi hissettim. Kitap boyunca beni en çok rahatsız eden şeylerden biri de karakterlerin ilişki aşamalarını yaşamadan birkaç adım sonrasına zıplamasıydı. Bunun en belirgin örneğini Bahar ve Selim arasında gördüm. Karakterler daha sevgili bile değilken, doğru düzgün flört etmemişken ve birbirlerini yeni yeni tanımaya başlamışken Selim'in bir anda öpemiyor diye evlilik ve ardından nişan konuşması bana oldukça
MahiTuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2024425 okunma
Spoiii
7/10
·488 syf.··
2026 20. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:16
Yine bir Rita Hunter kitabı olan Aşkın Ateşi ile karşınızdayım. Bu inceleme kitaptan çok başkarakterimiz Adrian'ın incelemesi olacak. Çünkü kitabı sadece Isabel'in gözünden okusaydık, kendisinden oldukça nefret edebilirdik. Gerçi bu haliyle de kendini pek sevdirebildiğini söyleyemem. Öncelikle aynı anda üç farklı kadına karşı şehvet hissetmesi, uçkuruna oldukça düşkün bir beyefendi olduğunu gösteriyor. Sonrasında ise Isabel'e sahip olabilmek için intikamını bahane etmesi cabası. Isabel karşı çıkmasaydı büyük ihtimalle onunla evlenmeyi değil, metresi olmasını teklif edecekti. Neyse ki böyle bir teklif gelmedi. Bir de eski karısı Eleonora'ya duyduğu aşk meselesi var. Sevdiğin insanı kaybetmek kolay değil, bunu anlıyorum. Ancak Isabel'e "Sen onunla kıyaslanamazsın" demesi hiç hoş değildi. Evet, söyledikten sonra pişman oluyor ama özür dilemeyi akıl etmiyor. Üstelik Isabel'i sevdiğini fark ettiği hâlde bunu söylemek için sayfalarca bekliyor. Konuş artık be adam! Bir noktadan sonra Isabel de işleri biraz fazla uzattı. Genel olarak kötü bir kitap değildi ancak olaylar gereğinden fazla uzatılmıştı. Okurken kendimi sanki sezonlarca süren bir dizi izliyormuş gibi hissettim. Yine de tarihi aşk romanlarını seviyorsanız kitaba bir şans verebilirsiniz.
Aşkın AteşiRita Hunter · Epsilon Yayınları · 2012430 okunma
Reklam
Reklam